Babacan: Ekim'de cari açıkta risk gördük

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, geçen yıl için Türkiye'nin ekonomik büyümesinin yüzde 8'i aşacağını tahmin ettiklerini söyledi.

29 Mart 2011, Salı 14:31
A A

Bakan Babacan, AB Dönem Başkanı Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Istvan Szabo’nun Ankara’daki AB büyükelçilerine verdiği yemeğe "onur konuğu" olarak katıldı. Yemekte bir konuşma yapan Babacan, 2010 yılında Türkiye’de tüketici ve üretici güveninin çok güçlü olduğunu, bu nedenle yüzde 8’den fazla büyüme rakamının yakalanabileceğini ifade etti. Ali Babacan, "Tam rakam bu ayın sonunda açıklanacak, ancak verilerimiz 2010 yılında ekonominin büyüme oranının yüzde 8’den fazla olacağını gösteriyor. Bu, Avrupa’da en yüksek, dünyada ise en yüksek rakamlardan biri" dedi.

Küresel ekonominin çok ilginç ve benzeri görülmemiş günlerden geçtiğini ifade eden Babacan, Türkiye’nin, sürekli olarak değişen küresel koşullara ve özellikle Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da bariz biçimde ortaya çıkan bölgesel koşullara uymaya çalıştığını kaydetti.

Küresel krizin, bütün dünyada yüksek enerji ve gıda fiyatlarının görüldüğü yeni bir safhasından geçildiğini belirten Babacan, "Bu yıl şubat ayında küresel gıda fiyat endeksi nominal ve reel anlamda en yüksek seviyesine ulaştı. Enerji fiyatları, özellikle bugünlerde Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki olaylar yüzünden arttı. Petrol arzına ve petrol sevkıyatı rotalarına ilişkin kaygılar enerji fiyatlarını çok yüksek seviyelere taşıdı. Fiyatlar 100 doların üzerinde kalmaya devam ederse bu, 2011 yılında küresel ekonominin büyümesini etkiler. Bu durum farklı ülkeleri farklı biçimde etkileyecektir, ancak küresel büyüme tehdit altında" diye konuştu.

Türkiye’nin 2009 yılında mali konsolidasyonu açıklayan ve yayımlayan ilk ülkelerden biri olduğuna işaret eden Bakan Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2010 yılında birçok ülke bütçe açıkları ve kamu borcuyla mücadele ettiği zaman Türkiye, kesin olarak ayrışmıştı. Çünkü açıklarımızı adım adım nasıl azaltacağımızı gösteren bir program yayımlamış ve açıklamıştık. Türkiye’de bile bunun doğru bir politika olup olmadığı konusunda büyük tartışma vardı. Üç yıllık program açıklandığında çok hızlı biçimde güven sağlandı ve faiz oranlarını düşürdük, kredi notlarımızın birbiri ardına arttığını gözlemledik. Şu an itibariyle Türkiye’nin risk primi oranları diğer AB ülkeleriyle karşılaştırıldığında çok düşük. Örneğin bizim risk primlerimiz, AB üyesi 12 ülkeden düşük."

-"BÜYÜME YÜZDE 8’DEN BÜYÜK OLACAK"-

Geçen yıl Türkiye’de tüketici ve üretici güveninin çok güçlü olduğunu, bu nedenle yüzde 8’den fazla büyüme rakamının yakalanabileceğine dikkati çeken Babacan, "Tam rakam bu ayın sonunda açıklanacak, ancak verilerimiz 2010 yılında ekonominin büyüme oranının yüzde 8’den fazla olacağını gösteriyor. Bu, Avrupa’da en yüksek, dünyada ise en yüksek rakamlardan biri" dedi.

İstihdam yaratılması bakımından da geçen yılın iyi bir yıl olduğunu belirten Babacan, şunları söyledi:
"2010 yılında istihdamla ilgili nihai rakamlar elimizde ve toplam istihdam rakamı 2010 yılında 1,3 milyon kişi arttı. 2010’u 2009 yılıyla karşılaştırdığımızda 1,3 milyon kişi daha istihdama katılmış oldu. Bu, 2010 yılında bütün dünyada istihdam bakımından en iyi rakamlardan birini gösteriyor.

Güven endekslerine baktığımızda, Türkiye’de bugünlerde tüketici güven endeksi son iki yıldaki en yüksek seviyesinde, tüketici güven endeksi son dört yılın en yüksek düzeyinde. İmalat sektörü satın alma yöneticileri endeksine baktığımızda en yüksek seviyesinde, bu da sadece geçmişimizin değil aynı zamanda gelecek altı ayın büyüme bakımından epeyce güçlü olacağını gösteriyor."

