Ayıplar içindeyiz

Çarşamba, 20 Ocak 2010 - 05:00

Dün Hrant Dink’i andık.

3 gün sonra Uğur Mumcu’yu anacağız.

10 gün sonra Abdi İpekçi’yi...

40 gün sonra Çetin Emeç’i...

Bizde böyle kara günler çoktur. Şubat, Mart, Nisan, Mayıs diye devam eder gider.

Ayıbı bu kadar bol bir ülkenin, hâlâ akıllanmaması tuhaf değil mi?

***

Eski bir hastalık bu.

Giderek de müzminleşiyor.

Siyasi rekabeti kan dâvası gibi algıladığımız için, şuursuz bir mücadele içindeyiz. Yükseklerde esen husumet rüzgarı, aşağı katlarda hep katiller üretmiştir.

Her biri de ayrı telden çalıyor. Metodları da ayrı.

Hedefleri de ayrı.

Menderes’i darağacına gönderen kafa başka, Nihat Erim’i kurşunlayan kafa başka.

Düşünün.

İki tane Başbakan kaybetmişiz. Hem de 1960-1980 arası... Yâni 20 yıl içinde.

Daha sonra?

Çok ender yetişecek ilim adamları, komutanlar, aydınlar ve yazarlar kaybetmişiz.

Elimize ne geçmiş?

Hiç.

Sevgide bir santim ilerleme yok, saygı zaten sıfır

***

Evham, korku ve şüphe, aynı tempoyla devam ediyor.

Bir ülke düşünün ki, kendi ordusunu tehlike olarak görmektedir.

Sadece ordusunu değil, kendi polisini de tehlike olarak görmektedir.

Kendi siyasetçisini, bazen kendi medyasını, çoğu zaman kendi yargısını tehlike olarak görmektedir.

Halimize bakın.

Kendi devletimizi hasım zannetmekteyiz.

Ruh halimiz budur.

***

Dünyanın en acımasız katilleri burada mı yaşıyor?

Aman Allahım.

Bütün vatan hainleri buraya mı toplanmış? Bütün ahlâksızlar, yalancılar, kalleşler hep Türkiye’ye mi dolmuş?

Olamaz.

Olsa olsa İsmet Paşa’nın dediği gibi namuslular cesur davranmıyor olabilir. Hem de ezici çoğunluğa sahip oldukları halde.