Astsubayların derdi sürekli eriyen maaşları

Subaylara tanınan imkânların aynısını istedikleri yok... Subaylarla aşık atmak gibi bir arzuları da bulunmuyor. Tek istedikleri subaylarla astsubaylar arasındaki maaş uçurumunun biraz olsun kapatılması. Daha rahat bir görev ve emeklilik dönemi yaşamak, çocuklarını iyi okutmak, ailelerine iyi bakmak istiyorlar...

a
a
Pazar, 03 Şubat 2013 - 16:31


Astsubayların derdi sürekli eriyen maaşları

Başlarken...

Ordu içinde kocaman bir ordu onlar. Subaylarla askerler arasındaki tampon görevi astsubaylar üstleniyor. Onlar kendilerini “ordunun ortadireği” olarak tanımlıyor. Görev başındakini, emeklisini ve ailelerini de hesaba katarsak astsubaylar en az 1 milyon kişilik bir ordu. Şu anda 34 bin muvazzaf subay, 97 bin muvazzaf astsubay var. Diğer bir deyişle; TSK’daki her 4 komutandan 3’ü astsubay. Bu arada 100 bin de emekli astsubay mevcut. Neden astsubaylar dosyası açtık? Çünkü son dönemlerde hem yükleri hem de sıkıntıları çok arttı. Maddi sorunlarla boğuşuyorlar, emir-komuta içinde bunalıyorlar... Ardı ardına astsubay intiharları boşuna mı yaşanıyor. Görev başındakiler dertlerini “Ne olur, ne olmaz” deyip kimliklerini açıklamadan anlattılar. Emeklilerin öyle bir çekincesi yok. Astsubaylara bir dokunduk bin ah işittik. Bu yazı dizisinde ordunun ortadireği astsubayların ne istediklerini okuyacaksınız.

Adı üstünde ‘sivil’ toplum gücü, eğer askerseniz zaten sivil değilsiniz. Emekli oluncaya yada o görevi bırakıncaya kadar da sivil olamazsınız. Biraz bu yüzden muvazzafıyla emeklisiyle astsubayların anlatacağı çok şey var. Kamuoyunda doktor-hemşire benzetmesinden başlıyorlar söze, “Hiçbir hemşire hasta muayene etmez. Ama biz bölük komutanlığı da yaparız, çatışma da yönetiriz. Hesabını da subaylardan ve de doktorlardan fazla veririz” diyerek, temel sıkıntılarının ve adalet isteklerinin altını çizmiş oluyorlar.

Subaylara tanınan imkanların aynısını istedikleri falan yok, hiçbir zaman onlarla aşık da atmıyorlar. Astsubayların tek isteği ordunun bu iki grubu arasındaki makas açıklığının biraz olsun kapanması. Çalışma koşulları, sosyal haklar, emeklilik tazminatları, görev tazminatları, lojman kontenjanları, psikolojik baskı ve itibar, uzun nöbet süreleri, resen emeklilikler gibi onlarca sorunları var. Bunların hepsini masaya yatıracağız. Kendi ağızlarından astsubayların ana sorunları şöyle:

SORUNLAR BELLİ

1 Birinci derecenin 4’üncü kademesine yükselmemize rağmen ek göstergemizin hâlâ 3600 olarak kalması nedeniyle çalışırken ve emekliliğimizde yoksulluk sınırı altında maaş alıyor olmamız. Ayrıca yarbay ve üst rütbeli personele hem çalışırken hem de emeklilik durumlarında maaşları ile birlikte ödenen makam, temsil ve görev tazminatını alamamamız.

2 Çalışan ve emekli astsubayların; aynı hizmet yılı ve öğrenime sahip subaylara göre hem çalışırken, hem de emeklilikte yarı yarıya maaş alması.

3 Aynı işi aynı yerde yaptıkları veya aynı öğrenimleri gördükleri halde (paraşüt, komando, hudut ve operasyon birliklerinde görev yapma, sayman, teknisyen, ikmal vb.) astsubaylara subayların yarısı oranında yan ödeme verilmesinin eşit işe eşit ücret politikası ile anayasamızın 55 inci maddesine aykırılığı.

4 Makam, temsil ve görev tazminatı almayan emniyet ve MİT mensuplarına emekliliklerinde ödenen 100 TL zammı almamamız.

5 Oyak ve bağlı kuruluşlarının temsil, yönetim ve denetiminde söz sahibi olmamamız.

6 Personel mevcudumuza göre orduevi, kamp ve sosyal tesislerden istifade oranımızın düşük olması.

7 Yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre mevcut lojmanların yüzde 55’inin subay, yüzde 40’ının astsubay ve yüzde 5’inin ise sivil memur ve uzman erbaşlara tahsis edildiği bir ortamda; büyükşehirler haricinde subaylar için tüm meslek hayatları boyunca lojman problemi olmazken, 4-5 astsubaya 1 lojman, 14-15 sivil memur ve uzmana ise 1 lojman tahsis edilmesi nedeniyle oluşan mağduriyet.

