Ayrıntılar

a
a
Çarşamba, 18 Kasım 2009 - 05:00

Dersimiz Dersim ama Dersim’in ne olduğunu kimse anlatamıyor. Zira televizyon programcıları, telefon bağlantısı kurdukları her misafirin lâfını ağzına tıkıyor.

Yahu bırakın anlatsın.

Hayır.

- Vaktimiz çok az.

O az vaktin çoğunu da sunucular kullanıyor. Cevabın beş misli uzunluğunda soru olur mu?

- Tek cümleyle efendim.

- Lütfen özetleyin efendim.

***

Tabii, konuşmacılar da buna müstahak.

Kuyrukta telefon bekleyen koskoca profesörler, istiskali göze alarak her konuya maydanozlar.

- Siz hattan ayrılmayın efendim. Ya da?.. Daha cümlesi bitmeden:

- Bir son dakika gelişmesi var. Ankara’ya bağlanıyoruz efendim.

Oh, beter olsunlar efendim.

***

Sadece Dersim değil.

Telekulak, ıslak imza, açılım, kapanım, ne varsa hepsi böyle.

Konu anlaşılamıyor.

Lafını kimse bitiremiyor.

- Bitiremez.

5 dakikalık süreye 3 misafir sığdırmaya kalkarsan kim ne konuşabilir?

Yüreğimiz ağzımızda program izliyoruz. Yapmayın.

*** 

Şimdi Dersim’i kim anlatacak? Lâfı kesilmeden, paniğe kapılmadan, telefonu kapanmadan, hiç azarlanmadan horlanmadan, şööyle adam gibi kim anlatacak Dersim’i?

Kıyamet kopuyor, siyasetçiler birbirine giriyor ama yazıyı yazdığım şu saate kadar Dersim’in ne olduğunu halka hâlâ anlatan yok. Halbuki 3 dakikada onu özetleyecek epey uzman var. Fazla değil, 3 dakikada.

NOT: Gereğini yapmak diye bir lâftır gidiyor. Yıllardır en gözde, en parlak, en fiyakalı sözcük bu:

- Gereğini yapmak.

Kimsenin dilinden düşmüyor.

Ama yapanını hiç görmedim.