Balkonunda kurban kesenler imajımızı sarstı

Cumartesi, 03 Nisan 2010 - 05:00

Dünyanın en büyük ikinci örgütü olan İKÖ’nün Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’dan çarpıcı açıklamalar:

- İslam Konferansı Örgütü İKÖ’nün ilk Türk Genel Sekreteri Prof. İhsanoğlu Batı’daki islam karşıtlığının tehlikeli şekilde tırmandığını ve 1930 lardaki Yahudi düşmanlığıyla aynı seviyeye geldiğini söyledi.

- Prof. İhsanoğlu dini yanlış uygulayan eğitim ve sosyal statü açısından geri kalmış bazı müslümanların Avrupa’daki evlerinin balkonlarında ve bahçelerinde kurban keserek olumsuz bir yargı oluşturduklarına işaret etti.

İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu ile dün Ankara’da bir araya geldik. Merkezi Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde bulunan ve Birleşmiş Milletler’den sonra dünyanın en büyük ikinci örgütü olan İKÖ’nün tarihindeki ilk Türk Genel Sekreter unvanını taşıyan Ekmeleddin İhsanoğlu, İslam dünyasında olduğu kadar Batılı ülkelerde de tanınan ve saygı duyulan bir isim. İKÖ’ye seçilerek gelen ilk genel sekreter olan Ekmeleddin İhsanoğlu, 2013 yılına kadar bu görevde kalacak. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanlığı’na kısa süre önce AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun seçildiği düşünülünce dünyanın iki büyük örgütünün yönetiminde Türklerin olmasının ayrı bir önemi var.

Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, İKÖ’nün sanıldığı gibi dini bir örgüt olmadığını vurgulayarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok laik ülkenin İKÖ’ye üye olduğunu hatırlattı. İran’ın barışçı amaçlarla nükleer enerjiyi kullanma hakkı olduğunu söyleyen İhsanoğlu, İslamofobia’nın (İslam korkusu) endişe verici boyutlara ulaştığını açıkladı. Irak ve Afganistan’da işgalin bir çözüm getirmediğinin altını çizen Ekmeleddin İhsanoğlu, Afganistan’da kalıcı bir barış için Taliban da dahil herkesle görüşülmesi gerektiğini ifade etti. Avrupa Birliği projesinin de başarıya ulaşabilmesi için mutlaka Türkiye’yi tam üye olarak kabul etmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye gibi laik ülkeler var dediniz, hangileri bunlar?

Endonezya, Tunus, Cezayir, Suriye, Lübnan, laik modeli uygulayan ülkeler. Hatta Lübnan’ın başbakanı bir Hıristiyan. İslam Konferansı Örgütü’nde asıl birleştirici faktör din değil. Biz dayanışmayı öne çıkaran saygın bir uluslararası kurumuz.

İslam Konferansı Örgütü üyeleri uluslararası sorunlarda neredeyse hiçbir konuda fikir birliğine varamıyormuş gibi bir görüntü oluşturuyor. Nedir bunun sebebi?

Buna tam olarak katılmıyorum. Çünkü pek çok alanda ortak hareket ediyoruz. Ancak ortak tavır almakta yetersizlikleri var örgütün, bu doğru. Örneğin Filistin ve Ortadoğu meselesinde anlaşmazlık olan çok boyut var.

Şu günlerde Amerika’nın başını çektiği bir grup İran’a yeni yaptırımlar uygulanması için karar almaya çalışıyor. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her ülkenin barışçı amaçlarla nükleer enerjiye sahip olma hakkı vardır. Bu hakkı kullanmak isteyenlerin, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasına uymaları, teftişe izin vermeleri ve şeffaf olmaları gerekir. Biz İran’ı uluslararası toplumla daha fazla işbirliği yapmaya teşvik ediyoruz. Ancak biz baskı ve ambargoların işe yaramadığını düşünüyoruz. Tam tersine ambargo uyguladığınızda o ülkenin halkı yönetimleriyle kenetleniyor. Irak ve Kuzey Kore’de bunu yaşadık. Bu nedenle İran’a ambargo uygulanmasından yana değiliz. Ortadoğu’da çifte standart var. Bazı ülkelerin (İsrail) nükleer güce sahip olmasına izin verilirken bazı ülkeleri hedef alarak bu yoldan caydırma çabasını uygun bulmuyoruz. Ortadoğu’nun bir bütün olarak nükleer silahlardan arındırılmasını istiyoruz. Tıpkı Orta Asya ülkeleri gibi. Bunu pekala yapabilmek mümkün. Kazakistan, Sovyetler Birliği döneminde sahip olduğu nükleer füzelerden kurtuldu. Dünyada başka bazı örnekler de var. Latin Amerika’da da nükleer silahların yayılmasını engelleyecek düzenlemeler yapıldı. Bunları çok olumlu buluyoruz.