-CARİ AÇIK-

Türkiye ekonomisinde 2010 yılının birçok açıdan iyi bir yıl olduğunu kaydeden Babacan, şöyle devam etti:
"Ancak Ekim ayından itibaren özellikle cari açıkta bazı risk işaretleri gördük. Cari işlemler dengesi bildiğiniz gibi ekseriyetle ihracat, ithalat ve turizm gelirlerinden oluşuyor. Bizim orada cari açığımız var ve cari açık bilhassa enerji fiyatlarındaki ve iç talepteki artış nedeniyle büyüdü. Ekim ayından itibaren ekonomiyi soğutmak için bazı önlemler aldık.

Böylece muhtemelen yine diğer ülkelerin yaptığının aksine, 2011 yılının başlarında bir bakıma frene basmaya başladık. Merkez Bankası, BDDK ve Hazine, adeta Merkez Bankasının kısa vadeli politika faiz oranları çok düşük, bu nedenle Türkiye, sıcak para, kısa vadeli sermaye girişleri için cazip bir ülke değil demek için karma bir politika uygulamaya başladı."

-TÜRKİYE-AB-

Konuşmasında Türkiye-AB ilişkilerine de değinen Babacan, "Türkiye’nin AB’ye giriş süreci maalesef, genellikle siyasi gerçekler, siyasi sebepler nedeniyle iyi gitmiyor. Süreç maalesef neredeyse durdu, sürecin teknik tarafı. 2008 yılının sonuna kadar her dönem iki fasıl açabildik ve on fasıldan sonra her dönem bir fasıla ve dönem başkanlığı öncesinde bir fasıla düştü. Belçika’nın dönem başkanlığında bu rakam sıfır oldu. Macaristan’ın dönem başkanlığında bir fasıl açabileceğimizi umuyoruz" dedi.

Babacan, "Birçok fasıl siyasi nedenlerle engellendi. Kıbrıs Rum Kesimi burada en önemli sorun. Farklı fasılları engelleyen farklı üyeler var. Şimdi açabileceğimiz en az yedi ya da sekiz fasıl var. Teknik olarak hazırız. Komisyon teknik olarak hazır olduğumuzu söylüyor. Bu fasılların bazıları için komisyon zaten hazır olduğumuzu açıkladı. Ancak siyasi engel nedeniyle bu fasılları açamıyoruz" diye konuştu.

-KUZEY AFRİKA VE ORTADOĞU’DAKİ GELİŞMELER-

Son zamanlarda Kuzey Afrika’daki ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerle ilgili de değerlendirmede bulunan Babacan, Tunus ve Mısır’da başlayan olayların şimdi Libya’da izlendiğini ve birçok ülkenin bu ayaklanmaları ve sosyal hareketleri ciddi biçimde yakından takip ettiğini söyledi.

"Biz bu ülkelerin liderleriyle her zaman, değişime ihtiyaç olduğu konusunda özel olarak ilişki kuruyoruz, çünkü dünyadaki koşullar çok hızlı değişiyor. Bunun için liderlere, halkın sizi değişime zorlaması yerine siz değişime öncülük etmelisiniz" diyen Ali Babacan, Libya’daki durumun çok karmaşık olduğunu, çünkü bazı ülkelerin tek taraflı hareket ettiğini gördüklerini ve bunun gerçekten çok tehlike arz ettiğini ifade etti.
Libya’daki durumun, 5-10 yıldır zorlukların ve kaosun yaşandığı Irak’taki gibi sonlanmasını istemediklerini bildiren Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Libya’da uluslararası toplum, sorumlu ve müşterek hareket etmeli. Bu yüzden tek yanlı davranışlar çok ciddi riskleri barındırıyor. Şimdi NATO içinde devam eden bir tartışma var" diye konuştu.

Libya’da uçuşa yasak bölge ve silah ambargosu uygulanması, sivillerin korunması ve insani yardım konularının söz konusu olduğunu, bu dört konuda idarenin NATO’da olması gerektiğini vurgulayan Babacan, herhangi bir ülkeye özel bir statü verilmemesi gerektiğini ve bir ülkenin özel bir statüye sahip olmasının Libya halkı için çok tehlikeli olabileceğine dikkati çekti.

"O ülkenin halkını kazanmalıyız. Libya halkının desteğine sahip olmazsanız, bu süreç çalışmaz" diyen Babacan, bunun Afganistan’da yıllardır kanıtlandığını, Afganistan halkının yabancıları halen işgalci gibi gördüğünü, bir ülkenin halkını desteklemediğiniz sürece hiçbir şeyin işlerlik kazanamayacağını sözlerine ekledi.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;