8 211 sayılı iç hizmet kanunu ve 926 sayılı personel kanunun anayasa, eşitlik, insan hakları ile adil yaşam ve çalışma koşullarına göre yeniden düzenlenmesi. (Özellikle nöbet hizmetleri, askeri hastanelerden istifade, kıdem ve terfi işlemleri, sicil, kadro ve atama durumlarını içeren maddeler)

9 Yurtdışı geçici ve sürekli görevlendirmelerde astsubay kontenjan ve kadrolarının çok düşük olması.

10 Savaşta ve barışta omuz omuza çalıştığımız ve her fırsatta bir aile olduğumuz söylendiği halde maaş ve özlük hakları ile sosyal haklarımız söz konusu olduğunda ayrı tutulmamız.

11 Çalışırken üzerimizde sorumluluğumuzun çok fazla olmasına rağmen buna eşdeğer yetkimizin hiç olmaması. Hepsine yer vereceğiz. Fakat kendi ifadeleriyle ücretlerindeki adaletsizlik belki de en büyük sorunları. Emekli Deniz Astsubayı Levent Kesmen, subay ve astsubay maaşları arasındaki astronomik farkı yüzdelerle açıklıyor: “İlk göreve başladığımızda Astsb. Çvş. 2000 TL, teğmen 2500 TL alıyor. Yani subay maaşının yüzde 80’nini alıyoruz. Yıllar sonra albay 5000 TL alırken Kd. Bçvş. 3000 TL alıyor. Subay maaşının yüzde 60’ına düşüyor. Emekli olunca albay, maaşının yüzde 80’i olan 4000 TL alırken, 2. Kad. Kd. Bçvş. 40 yıl üzerinden emekli olsa bile aldığı maaş 1670 TL oluyor. Yani, albaya verilen emekli maaşının yüzde 40’ını alıyor. 3/2 dereceden emekli olan Kd. Bçvş. ise 1325 TL maaşla albay maaşının 3’te 1’ini bile alamıyor. Adil olmayan bir durum var.”

ÖTELENEN HAKLAR DÜZELTİLMELİ

Bir astsubayın verdiği örnek çarpıcı, “Eşimle 2002 yılında evlendim... O zamanlar Astsubay Çavuştum (mesleğin ilk yılları) eşim sınıf öğretmeni. Ben, 980 lira eşim de ek ders dahil, 590 lira maaş alıyordu. Bugün ben 14 yıllık başçavuş olarak 2670 lira, eşim de ek dersi dahil 2600 lira maaş alıyor. Açıkçası maaşlarımız 11 yılda eşitlendi.” Astsubaylar yıllar içinde eriyen maaşlarından şikayetçiler dolayısıyla emeklilik dönemlerini de etkileyen bu durumun bir an önce düzeltilmesini talep ediyorlar. Astsubayların öncelikli isteği, yıllardır görmezden gelinen ve ötelenen ekonomik haklarının bir an önce düzeltilmesi.

‘Nasıl geçindiğimi tahmin bile edemezsiniz’



Kaan Berker Emekli Astsubay. TSK’nın çeşitli birliklerinde 21 yıl çalıştıktan sonra emekli olmuş. Şimdi geçim derdinde. Hazin de bir öyküsü var Kaan Berker’in. Kendi ağzından dinleyelim: “Yaşam kalitemi düşüren gelişmelerden sadece birini sizinle paylaşmak istiyorum. 1993 yılında Kıbrıs 28’nci Mot. P. Tüm. Mu. Tb’una telsiz operatörü olarak atanmama rağmen görevlendirme emriyle müstakil olarak lojistik destek takım komutanlığına atandım. İki yıl bu görevi yaptım. Tabur karargahından ayrı tamamen müstakil, sorumluluğumda 40 civarı asker ve 18 araç bunlara ait silah malzeme ve tesisatların savaşa hazır halde tutulmasını insan üstü gayretlerimle sağlamaya çalıştım. Görev yaptığım bu sürede hiçbir şekilde komutanlık tazminatı verilmedi.

Tüberküloz oldum

Maddiyatı geçelim, bu süre zarfından sonraki yıllarda yaşam kalitemi düşürecek bir şekilde sağlığımı kaybettim. Şöyle ki; iki yıllık görevimin tamamlanmasına birkaç ay kala aşırı stres ve yoğun iş temposundan dolayı yorgun düştüğümden tüberküloz oldum. Hastalandığımda yaşım 31’di ve 7 ve 8 yaşlarında iki oğlum var. Türkiye’ye atandım ve direk kendimi Çamlıca Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde buldum. Yaklaşık 2 ay yatarak tedavi ve bir yıla yakın nekahat döneminden sonra göreve tekrar başladım. Hastalığım nedeniyle akciğerlerimin dörtte üçünü kaybettim. Şu an aşırı nefes darlığım var.

Bu bize reva mı?

2005 yılında emekli oldum yaklaşık 1500 TL maaş alıyorum. Bir oğlumu tıp fakültesinde bir oğlumu da harita mühendisliğinde okutuyorum. Aldığım bu maaşla nasıl geçindiğimi tahmin bile edemezsiniz. Aynı sürede emekli olan bir subay 4000 TL civarı maaş alırken ben 1500 TL alıyorum. Hiyerarşik sisteme karşı değilim sadece adil olmasını istiyorum. Subay emekli olunca maaşının yüzde 85’ini almaya devam ediyor. Astsubay emekli olunca yüzde 45’ini alıyor bu hak mı reva mı?

3