Ağızdaki acı su reflü belirtisi

Son zamanlarda her yemek sonrası ağzınıza gelen acı sudan, boynunuza yayılan ağrılardan ve göğsünüzdeki yanmadan yakınıyorsanız, dikkat!

Çarşamba, 16 Haziran 2010 - 05:00

Ağızdaki acı su reflü belirtisi

İstanbul Cerrahi Hastanesi Genel Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel anlattı:

Reflü ne demek?

Reflünün kelime anlamı geri akım ya da geri kaçmak. Normalde sindirim sistemimizdeki içerik ağızdan, yutma borusuna; yutma borusundan mideye ve mideden de bağırsaklara doğru akar. Bunun tersine, mideden yutma borusuna doğru bir içerik kaçmaması gerekiyor. İçerdiği yoğun asit nedeniyle adeta bir ‘kezzap’a benzetebileceğimiz mide içeriği midede kaldığında bir problem olmuyor. Çünkü kendi ürettiği aside karşı midenin ‘mukus’ adını verdiğimiz sümüksü bir koruyucu salgısı var. Ancak asit içerik yukarı, yutma borusunun içine doğru kaçarsa asit çok ciddi tahribata ve bir dizi şikayete yol açıyor. Çünkü yutma borusunun mide asidine karşı hiçbir savunması yok. Yakınmalar ayda yılda bir olursa o kişiyi ‘hasta’ kabul etmek doğru değil. Ancak şikayetler diyet yapmayı, ilaç almayı zorunlu kılacak sıklık ve şiddetteyse, kişinin sosyal hayatını etkiliyorsa artık reflü hastalığından söz ediyoruz. Zira bu denli etkilenen ve sıkıntısı olan kişiler artık tıbbi yardım aramak durumunda kalıyor.

Neden oluyor reflü?

Normal kişilerde yutma borusu ve mide bileşkesinde mide içeriğinin yukarı kaçmasını engelleyici bir dizi mekanizma var. Halk arasında ‘mide kapakçığı’ olarak bilinen bu mekanizma 3 faktörden oluşuyor. Bunlardan birincisi; yutma borusunun diyafram kasını delip karın boşluğuna girdiği noktadaki deliğin belli bir sıkılıkta olması. Bu sıkılığın kaybolup deliğin genişlemesi ve midenin üst bölümünün yukarı doğru kayması ‘mide fıtığı’ olarak tanımlanıyor. Mide fıtığı doğal anti-reflü mekanizmasını bozduğundan reflünün en önemli nedenlerinden. Yani reflü aslında mekanik bir arızadan kaynaklanan bir rahatsızlık.

Her reflüsü olanın mide fıtığı var mı?

Reflü hastalarının yaklaşık yüzde 60’ında mide fıtığı mevcut. Ve reflü ancak ve ancak bu bozukluk cerrahi olarak giderilirse ortadan kalkabiliyor. Büyükçe bir mide fıtığı olan reflü hastasında cerrahi olarak bu fıtık ortadan kaldırılmadan reflünün tedavi edilebilmesi imkansız. İkinci doğal anti-reflü mekanizma ise yutma borusu ve mide bileşkesindeki anatomik bir açı. Bu açı ‘dar’ olmalı ki adeta doğal bir ‘hokka’ mekanizması olabilsin. Üçüncü koruyucu mekanizma ise yutma borusu alt ucundaki adeta anüstekine benzer bir büzücü yapılanma. Sonuç olarak reflü tamamen mekanik bir hastalık ve o ya da bu şekilde yukarıda özetlediğim koruyucu faktörlerin bir ya da bir kaçının bozulmasından oluşuyor. Zaten bu nedenledir ki reflü tedavisinde kullanılan ilaçların kalıcı iyileştirici etkileri olamıyor, ilaçların ömür boyu alınması gerekiyor. Dolayısıyla zamanımızda uzun dönem ve kalıcı yararı kanıtlanmış tek yöntem cerrahi tedavi. Tabi ki herkese gerekmiyor ancak uygulandığında hastalara ‘reflüsüz’ ve ‘ilaçsız’ yeni bir yaşam sunabiliyor.

