Tuğçe Erçetin

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Affedersiniz ama Aslanyan Ailesi'nin memleketi Van

Çarşamba, 11 Şubat 2015 - 08:00

Yaşanan her şeyin içinde bilinmeyen veya çok fazla anlatılmayan bir hikaye vardır..  Bu hikayelerin nedeni kimi zaman acıya, üzüntüye, ayrılığa, travmaya dayanır. Belki de bu yüzden çok fazla anlatılmak istenmez. Her acının veya öfkenin ardında kalan, küçük hayatlardaki bu hikayeler, ilerleyen zamanda biriktiğinde bazen büyük kötülüklere, bazen de büyük iyiliklere gebedir. Ama bu bir insan hikayesi olduğu müddetçe güzel günler için umutların hiç bitmeyeceği anlamını da taşır ve bu yüzden sımsıkı o umutlara daha çok sarılmalı... Çünkü zaman geçtikçe umutlu hikayeleri yaratacak insanlar, yine "senden, benden ve bizden" çıkacak.

İlk yazımı Moskova'da doğmuş, ailesiyle birlikte orada zaman geçirmiş ve zamanla kendini "Rusya'da Ermeni Diasporası'nın bir parçası" olarak hissetmeye başlayan Diana'nın 1915 yılında Van'dan göç etmek zorunda kalan ailesine ayırmak istedim. Onlardan kısaca bahsediyor bu yazı; ama neleri bırakmak zorunda kaldıkları ve neleri özledikleri aslında çok şey anlatıyor. 1915 travmasının inşa ettiği bu hafıza, bizlere onların anısıyla bir burukluk bırakıyor, çünkü bu anı da bizden...

Khachig ve Sirvard Aslanyan, Diana'nın 1910'lu yıllarda Van'da yaşamakta olan büyükannesi ile büyükbabası. Van, şehir merkezi ve Aygestan ile birlikte iki bölgeden oluşur, Aygestan çoğunluğu Ermeni olan bir bölge olmakla beraber Müslümanların da yaşadığı yerdi. 1915 geldiğinde yıllardır yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda bırakılan diğer Ermeniler gibi, Aslanyan Ailesi de Van'ı arkasında bırakmak zorunda kalmış. 1923'e kadar ilk olarak Bağdat'a sürgün edilmişler, daha sonra ise Eçmiadzin'e (Vagharshapat) yerleştiklerini söylüyor Diana. Eçmiadzin, Ermeni Apostolik Kilisesi'nin yetimhane açıp, bir yandan da açlıktan ölmek üzere olan Ermeni sığınmacılara yemek dağıttığı yerdir o dönemlerde. Diana onları tanıyamamış, o doğduğu zaman çoktan hayatlarını kaybetmişler haliyle. Ama doğduğu günden beri onların hikayelerini, yaşadıkları ve mücadele ettikleri her şeyin detayını dinleyerek büyümüş. "Ben onları Vanlı (Vanetci) olarak tanıdım, bana 'Vanlı' olarak tanıttılar" diyor ve ekliyor: "Ailemin geri kalanı hala Vanlı olmaktan gurur duyuyor."  Ne ailesi unutmamak adına anlatmaktan bıkmış ne de Diana ile ağabeyi dinlemekten. Nerede yaşadıklarını ve bu travmanın öncesinde birlikteliğin var olduğunu dinleyebildikleri hikayeler var. Bir şekilde anıları, acıları ve geçirilmiş güzel günleri unutmak istemiyor çünkü. Aynı şekilde gelecek jenerasyona aktaracağını da belirtiyor; neler oldu bilinmeli, konuşulmalı ve bir daha 1915'ler yaşanmasın diye sağduyu inşa edilmeli ona göre. Çünkü, hiç var olmayan bir şey değil bu birliktelik, aynı bölgede, aynı topraklarda farklılığın dayatılmadığı, hatta çoğu zaman bu farklılığın hissedilmediği bir aradalık var geçmişte.

1915'in beraberinde gelen trajedi içinde büyükbabasının yanında taşıyabildiği tek bir şey varmış; ahşap bir biz. Ayakkabı yapabilmek için sürgün boyunca kendisiyle beraber taşımış. Sadece kendi için değil, ailesi gibi sürgün edilen diğerleri için de. Dedesi aynı zamanda Van'ın iki tane haritasını düzenlemelerle ortaya çıkarmış; bunun nedeni ise anıları canlı tutmak ve 1915'i bilmek adınaymış. Bir gün tekrar geri dönüp, o topraklarda yaşamak için hayatının sonuna kadar da saklamış. Hayatının sonuna kadar Van'a geri dönmeyi arzulamış yani, yaşadığı yere, memleketine... Kendini oradaki "kendinden farklı olan" insanlardan ayrı tutmamış ve büyük ihtimalle ayrı tutulmamış da. İşte o yüzden, orası, yani Van, onun memleketi. Van, Aslanyan ailesinin memleketi. Dedesi bunu gerçekleştiremese de, Diana 2014'te Van'ı ziyaret edebilme şansını yakaladı, şehirde yürüdüğü her an, ailesinden miras kalan  hafıza her şeyi canlandırmasında yardımcı olmuş. Ama ne yazık ki Ermenilere ait bulabildiği tek iz, Akdamar Adası. Bu yüzden Diana'nın aklında dedesi ve anneannesi onunla olsaydı, travmaları artabilirdi gibi bir düşünce var; çünkü Ermeni kültüründen uzaklaşmış ve onlara artık daha yabancı, daha soğuk gelen yeni bir Van var. Acılardan önce, bir aradayken bildikleri, tanıdıkları eski Van yerine, başka bir yer. Atalarının anlattıkları hikayelerden yola çıkarak hayal ettiği Anadolu daha başka Diana'nın. 1915 travması insanları yerinden etti, beklentiler ve gerçeklik arasında boşluğa neden oldu. Ama başka bir gerçek daha var, yaşanabilecek ne anılar bitti, ne de hikayeleri anlatacak ve yaşatacak bizler... İnsani ve vicdani duygularla birlikteliği diri tutabilecek nice "senden, benden ve bizden" umutlar elbet doğacaktır.



Yandex.Metrica