Mehmet Coşkundeniz Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

'Arsız adamlar'ı kadınlar yarattı

Cumartesi, 24 Ekim 2009 - 05:00

Geçen hafta yazdığım “Akıl varsa aşk yok mu?” başlıklı yazımın sonunu “Aşktan umudunu kesip kendisini kedilere, çevreye, hayır işlerine adayan çok sayıda kadın görüyorum. Yerim kalmadı, ona da gelecek hafta değinirim” diye bitirmiştim. İzmir’den Esra Tolga bu konuyla ilgili görüşlerini yazmış bana. 30 yaşında ve yalnız bir kadın olan Esra adeta yaşıtlarının manifestosunu yazmış. Buyrun okuyun:

            ***

“Konu ne akıl, ne gönül. Konu seçim meselesi... Kimi duvarlara çarpa çarpa gitmeyi seçer, kimi beyaz atlı prens masallarıyla büyüdüğü için, doğru olmadığını bildiği halde beklemeyi... Issız adam geyiği yapmak istemiyorum ama ortalıkta çok fazla maymun iştahlı hemcinsleriniz var. Çevremde çok fazla yaşanan bir deneyim. Tanışılır, beyimizin buluşmaya vakti yoktur, hep işi vardır. Bu yüzden iletişim araçlarını kullanır. Dakika başı arayıp ilgiye boğar. Daha önceki ilişkilerden yaralı olan hatun kişiyi bu ilgi afallatır, hoşuna gider. Denge kaybı başlar. ‘Ya inanmıyorum böyle adamlar var mı?’ olunur. Bir haftadan sonra sevgili er kişi dayanamaz. 1 hafta boyunca gösterdiği performansın karşılığını almanın vakti gelmiştir. İstekler belli edilmeye başlar. İşte o zaman ya oltaya gelirsin ya da gerçekleri görmenin zamanı gelmiştir. Sonuç: Ortalıkta aşkın olmadığına inanan ‘koca yürekli’ yaralı kadınlar. İzin verin de bu yürekler, sevgilerini akıtabilecekleri bir hayır işine veya bir sokak köpeğine sahip olsunlar.”

                ***

Esra Tolga’ya ve onun muadili diğer kadınlara söyleyeceğim şey şu: Bu ‘ıssız (arsız) adamları’ siz yarattınız. Size yaklaşmak isteyen, bir ilişki yaşamak isteyen erkeklere öyle kriterler koydunuz ki, hepsi ‘Demek bunları yapmam gerekiyor’ demeye başladı. Ve yaptılar da... Üniversiteyi bitirdiler, yetmedi yüksek lisans, doktora yaptılar. Kariyerli iş insanı oldular. Spor salonlarında vücut çalıştılar. İyi markalar giydiler, iyi lokantaları öğrendiler. Rakıyı bırakıp şarabı öğrendiler. Kadın ruhundan anlayan erkek rolünü ezberlediler. Bir kadını Esra Tolga’nın deyimiyle ‘afallatacak’ klişe sözleri ve yöntemleri iyi öğrendiler. Çünkü kadınlar bunu istiyordu. Onların istediği gibi oldular. Sonra baktılar ki, böyle olarak çok kadını elde etme şansları var. Öyleyse neden bir tanesine bağlı kalsınlar? Artık, her kadın tarafından aranan erkek oldular...

                   ***

Olaya bir de bu açıdan bakmamıştınız değil mi? Peki şimdi ben ‘kedili yalnız kadınlar’a soruyorum. Birlikte olgunlaşmaya, birlikte başarmaya ne oldu? ‘Armut piş ağzıma düş’ diye diye, kriter üstüne kriter ekleye ekleye adamları ‘arsız’ olmaya yönlendirdiniz. Bana kızacağınızı çok iyi biliyorum. Ama ben yine de erkekler cephesinden bir tüyo vereyim. Şöyle düşünüyor erkekler: “Kadın çok, erkek yok...” İşte bu yüzden de arsızlıklarına arsızlık katıp ‘ıssız adam’ rolünü oynuyorlar. Yarattığınız canavarları sokaklara salıp siz evlerinize çekildiniz, kedilerinize sarıldınız. Bu konuya yarın da devam edeceğim.