Mehmet Coşkundeniz

12 Ağustos 2022, Cuma 07:00

Ponzi sistemi sizi batırır

Türkiye ‘Saadet Zinciri’ tabiriyle 1997’de Kenan Şeranoğlu’nun organizasyonuyla tanıştı. Şeranoğlu ‘Titan’ adlı bir ponzi sistemi kurmuştu. Sistem şöyle işliyordu: Siz bir sisteme belirli bir para verip üye oluyorsunuz. Sistem size, verdiğiniz paranın kat kat daha fazlasını ödemeyi taahhüt ediyor. Ancak bir şartı var.

Siz sisteme yeni üyeler kazandırmak zorundasınız. Her getirdiğiniz üyeden komisyon alıyorsunuz. Sizin getirdiğiniz üyeler de yeni üye getirirse onlardan da pay sahibi oluyorsunuz. Böylece piramitin üst kısımlarına yükseliyorsunuz. En tepedekiler büyük paralar kazanırken, altlardakiler daha küçük ödemelere razı oluyor.

Sistem başta, gelen üyelerin verdiği paralarla ödemeleri yapıyor. Yani ilk girenler epey yüklü miktarda para kazanıyor. Ancak bir süre sonra yeni üye sayısı düşüyor. Bu durumda sistem parayı çeviremez hale geliyor. Ödemeler aksıyor ve kaçınılmaz son kendini gösteriyor. Sistem çöküyor, yöneticiler milyonlarca lira ile ortadan kayboluyor. ‘Titan’ sistemini yöneten Kenan Şeranoğlu ve diğer yöneticiler hapis cezaları aldı, ama afla dışarı çıktı.

Para yatıranlar ise bir lira bile geri alamadı. Türkiye’de bu sistem çeşitli isimlerle defalarca kendini gösterdi. “Çiftlikbank” böyle bir sistemdi. ‘Tosuncuk’ lakaplı Mehmet Aydın milyonlarca lirayla Uruguay’a kaçtı. Sonra orada yakalanıp Türkiye’ye iade edildi, şu anda hapiste. Ama paralarını kaptıranlar yine tek kuruş geri alamadı.

VURGUN YAPARKEN VURGUN YERSİNİZ

Şimdi “Deterjan Pazarı” adı verilen ponzi sistemi çöktü. Sistemin kurucusu Süleyman Kocabaş deterjan hammaddesini üyelere satıyordu. Üyeler kendi evlerinde bu hammaddeyi ‘banyo topu’ adı verilen bir şekle getiriyor sonra yine Süleyman Kocabaş’a satıyordu. Ama verdikleri paranın üç katına...

Aslında sisteme katılan herkesin amacı tıpkı sistemin yöneticilerinin düşündüğü gibi ‘vurgun’ yapmak. Yasal hiçbir organizasyon, verdiğiniz parayı 2 ayda 3 katına çıkarmaz. Bunu yapacağını iddia eden kişiler ilegal bir işin içerisindedir. Doğal olarak o sisteme para veren herkes de bu illegal organizasyonun parçasıdır. Süleyman Kocabaş’ın yaptığı vurgunun 500 milyon lirayı bulduğu, dolandırılan kişi sayısının da 40 bin olduğu söyleniyor.

Şimdi büyük olasılıkla şirket tasfiye edilecek. Paralarını kısa sürede katlamanın hayalini kuran 40 bin kişi alacaklı olarak yazılacak. Şirketin varsa malları satılacak, elde edilen parayla borçlar ödenecek. Ama tabii ki bu mümkün olmayacak. Çünkü şirketin hiçbir malının olmadığı, olanların da borçları karşılamaya yetmediği görülecek. Ne diyelim, geçmiş olsun...

07 Ağustos 2022, Pazar 07:00

Gördüğünden sen sorumlusun

Bir Instagram paylaşımının, bir insanın hayatını sonsuza dek değiştirebilme gücü var. Hiç beklemediğiniz bir anda gördüğünüz bir post, bir story, bir video sizi bambaşka bir insan haline getirebilir. O paylaşımdan önce geleceğe dair umutları, hayalleri olan, etrafına neşe saçan, mutluluğu her halinden belli olan o insan müthiş bir çöküş yaşayabilir. İşte tam da böyle bir şeye tanık oldum geçen akşam. Mekana gelen iki kadın, belli ki bir şeyi kutlamak için oradaydı. Arada kadehlerini tokuşturuyorlar, müziğin ritmine kendilerini bırakıyorlar ve konuşurken gülücükler saçıyorlardı. Onların keyfi ve neşesi ortamı da hareketlendiriyor, müthiş bir mutluluk enerjisi çevrelerine yayılıyordu.

