Ankara'da doğdu İstanbul'a Fransız Başkonsolosu oldu

Fransa'nın İstanbul Başkonsolosu Herve Magro, bir Türk kadar Türkçe konuşuyor

Cuma, 07 Mayıs 2010 - 05:00

Ankara'da doğdu İstanbul'a Fransız Başkonsolosu oldu

Cenk Ünalerzen
[email protected]

'TÜRKÇE’Yİ SOKAKTA TOP OYNARKEN ÖĞRENDİM’
Ankara doğumlusunuz...

Babam Ankara’da Fransız Büyükelçiliği’nde çalışıyordu. Ama diplomat değildi. Değişik tarihlerde bu kentte iki defa görev yaptı. 1960’da Ankara’da doğdum ve 2 yaşıma kadar da başkentte kaldık.
1967’de babamı tekrar Ankara’ya yolladılar. 7 yaşımdan 13 yaşıma kadar burada yaşadık. Çocukluğumun en güzel yılları Ankara Çankaya’da geçti.

Türkçeniz harika...

Ankara’da Fransız okuluna gittim. Türkçe’yi sokakta top oynarken öğrendim. Paris’te üniversitede tarih okudum. Bunun yanında Doğu Dilleri Enstitüsü’nde Türkçe eğitimi aldım. Çocuklukta Türkçe’yi öğrendiğim için geçen yıllarda unutmadım.

Hangi takımı tutuyorsunuz?

Türkiye’deki Fransızlar, Fransızca eğitim veren Galatasaray Lisesi’nden ötürü Galatasaray sempatizanıdır.
Ben çocukluğumda olduğu gibi hala Ankaragücü’nü tutuyorum. Fransız takımı olarak da Saint Etienne taraftarıyım.

Türkiye’deki ilk görev yeriniz Ankara’daydı...

Uluslararası ilişkiler eğitimim yok. Üniversiteden sonra Dışişleri Bakanlığı’na girdim. İlk dış görev yerim Ankara oldu. Basın ataşesi olarak 1988’den 1991’e kadar Ankara’da görev yaptım. Tabii bu arada Türkçemi daha da ilerlettim.

1974’te bıraktığınız Ankara’ya 1988’de tekrar dönmek hoş bir his olsa gerek...

Çocukluğumun kentinde görev yapmak heyecan vericiydi. 1988’in Ankara’sı, 1974’ün Ankara’sından çok farklı değildi. İstanbul’a başkonsolos olarak Eylül 2009’da geldiğimde Ankara’ya gittim.
Başkenti çok değişmiş buldum. Biz Ankara’dayken Ankara’nın en büyük sorunu hava kirliliğiydi. Şimdi Ankara’nın havası pırıl pırıl.

Çocukluğunuzu geçirdiğiniz yerleri ziyaret ettiniz mi?

Evet ziyaret ettim. Çocukluğum daha çok Çankaya’da geçmişti. Son gittiğimde eski günlerimi geçirdiğim tüm yerleri, sokakları dolaştım. Evimize baktım.
Aynen duruyor. Çok duygulandım. O günleri ailemi, babamı hatırladım. Bizim oturmuş olduğumuz bölgede büyük bir değişiklik göremedim. En şaşırdığım Ankara’nın yeni trafik sistemi oldu. Çok değişmiş.

1991’de Ankara’dan nereye gitmiştiniz?

Amerika Washington’da ve İsviçre Cenevre’de görev yaptım. Cenevre’de Birleşmiş Milletler’de Fransa’yı temsil ettim. İnsan Hakları Masası’nda çalıştım.
Aralarda Paris’e merkeze dönüp görev yaptım. 2009 Eylül’de de İstanbul’a başkonsolos olarak atandım.

Babanız Türkiye’yi ve sizi görmeye geldi mi?

Maalesef babamı 1988’de Ankara’ya tayin olmadan önce kaybettik. Ama başkonsolos olarak Türkiye’ye geldiğimi görseydi benimle gurur duyardı. Eminim mutlaka beni ve Türkiye’yi görmeye gelirdi. Beraber Ankara’ya da giderdik!

‘İSTANBUL DÜNYANIN EN GÜZEL 10 ŞEHRİNDEN BİRİ’
Ankara mı, İstanbul mu?

