Asıl tehlike

Çarşamba, 28 Eylül 2016 - 16:00

İkinci darbe diye bir laf, dillerden düşmüyor. Darbeye gerek yok. - Lafı yeter.


Tedbirli olup teyakkuz haline geçmek, fena bir şey değil. Ama bunu, sabah akşam telaffuz ederek darbeden beter bir ortam yaratmıyor muyuz?


Darbe gelirse, bir kere daha gelir. Başaramazsa bir kere daha... O da mı tutmadı... Haydii, bir kere daha. İşte o kadar. Ama hergün darbe lafıyla yaşamanın sonu var mı? Buna can mı dayanır?


Siyaset dahil, medya dahil, Türkiye’nin bütün kurumları, bu oyuna gelmiş gözüküyor. Darbe’den daha sakıncalı olan bu darbe söylentisi, kimseyi ihya etmez ama ülkeyi imha edeceği muhakkaktır. Zaten asıl murat odur.


Biz bu havayı nasıl dağıtabiliriz bilmiyorum. Daha önce böylesine bir sürekli azap yaşamadığımız için, çaresini sahiden bilmiyorum. Ama “acaba seçim bir çare olabilir mi” diye yavaş yavaş düşünmeye başladım. Hele, işin siyasi ayağı tasfiye edilmek isteniyorsa, seçimden başka hangi yol var?


Sandık “her şey” değildir. Doğru. Ama -mağlubuna galibine bakmadan- demokrasi’nin vazgeçilmez bir parçasıdır o. Unutmayın. Darbeseverler, seçim sevmezler. Nitekim, 1980’de seçime gidilseydi, 12 Eylül darbesi olmazdı.