İLGİLERİ KAYBOLDU

Ancak bir süre sonra yüzlerindeki ifade değişti, ellerindeki telefona bakıp hararetli hararetli ve bazen de hayret ifadeleriyle konuşmaya başladılar. Ortamla ilgilerini tamamen kaybetmişlerdi. Birkaç dakika sonra da dışarı çıktılar. Onları bu duruma düşüren şeyin bir ‘gönül ilişkisi’ olduğunu anlamıştım elbette, fazla zaman geçmeden ben de çıktım dışarıya. İki kadın, mekanın hemen yanındaki binanın merdivenlerine oturmuştu. Biri perişan haldeydi, diğeri de onu teselli eder gibi bir görüntü veriyordu. Yanlarında mekanın işletmecisi de vardı ve beni tanıyordu. “Doktor” diye seslendi, “Burada sana ihtiyacı olan birileri var...”

Yanlarına gittim, kısa bir selamlaşma ve tanışma faslından sonra üzgün olan kadın “Az önce dünyanın en mutlu insanıyken şimdi bitik ve çaresiz bir durumdayım” dedi. “Keşke Instagram’a hiç bakmasaydım...” “Beklemediğiniz bir şey görmüş olmalısınız” deyip cevabını bekledim, “Evet” dedi, “Az önce iki yıllık sevgilim tarafından aldatıldığımı öğrendim.” “Herhalde başka bir kadınla fotoğrafını koymamıştır.” “Hayır, Instagram’ın ‘keşfet’ bölümünde gördüğüm bir video ile ortaya çıktı her şey.” Sonra da nefes bile almadan anlatmaya devam etti.

‘KEŞFET’TEN GELEN VİDEO

“Instagram’da yeni yeni parlayan bir fenomen kız var. Onun videosu önüme düştü. Videoda kız tamamen görünüyor ama yanındaki erkeğin yüzünü göstermemeye çalışıyor. Ben onun benim sevgilim olduğunu kolundaki bileklikten tanıdım. Çünkü ona ben hediye etmiştim!” “Yanılıyor olmayasınız, aynı bileklikten birçok kişide olabilir.” “Hayır, üzerinde baş harflerimiz var.” Ardından videoyu gösterdi bana.

Yine de şüpheliydim, aynı baş harflerden çok sayıda insan olabilirdi. Ama kadın, delillerin tamamını toplamıştı. Masada görünen çakmak, sigara paketi ve araba anahtarı... Hepsi bu kişinin kendi sevgilisi olduğunun işaretiydi. “Benim kız arkadaşımla iş yerindeki terfimi kutlamak için dışarı çıkacağımı biliyordu. Demek bunu fırsat bilmiş” dedi. “Aramadınız mı?” dedim, “Defalarca aradım, tonlarca mesaj yazdım. Telefonuna ulaşılamıyor. Bu da onun suçlu olduğunu gösteriyor zaten” diye cevap verdi.

05 Ağustos 2022, Cuma 07:00

Ayakkabıdan şampanya içmek

Demet Akalın’ın Gümbet’te sahne aldığı kulüpte müşterinin gönderdiği şampanyayı garsonun başından aşağı dökmesi büyük olay oldu. Bununla ilgili herkes bir şeyler yazdı, kimisi kınadı, kimisi normal karşıladı.

Demet Akalın da “10 yıldır dökülüyor bu şampanya şimdi mi olay oldu?” dedi. Son 10 yılda sahnelerde çok şey değişmiş demek ki. Ama daha önce de çeşitli şovlar vardı sahnede.

Mesela 1980’lerde sahnedeki şarkıcının ayakkabısından şampanya içmek modaydı. Evet evet, şarkıcıyı etkilemek isteyen görgüsüz müşteri pahalı bir şampanya söyler, sonra o şampanyayı şarkıcının ayakkabısına döker ve içerdi.