Ankara İstanbul’a göre daha düzenli bir kentti. Ama son dönemlerde İstanbul da olumlu yönde değişimler yaptı. Bunu, İstanbul’a gelen Fransızlar’a da söylüyorum.
İstanbul şu an dünyanın en güzel 10 şehrinden biri. Bir de İstanbul’un şu trafik sorunu çözülse harika olacak. Bu arada şunu da belirteyim: İstanbul güvenli bir kent.
Geçmişte Beyoğlu’nda gece gezmek sorundu. Şimdi bu dert bitti. Hatta bu sayede Beyoğlu geceleri moda bile oldu. Biz de fırsat buldukça Beyoğlu’nda ailece gezip eğleniyoruz. İstanbul çok dinamik, Beyoğlu daha da dinamik.

Sık gittiğiniz yerler var mı?

Boğaz’ı tepeden gören yerlere bayılıyorum. Boğaziçi mükemmel bir yer. Ulus Parkı’nın içindeki Sunset ve Ulus 29 manzarasıyla beni büyülüyor. Tünel’deki La Brise’e ve Mikla’ya gidiyoruz.
İKSV’nin (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) yeni binasının terasında X diye bir lokal açıldı. Haliç’e bakıyor. Manzara çok hoş. Bir de İstiklal Caddesi üzerindeki Mısır Apartmanı’nın çatısında 360 diye bir lokanta var.
Onun da manzarası çok iyi. Biz iş gereği dışarıya çok sık çıkıyoruz. Hatta o kadar sık dışarıya çıkıyoruz ki evi, evde ailece oturmayı çok özlüyoruz.

Rakı ile aranız nasıl?

Bir Fransız olarak şarabı tercih ederim. Türkler’in milli içkisi rakıyı da bazen içerim. Türk şaraplarını çok seviyorum. Şarapçılık son 20 yılda çok büyük gelişme gösterdi. Fransız şarap uzmanları da benim gibi düşünüyor.

‘TÜRKİYE’NİN GELİŞTİĞİNİN FARKINDA DEĞİLDİM’
İstanbul ve çevresini geziyor musunuz?

İstanbul’da büyük misafirperverlik görüyoruz. Eşim ve ben adaları çok seviyoruz ve zaman zaman vapura binip gidiyoruz. Kilyos’u görmek istiyoruz. Ama henüz gidemedik.
Arkadaşlarımız çok bahsettiler diye geçenlerde Ayvalık’a gittik. İnanılmaz güzeldi. Çeşme ve Kuşadası’na da gittik. Ankara’da görev yaparken Side’ye sürekli giderdik.
İtiraf edeyim ki; ben Türkiye’nin bu kadar geliştiğinin farkında değildim. Çocukluğumdaki Türkiye’yi biliyordum. Şimdi bambaşka bir Türkiye var. Babam Türkiye’de görev yaparken tatil için sahillerdeki köylerde mütevazı pansiyonlarda kalınırdı.
Şimdi deniz kenarlarında süper lüks oteller var. Bir tek Ayvalık eski havasını, otantik şeklini biraz koruyabilmiş.

Beyoğlu Nur-u Ziya Sokak’taki Fransız Sarayı’nda mı oturuyorsunuz?

‘Palais de France’ın (Fransız Sarayı) ikinci katı büyükelçinin İstanbul’a geldiği zamanlar kullanması için hazırlanmış durumda. Birinci katta da başkonsolosun resmi ikametgahı var.
Dolayısıyla ben ailemle beraber ‘Palais De France’ın birinci katında yaşıyorum. Binanın giriş katında da resmi davetler ve kabuller için salonlar bulunuyor.

‘ANKARA SİMİDİNİN ÜZERİNE SİMİT TANIMAM’
Yemekle aranız nasıl?

Arada mutfağa girip yemek yaptığınız olur mu? Yok hiç beceremem. Ama eşim çok iyi aşçıdır. Türk mutfağını severim. Çocukluğumdan kalan tatlar aklımda. Döner mesela.
Kızılay’da okula giderdim bir büfeden döner alırdım. O tadı hiç unutmam. Bir de simit. Türkiye’de her şehrin ayrı bir simidi var. Bursa’ya gittim farklı. İzmir’in simidi daha farklı. İstanbul’un ki hepsinden farklı.
Ama ben Ankara’nın simidini hiç birine değişmem. Dedim ya; çocukluğumdaki tadlar benim için unutulmaz. Ankara’nın simidi de bunların başında gelir.
Fransa’da doğru dürüst bir Türk lokantası olmaması kötü. Bir sürü kebapçı var. Ama öyle unutulmaz yerler değil. Fransızlar değişik mutfaklara meraklılar. Böyle ortam ve fırsat varken Fransa’da özellikle de başkent Paris’te neden iddialı bir Türk lokantası açılmıyor merak ediyorum.