Pek çok ülkede İslam karşıtlığında ciddi yükseliş var. Tırmanan bu trende karşı İKÖ olarak neler yapıyorsunuz?

İslam karşıtı eylemleri izlemek üzere bir gözlem grubu oluşturduk. İKÖ’nün üç resmi dilinde, İngilizce, Fransızca ve Arapça yayınlar yapıyoruz. Amerika’daki Georgetown Üniversitesi’nde konferans yaptık. Kitabı yakında Oxford Üniversitesi Yayınları’ndan çıkacak. İslamofobia (İslam korkusu) son dönemde yeni bir boyut aldı. İlk hamle karikatür krizi ve fitne çıkarma çabalarıydı sonra İsviçre’deki minare referandumu buna eklendi. İsviçre hükümetiyle 2 yıla yakın böyle bir yola gidilmemesi için görüşmeler yaptık. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek daha var. Bu tip düşmanca fikir ve eylemler hükümetler arasında olmuyor, halkın arasında filizleniyor ve güçleniyor. Bunu çok tehlikeli görüyoruz. İslam karşıtlığı, 1930’larda ortaya çıkan antisemitizme (Yahudi düşmanlığı) benziyor. İslamofobia, kurumsallaştı ve anayasalaştı. Birçok Orta Avrupa ülkesi şimdi İsviçre gibi minare konusunu referanduma götürmek istiyor. Yaptıkları afişlerde minareleri füze gibi gösteriyorlar.

İslam karşıtlığı hangi faktörlerden besleniyor?

Zengin ve gelişmiş Avrupa ülkelerindeki Hıristiyan halklar İslam dünyasını kendi ülkelerindeki yoksul doğulu göçmenlerle tanıdılar. Balkonunda bahçesinde kurban kesen İslam dini mensupları onlarda haklı bir tepkiye neden oldu. Bütün Müslümanları böyle geri kalmış, az eğitimli, çevresine duyarsız insanlar gibi olduğunu düşünmeye başladılar. Tarihten bugüne gelen Türk düşmanlığının ve haçlı seferlerinin de olumsuz İslam imajı yaratılmasında etkisi oldu. İsviçre’deki referandumda Zürih, Cenevre, Bern gibi büyük şehirlerin eğitimli halkı minarelerin yasaklanması yönünde oy kullanmadı. Ancak daha az eğitimli ve dışa kapalı kırsal kesim İsviçrelileri, İslam’ı öcü gibi gördüğü için referandumda minarelerin yasaklanmasını destekledi.

Bu imajı yıkmak için ne yapıyorsunuz?

Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğinin anahtar olduğuna inanıyoruz. Türkiye iki dünya arasındaki gerginliği azaltabilecek tek ülkedir, çünkü iki farklı dünyayı da çok iyi tanıyor. Dini ve kültürel diyaloğu geliştirmek için çok çalışıyoruz. Avrupa’da Bosna Hersek bizim gözlemci üyemiz. Sırbistan da gözlemci olmak istiyor. Kültürlerarası işbirliği konusunda Amerika ile daha yakın bir işbirliğimiz var. Avrupa’nın önyargısı daha fazla olduğu için bizi anlamakta zorlanıyor.

Moskova’da patlayan bombaların arkasında Müslüman Çeçen teröristlerin olduğu ortaya çıktı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Terörün hiçbir hedefi gerçekleştirmeye katkısı olamaz. Bu eylemi kınıyoruz. Rusya nüfusunun yüzde 10’unu Müslümanlar oluşturuyor. Rusya Başbakanı Vladimir Putin, Müslümanlarla diyalog ve işbirliğine önem veren bir lider. 2006’da kendisiyle görüştüm.

Afganistan’da terör bir türlü bitmiyor, halk perişan durumda, çözüm nasıl sağlanacak?

Amerikan işgalinden sonra bu kadar insan öldü, bu kadar para harcandı. Hiçbir işe yaramadı. Terörü yok etmek için teröristleri yok etmek yetmez. Terörün arkasında ekonomik, kültürel, sosyal ve psikolojik sebepler var. Çözüm için Taliban dahil herkesle konuşmak gerekir. Kimseyi dışlayamazsınız. Çareyi ülke içinden bulmak lazım

3