Yine 1990’ların başında moda olan Yunan tavernalarında masa devrilir ya da ceket yakılırdı. Şaka değil, özellikle öndeki faça masalarda oturanlar, şarkıcı sahnedeyken masayı üstündeki tüm yiyecek ve içeceklerle sahneye devirirdi. Bununla da yetinmezler, ceketlerinin üzerine alkol döküp ateşe verirlerdi. Sonuçta sahnedeki bu acayiplikler yeni değil. Sadece şekil değiştirmiş.

AŞK KAMPI

Aşkla ilgili herkesin çözemediği sorunları var. Kimisi ilişkilerinde neden dikiş tutturamadığının cevabını arıyor, kimisi var olan ilişkisindeki sorunları çözmeyi istiyor. Yıllardır bu konularda yazılarımla, kitaplarımla yol göstermeye çalışıyorum.

Şimdi de bir grup uzman arkadaşımla bunu bir ‘kamp’ şeklinde sunmaya karar verdik. 26-28 Ağustos tarihleri arasında Bostancı Green Park Hotel’de 2 gece 3 gün konaklamalı bir etkinlik bu. Eğlenceli bir eğitim kampı olacak. Peki ne yapılacak bu üç günde? Ben, toksik ilişkileri, ayrılık sonrası iyileşme sürecini, ilişkilerdeki 5S kuralını ve yeni bir aşk için duygusal dönüşümün nasıl yapılacağını anlatacağım.

31 Temmuz 2022, Pazar 07:00

Beni sevginle öldürüyorsun

Çok sevmek harika bir duygu. Çünkü bu çok kişisel bir şey, sana ait. Birini çok sevmenin önünde bir engel yok. Duygularının yoğunluğu senin bu sevgiyi hem davranışlarınla göstermeni hem de sözlerinle anlatmanı sağlar. Ama burada olayın bir de diğer tarafı var. ‘Çok sevilen’ kişi... Seninle aynı fikirde mi acaba? Sen çok sevmekten mutlusun da o çok sevilmekten memnun mu? İşte bundan memnun olmayan bir kadınla tanıştım geçen gece. “Suçlayamam onu, beni çok sevmesini de engelleyemem ama ben artık boğuluyorum” dedi bana.

“Seni bu kadar rahatsız eden şey nedir?” diye sordum. “Kendim olamıyorum, üstelik bir de kendimi suçlu hissediyorum. Çünkü onun sevgisine aynı şekilde karşılık verememek bende vicdan azabı yaratıyor. Evet, ben de seviyorum ama ben kendimi sadece sevgilimle ya da yaşadığım aşkla ifade etmiyorum” cevabını verdi.

DEVASA PARTİLER

“Lütfen belirgin örnekler verir misin?” diye devam ettim. “Mesela, devasa doğum günü partileri... Organizasyonu planlamaya neredeyse altı ay önceden başlıyor. Benim fark etmediğimi sanıyor ama hepsini biliyorum. Ona defalarca birkaç yakın dostumuzla sade kutlamalar istediğimi söyledim ama beni dinlemiyor ki...

Tekneler tutmalar, mekan kapatmalar... Hatta bir seferinde eğlence tırı tuttu ya! Tır diyorum, tır. Doluştuk tıra 30 kişi, kasasında parti verdik. Haydi bir iki kere tamam da artık eziliyorum ben bunun altında. Çünkü ben ona öyle doğum günü partileri planlayamıyorum. ‘Yapma’ dedikçe, ‘Ben seni çok seviyorum, içimden geliyor’ diye cevap veriyor.” Başka birçok kadının çok mutlu olacağı bu tarz kutlamalardan mutlu değildi.

“Ya da arkadaşlarıyla falan bir program yapacaksa, ‘Eşime bir sorayım’ demesi beni çok geriyor. Sormasın bana ya, gitsin arkadaşlarıyla otursun, sohbet etsin. Çünkü ben sormadan yapıyorum bunu. Bu rahatsızlığımı da anlattım ona ama dinleyen kim... ‘Karıcığım sen gitmemi istemezsen gitmem, onun için soruyorum’ diyor.”

