Askere çocuk göndermesinler peki PKK'ya göndersinler mi?

Cuma, 25 Haziran 2010 - 05:00

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, almış eline megafonu akıl veriyor; “Cenazeler geliyor. Kürt çocuklarının cenazeleri geliyor. Bundan sonra çocuklarınızı askere göndermeyin. Kendi çocuklarımızı öldüreceğimize gider 1, 2 ve 10 yıl cezaevinde yatarız. Ulaştığınız herkese de bunları söyleyin.” Ardından bu sözlerini ‘vicdani ret’ temeline dayandırıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre askere gitmemenin hak olduğunu söylüyor. Peki nedir vicdani ret? En kısa anlatımıyla vicdani ret ahlaki tercih, dini inanç ya da politik nedenlerle askere gitmenin reddedilmesi. Bengi Yıldız, benim yazım sonrası kendisini savunmak için kesin şunları söyleyecek: “Ben ölümlere karşıyım o yüzden vicdani reddi savunuyorum.” Fakat aynı Bengi Yıldız, Kürt ana ve babalara, “Çocuklarınızı PKK’ya da göndermeyin. PKK terör örgütü” diyecek mi? Bengi Yıldız şunu söylemek istiyor: “Kürt çocuklar, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Silahlı Kuvvetleri askeri olarak değil, PKK’lı olarak ölsünler.”

Elif öğretmenden müthiş sözler…

İstanbul Halkalı’da askeri personel taşıyan sivil servise aracına terör örgütü PKK’nın yaptığı saldırıda şehit düşen Uzman Çavuş Çağlar Bölük’ün eşi Öğretmen Elif Bölük’ün cenazedeki sözleri çok önemliydi. Elif Bölük, Muşlu bir Kürt kızı. 2009’da kaybettiğimiz Prof. Dr. Türkan Saylan’ın kurduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin bursuyla okuyup öğretmen olmuş. Sonra da bir Türk askeriyle evlenip kızı Eylül’ü doğurmuş. Elif öğretmen eşinin cenazesinde şöyle haykırdı: “Ben de Kürdüm. Size mi kaldı bizim hakkımızı savunmak.” Kürtler’in demokratik haklarının terörle, bombayla savunulamayacağı bundan daha doğru bir yerde, bundan daha doğru bir biçimde ve bu kadar net bir şekilde dile getirilemezdi. Helal olsun Elif öğretmene. Dilerim terör örgütü PKK da şehit eşi olan Kürt kızı Elif’in bu sözleri duymuş ve anlamışlardır.

Muammer Güler’in direnmesi şart!

Özellikle, Emniyet İstihbarat, Terörle Mücadele ve Kaçakçılık bölümlerinde etkili olan ‘malum yapılanma’ gözünü Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’na çevirmiş. Bilindiği gibi, müsteşarlığın başına eski İstanbul Valisi Muammer Güler atandı. Şimdi müsteşar yardımcılıkları için kavga varmış. ‘Malum yapılanmanın’ Emniyet’teki adamları başkanlığı kendilerinden olmayan bir isme kaptırmış olmanın büyük hayal kırıklığına, müsteşar yardımcılıklarını alıp teselli bulmaya çalışıyorlarmış. Ne mutlu ki, Müsteşar Muammer Güler çok deneyimli bir bürokrat olarak işi çok sıkı tutuyormuş. Yardımcılarını seçerken ince eleyip sık dokuyormuş. Çok haklı. Devletin tüm istihbaratı bu merkezde toplanacak. Hazırlanacak raporlar terörle mücadelede çok önemli olacak. Bakalım Muammer Güler müsteşar yardımcılıkları için kulis yapanlara ne kadar direnebilecek? Dilerim sonuna dek direnir ve ‘malum yapılanmayı’ buraya sokmaz.