Amaç güzel ama saat değil...

Salı, 10 Kasım 2009 - 05:00

Okan Bayülgen son birkaç programdır (Kanal D) kendi çektiği fotoğraf kareleriyle yaptığı klip aracılığıyla “Hasankeyf sular altında kalmasın!” diyor. Güzel de diyor. Bir arkeolog eskisi olarak gözümü yaşartan bir hareket hakikaten...

Bahsedilen 13 bin yıllık bir tarih aslında. Baraj suları altında kalacak olan bir antik kent Hasankeyf. Ve benim öğrencilik yıllarımdan beri bu tehlike var. Ve anladığım kadarıyla bir süre daha olacak...

Okan’ın bu kültürel parmak kaldırmayı küçük bir mecradan çıkarıp ekrana taşıması alkışlanacak bir iş. Keşke biraz daha erken ve izlenebilir saatlerde kaldırsa o parmağı; birilerinin gözüne kaçacak bir saatte... Programının sonlarına doğru Türkiye uyuyor çünkü!

Üç bölümde su gibi Türkçe...

Arka Sıradakiler, Fox TV’nin lokomotif işlerinden birisi. Özellikle total izleyicide ciddi bir izlenme oranına ulaşıyor. Ama zirve dikkat gerektiriyor... Bakın, önceki gün töreden kaçarak İstanbul’da okumaya çalışan Mercan isimli kızın, kaçtığı yerdeki belalısı Loran konuşuyordu. Şivesi o kadar düzgündü ki, bir ara Gülgun Feyman’dan diksiyon dersi aldığını filan düşündüm. Çok değil iki hafta önce şive manyağı olan kardeşimizin kente adaptasyonu şaşırttı beni. Dilerim yapımcıları da şaşırtmıştır... Bu arada gözümüzden kaçmadı; dizide hem okuyup hem de çalışan kardeşimiz İbo, korsan kitap işiyle meşgul. Bir yanlış her doğruyu götürebilir. Emek hırsızlığına prim vermek de ne ola ki?..

Tarz para etmeyince

Beyaz’a (Kanal D) konuk olan Hande Yener eski tarzına dönüşün sinyallerini verdi. Bir dönem sahnedeyken kendisinden eski şarkılarından birini isteyen dinleyicisine “Unutun onları” diyecek kadar radikal bir noktadan geri dönüştü bu... Peki neden? Biraz müzik piyasasından haberdar olanların kolaylıkla vereceği bir yanıtı var buna; Parasal nedenlerle... Sanatçılar albüm satışlarıyla değil, çıktıkları ekstralarla yaşıyorlar. Elektronik müzik ekstraları belirleyen kitlenin tarzı değil. Eh o zaman sahne yoksa para yok, para yoksa sanat yok. Durum budur!

Genç Bakış gibi

Çok Güzel Hareketler Bunlar’da (Kanal D) skeçler başarılıydı bu kez. Metin kardeşimizin, yer yer Geniş Aile repliklerini andıran kelime esprilerini de “nazarlık” olarak koyuyorum bir kenara... Fakat dikkatimi giderek çeken bir durum var. Yılmaz Erdoğan’da sürekli bir kendini gösterme hali belirdi. Araya sürekli giren Erdoğan, skeçlerden daha uzun süre duruyor ekranda... Oradaki izleyiciyle girdiği tartışmalar programı teşbihte hata olmaz, Genç Bakış kıvamına sokuyor. Hareket izlemek isteyenler sözle bunalıyor; benden söylemesi!

En bilimsel hakaret...

HaberTürk’te önceki gün yayınlanan Teketek programının konuğu Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’ydu. Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanını görür görmez takıldım kanala... O sırada Murat Bardakçı gürlüyordu ekranda. Erzurum Atatürk Üniversitesi tarihçilerini yerden yere vuruyordu. Erzurum Kongresi’nin 100. yıldönümü hatırasına basılan bir kitap Bardakçı’ya göre müthiş hatalarla doluydu...

Ben ekran üzerinden yapılan en bilimsel hakareti o akşam izledim. Murat Bardakçı kitapta imzası bulunan akademisyenleri üçkağıtçılıkla suçlayıp, rektöre şikayet etti hepsini... En çok da suçladığı insanların akademik unvanlarına takılmıştı. Ve o gece sanırım Bardakçı’nın gazabına uğramayan akademisyen kalmadı üniversitede... Yanıtı merakla bekliyorum. Bardakçı’nın yöntemi gibi, çok akademik olacağını sanmıyorum; o kadarını söyleyeyim...

İyilik izleniyor!

Vahe Kılıçarslan 575’inci evi dekore ettiği gün aradı (Dekodizayn/ Star TV). Belki birçoğunuz bilmiyordur; Vahe o evleri cebinden para ödeyerek döşüyor. İhtiyaç sahiplerine yetişebilmek için evinden uzak, uykusuz kaldığı geceleri iyi bilirim...

Onunla dertleşirken gelen reytinglerine bakıyorum. AB izleyicide ilk otuz arasında. Bu çok önemli bir şey. Yayınlandığı saat açısından, rakiplerine filan bakınca, mucize de diyebiliriz...

Sanırım aldığı dualar reyting olarak dönüyor Vahe’ye. Ve biliyorum daha büyük geri dönüşümleri de yaşayacak bu yaptığı güzelliklerle; hak ediyor çünkü!