ÇOK SEVMESİN BENİ

“Peki sen tam olarak ne istiyorsun eşinden?” “Çok sevmesin beni. Yani sevsin de sevme şekli böyle olmasın. Ayrıca size bir şey sorayım, madem seviyor, madem beni mutlu etmek için varını yoğunu ortaya koyuyor öyleyse neden beni dinlemiyor? Ben ona ‘Yapmanı istemiyorum’ dedikçe neden bu isteğimi dikkate almıyor?” “Olay sevgi boyutunu çoktan aşmış. Eşin bunu sadece seni çok sevdiği için yapmıyor, tamamen bencilce bir duyguyla kendini tatmin ediyor.

29 Temmuz 2022, Cuma 07:00

Yine bize hüsran

7 sezondur şampiyon olamayan, 14 sezondur da Şampiyonlar Ligi’ne gidemeyen Fenerbahçe, bize bir kez daha hüsran yaşattı. Dinamo Kiev’e Kadıköy’de 2-1 yenilip veda ettik Devler Ligi’ne. Belki daha iyi olacaktır, belki UEFA Avrupa Ligi’nde daha üst basamaklara tırmanacaktır Fenerbahçe, bilemem. Ama bizdeki kırgınlık artık onarılamaz noktaya ilerliyor, onu biliyorum. Her maç stada koşan, en iddiasız karşılaşmalarda bile tribünleri tıklım tıklım dolduran, bu hayat pahalılığında kulübe katkı olsun diye mutfak masrafından artırıp Fenerium’dan forma alan, eşini, dostunu toplayın televizyonun karşısında neşeyle maçı izlemeye oturan taraftar, gecenin sonunda hüzünle yatıyor yatağına. Bir noktadan sonra umutlar tükeniyor, tahammül kayboluyor, kırgınlık, kızgınlığa dönüşüyor. Aslında durum Kafa Dergisi’nin yayın yönetmeni sevgili Ayça Derin Karabulut’un bir tweeti özetliyor. “Fenerbahçe bizi, bizim onu sevdiğimiz kadar sevmiyor.”

DENİZİNE BİLE GİREMİYORSUN

Bu ara bizim Bodrum ve Çeşme’deki muhabirlerimizden gelen fotoğraflarda hep aynı şeyi görüyorum. Ünlüler, bilmem kaç lira vererek şezlong kiraladıkları, bir lahmacuna bilmem kaç lira ödedikleri beach’lerde doğru dürüst denize girmiyor. Hayır, deniz kirli olduğundan falan değil, su soğuk olduğundan. Temmuz’da Bodrum’a gidip, bir hafta kalıp, bir kez bile denizi görmeden dönmüş biriyim ben. Soğuk sudan nefret ederim ve bunu çok iyi anlıyorum.

Tamam da o zaman o beach’lere neden o kadar para ödüyorsunuz ki? Kaldığınız otelin havuz başında, yazlığınızın terasında falan güneşlenin o zaman. Ya da soğuk deniz sevmiyorsanız, Fethiye’den daha aşağıya alalım sizi. Hatta Mersin’i öneriyorum. Bu mevsimde su sanırım 30 derece falandır. Hamam suyundan hallice. Üstelik harika kumsalları vardır. Ama sizi de anlıyorum aslında. Derdiniz deniz keyfi değil, ‘görünmek’ olunca bütün yazı suya girmeden geçirebiliyorsunuz.

AYNI KİŞİYLE YENİDEN EVLENMEK

Sosyal medya ünlüsü Selin Ciğerci, eski futbolcu Gökhan Çıra’dan 10 Eylül 2021’de boşandı. Neden boşandıkları konusunda çok spekülasyon yapıldı ama hiçbiri doğrulanmadı. Sonra bir şey oldu, çift tekrar yakınlaştı ve bu yılın mayıs ayında bir kez daha evlendiler.

İkinci evlilikleri daha iki ayını yeni doldurmuşken önceki gün Selin Ciğerci bir kez daha boşanacaklarını açıkladı. Peki bu kez ne oldu? Şimdilik bilmiyoruz ama bir şey olmasına gerek yok. Çünkü ilk evliliklerini bitiren şeyi çözmeden, o sorunu gidermeden yeniden evlenerek zaten boşanmanın ilk merdiven basamağını da çıkmış oldular. Hayranlarının baskısı, belki biraz da birbirlerini özlemiş olmaları ikinci kez evlenmelerinin sebebidir.