Reflü yaşamı tehdit eder mi?

Reflü çok sıkıntılı bir durum olmasına karşın direkt olarak yaşamı tehdit eden hayati bir hastalık değil. Çok nadiren uzun yıllardır süregelmiş ve tedavi edilmemiş reflü yutma borusu alt uç kanseri gelişimine zemin hazırlayarak yaşamsal bir tehdit oluşturabilir.

Hastanın yaşam kalitesini nasıl etkiliyor?

Milyonlarca insanda bulunan reflü esas olarak ciddi biçimde yaşam kalitesini düşüren, kişinin sürekli bazı önlemler almasını ve diyet yapmasını gerektiren ve sıklıkla da ömür boyu ilaç kullanmasını zorunlu kılan bir durumdur. Zaten bu nedenle birçok genç hasta laparoskopik yöntemle yapılan anti-reflü ameliyatı tercih ediyor ve reflüden tamamen kurtulmayı yeğliyor.

Reflü ne tip şikayetlere yol açar?

Kişinin yediklerinin ya da mide içeriğinin istemeden ağza doğru geri gelmesi ve buna bağlı olarak göğüs kemiğinin arkasında yanma hissetmesi en tipik şikayettir. Amerikalıların ‘heart burn’ yani kalp yanması olarak adlandırdığı bu durumu bizim hastalarımız ağıza acı su gelmesi olarak nitelendiriyor. Bu tip bir yakınma, ileri yaştaki birinde kalp krizi ile bile karışabiliyor. Nitekim kalp krizi geçirmekte olduğunu sanıp doktora başvuran ileri yaştaki kişilerin hatırı sayılır bölümünde, bazı tetkiklerden sonra aslında problemin basit bir reflü atağı olduğu anlaşılabiliyor. Ancak en tipik durum; genç ya da orta yaşlı bir kişinin yattığında, ya da öne doğru eğildiğinde, ağır veya asitli şeyler yiyip içtiğinde mide kapsamının ağzına doğru geldiğini hissetmesi ve göğüs kemiğinin alt kısmına yakın bölgede yanma hissi oluşması. Bir de ‘atipik’ dediğimiz göreceli olarak daha sıra dışı bulguların ön planda olduğu reflü hastaları ile karşılaşmak mümkün. Örneğin; sık tekrarlayan ses kısıklıklarının, seste çatallanmanın ve sık geniz/boğaz problemlerinin araştırılması sırasında tanı alabilmekte reflü. Reflüye bağlı boğaz problemi olanlar daha çok sabah uyandıklarında şikayetlerinin fazla olmasından yakınır. Bunun nedeni gece yatar pozisyonda uyurlarken, kendileri fark etmeksizin süregelen reflüdür. Yatar pozisyonda yer çekiminin koruyucu etkisinden de mahrum olan hastalar uyku durumunun bilinçsizliğinin de etkisiyle genizlerine kadar yükselmiş olan asidin etkisine maruz kalırlar. Bu tip hastalar genellikle kulak burun boğaz doktorlarına başvuruyorlar.

Ses tellerinde meydana gelen bu tahribat gırtlak kanserine zemin hazırlayabilir mi?

Gırtlak kanserinin risk faktörleri arasında reflü hastalığı da var. Reflü sonucu gırtlakta polip oluşumları, lökoplaki ve çok nadiren de kanser oluşabildiği kabul ediliyor. Ancak reflü ve kanser ilişkisi yutma borusu alt ucu kanseri açısından daha net ortaya konulmuş bulunuyor. Yani gırtlak kanseri gelişimi açısından reflü göreceli bir risk faktörü diyebiliriz.

Hazırlayan: Özgür Gökmen Çelenk

[email protected]

3