Çocuklarınız İstanbul’da mı?

2 çocuğum var. Oğlum 20 yaşında. Kızım 22 yaşında. İkisi de Fransa’da Paris’te okuyorlar. İstanbul’u çok seviyorlar ve fırsat buldukça geliyorlar. Siz sormadan ben söyleyeyim: Türkçe bilmiyorlar!

Fransız kültürüne 1970’lere kadar ilgi büyüktü. Fransız okulları çok gözdeydi...

Bana ulaşan rakamlara göre; şu anda Türkiye genelinde kurslara devam ederek yaklaşık 35 bin kişi Fransızca öğreniyor. Fransızca eğitim veren okullarda 6 bin öğrenci var.
İstanbul’daki Fransız Kültür Merkezi Fransız kültürünü tanıtmak için de çok iyi çalışıyor. Geçenlerde Fransız karikatürist Volenski İstanbul’a geldi. Fransız DJ. David Guetta da kısa süre önce İstanbul’daydı.

Şarkıcı Jane Birkin İstanbul’daydı geçtiğimiz hafta. Fransız futbolunun ünlü ismi Thuram da geldi. İstanbul bir çekim merkezi. Kim davet edilse koşarak geliyor. İstanbul’da görev yapmadan önce bu kentin bu denli popüler olduğunu ve bir çekim merkezi haline geldiğini bilmiyordum.

Fransa’daki ‘Türkiye Mevsimi’ kısa süre önce bitti. Bunun iki ülkenin dostluğuna katkısı oldu mu?

Çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Beklediğimizden başarılı olduk. Ben İstanbul’a gelmeden önce, ‘Türkiye Mevsimi’nin hazırlık komitesindeydim. Nasıl geçecek diye endişelerim vardı.
Ama çok iyi geçti. 80 şehirde etkinlikler düzenlendi. Bir tek Paris ile sınırlı kalacak diye korkuyorduk. Mesela bizim milli bayramımız olan 14 Temmuz’da Nantes kenti Türk bayrağının renkleriyle süslendi.
Eyfel kırmızı-beyaz ışıklandırıldı. Fransa’nın güneyindeki Cahors kasabasında bile Türkler ile ilgili konferans düzenlendi. 9 ay süren ‘Türkiye Mevsimi’nin yarattığı olumlu havayı sürdürüp, bunun üzerine iki ülkeye de faydası olacak şeyler inşaa etmeliyiz.

Başkonsolos olarak çalışma alanınız İstanbul ile sınırlı olmasa gerek...

Bursa’ya gidiyorum. Bursa’da çalışan 200-300 kişilik bir Fransız topluluk var. İzmir daha farklı, 800 kişilik tarihsel bir Levanten topluluğu var. İstanbul’da 3800 kayıtlı Fransız var. İstanbul’daki Fransız sayısı son beş yılda 2 kat arttı. Şu anda Türkiye’de 325 Fransız şirketi faaliyette.

'BAKLAVAYA DAYANAMIYORUM'
BAŞKONSOLOS HERVE MAGRO’NUN EŞİ MARIA MAGRO

İstanbul’da günleriniz nasıl geçiyor?

İstanbul’u keşfetmeye çalışıyorum. Eminönü tarafını sevdim. Çok hareketli ve tarihi dokusuyla çok etkileyici. İstanbul’da gizemli bir şehir. Keşfedilmeye çok hazır.
Bazen yanıma bir rehber alıp sokaklarda uzun uzun geziyorum. İstanbul’u çok etkileyici ve çekici buldum. Burada bulunmaktan çok mutluyum.
Bir de Türkçe bilsem! Ama eşim Türkçe bilmesine, Ankara doğumlu olmasına rağmen bana ‘Sen İstanbul’u benden daha iyi tanıyorsun’ diyor.

İyi bir aşçı olduğunuzu duydum...

Hayır dernekleri faaliyetlerim, tutkunu olduğum seramik çalışmalarım nedeniyle mutfağa girmeye pek vaktim olmuyor. Fransa’dan seramik fırınımı getirdim, İznik çinileri üzerine çalışıyorum.
Dolayısıyla aşçının yaptığı yemekleri yiyoruz. Sadece mönülere ben karar veriyorum. Türk yemeklerini mönülere sık sık koyuyoruz. Türk tatlılarına bayılıyorum. Baklavaya hiç dayanamıyorum, sütlaç favorim. Türk yemekleri bizi şişmanlatacak.

5