Hakan Çelik

02 Mart 2024, Cumartesi 07:00

Putin'nin tehdidi ciddiye alınmalı

Rusya-Ukrayna savaşında tam iki yıl geride kaldı. Ukrayna’da büyük bir yıkım var. Şu ana kadar her iki ülkenin de onbinlerce askeri hayatını kaybetti.

Kiev hükümetine barış görüşmeleri için masaya oturması yönünde baskı gelirken yakında savaşın biteceğine dair bir tahmin de yapılamıyor. Analiz ve senaryolar havalarda uçuşuyor. Avrupa ve genel olarak Batı, bu aşamadan sonra Ukrayna’nın savaşın net galibi olacağına artık ihtimal vermiyor ancak Rusya’nın zaferini ilan etmesi de Batı ittifakının topyekün kaybı olarak görülüyor.

İşte bu aşamada Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan çok konuşulan ve tansiyonu yükselten bir çıkış geldi. Macron, Ukrayna’ya asker göndermek de dahil hiçbir ihtimalin gözardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Birleşik Krallık, Almanya gibi ülkeler Fransa’nın bu çıkışına destek vermedi. Zira ben Macron’un da bu tutumunu pek devam ettirebileceğini sanmıyorum. Yakında “Asker göndermenin çözüm olmadığını düşünüyorum” gibi ilave şeyler söyleyerek yaklaşımını netleştirmek isteyecektir.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Batılı ülkelerin asker gönderme seçeneği üzerinde ilerlemesi halinde nükleer savaş riskinin gündeme gelebileceğini ısrarla söylüyor.

Putin konuşmasında sahip oldukları hipersonik uçaklar ve insansız denizaltılara da işaret etti. Amerikalı bazı stratejistler Rusya’nın elindeki füzelerle uzaydaki uyduları vurup Batı’nın iletişim kaynaklarını sekteye uğratma ihtimalinden endişe duyuyor.

RİSK BÜYÜK

29 Şubat 2024, Perşembe 07:00

Muharrem İnce'den önemli açıklamalar

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, CNN Türk’te canlı yayın konuğum oldu. Çok izlenen bir yayın gerçekleştirdik, birçok konuda ilginç şeyler söyledi. Önemli uyarılar getirdi. İnce, uzun yıllar Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) en etkili profillerinden biri olan, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak yarışan ancak yaşadığı sorunlardan sonra partisinden ayrılarak siyaset yolculuğuna devam eden bir isim.

Muharrem İnce, muhalefetin yöntemleri yanlış diyerek “2 tane oy alacağım diye PKK, FETÖ terör örgütüne selam verirseniz halk hesap sorar. İstanbul’u alacağım derken Türkiye’yi kaybedersiniz” ifadesini kullandı. İnce, Milli Muharip Uçak KAAN ile gurur duyduğunu, Togg ve uzaya astronot gönderilmesi gibi girişimleri de desteklediğini ifade etti. İnce’nin hangi açıklamaları yaptığını özetle aktarmak istiyorum:

Çok tecrübeli bir siyasetçisiniz fakat bugüne kadar yeterince anlaşılamadığınızı düşünüyor musunuz?

Ben 2018’de meydanlarda ‘kuantum’ dedim, ‘nano teknoloji’ dedim, ‘uzay madenciliği’ dedim. İlk kez meydanlarda ‘matematik’ diyen siyasetçi benim bu ülkede. Şimdi de diyorum ki; iklim değişikliğini konuşalım, küresel ısınmayı konuşalım, güneş pillerini konuşalım. Bunları konuşmamız gerekirken çok boş işlerle uğraşıyoruz.

Peki Cumhurbaşkanlığı seçimi?

Kısaca özetleyeyim. İktidar şöyle diyordu; mülakatı kaldıracağım. 9 ay geçti, mülakat kalktı mı? Hayır. Peki muhalefet ne diyordu? Yüzde 60 ile kazanıyoruz. Muharrem İnce kenara çekil… İktidarda tehdit dili var. Muhalefette de şu var; Bize oy vermezseniz AKP kazanır. İkisi de tehdit ediyor…

Muhalefetin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

27 Şubat 2024, Salı 07:00

Köklü burs programı 40. yılını kutluyor

Birleşik Krallık dünyada eğitim konusunda en çok öne çıkan ülkeler arasında. Kurumlarının ciddiyeti, kalitesi ve standartlarıyla yüzyıllardır bilim, teknoloji ve sosyal branşlarda daima ilk sıralarda olmuş bir ülke. Oxford, Cambridge başlı başına iki saygın ekol.

Üniversite denince akla gelen ilk yerler arasındalar. Imperial College, Edinburgh, Warwick, London School of Economics (LSE), Bristol, East Anglia, Durham gibi onlarca üniversite dünya listelerinin en üstünde yer alıyor. Türkiye’de çok iyi bilinen bir marka olan The British Council da eğitimin her alanında faaliyet gösteriyor ve bu üniversitelerle öğrenciler arasında köprü rolü oynuyor. İlk gençlik yıllarımda İstanbul’daki British Council Kütüphanesi’nden çok yararlanırdım.

Birleşik Krallık Hükümeti Dışişleri Bakanlığı tarafından finanse edilen Chevening Burs Programı, bu ülkede eğitim fırsatı yakalamanın en elverişli yollarından biri durumunda. Chevening 40’ıncı yılını kutluyor. Burstan, bugüne dek dünyada 55 binden fazla, Türkiye’de ise 2 binden fazla mezun yararlandı. Ben de bu mezunlardan biriyim. 1992 yılında Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı’nın özel programıyla önce Londra’ya gitmiş, sonra neredeyse bütün ülkeyi görme ve kritik kurumları yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Eğitim hayatımın ve mesleki kariyerimin en önemli yol ayrımlarından biriydi. Burs programının ciddi katkılarını gördüm.

Şimdiye kadar Chevening Bursu ile Birleşik Krallık’ta eğitim görmüş tanınmış isimler arasında Merkez Bankası Eski Başkanı Durmuş Yılmaz, Google Türkiye Direktörü Bülent Hiçsönmez, Nurol Holding CFO’su Kerim Kemahlı, Kuzey Marmara Otoyolu CFO’su Murat Muratoğlu, İhtiyaç Haritası Kurucusu Ali Ercan Özgür, Boyner CFO’su Emel Sayınataç, Pegasus Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane, Teknosa CEO’su Sitare Sezgin ve Gelecek Partisi Milletvekili Serap Yazıcı gibi isimler de var.

Burs, dünya çapında geleceğin liderlerine, karar vericilerine, profesyonel ve akademik, yaygın bir mesleki iletişim ağına katılma; Birleşik Krallık ile kalıcı pozitif ilişkiler kurma imkânı sağlıyor. Chevening mezunlarının da katıldığı İstanbul’daki resepsiyona davetliydim. Birleşik Krallık Büyükelçisi Jill Morris 2022-2023 akademik yılında Chevening Bursu ile eğitimlerini tamamlayıp Türkiye’ye dönen 19 mezuna sertifikalarını verdi.

Davete, Büyükelçi Jill Morris ve İstanbul Başkonsolosu Kenan Poleo birlikte ev sahipliği yaptı. Etkinlik sırasında Birleşik Krallık Hükümeti Chevening Bursu ve Türk Eğitim Vakfı (TEV) arasında imzalanan 2024-2025 akademik yılında ek burs imkânı sağlayacak işbirliği de duyuruldu. Büyükelçi Morris, konuşmasında Chevening mezunlarının akademik ve kişisel yolculuklarına dikkat çekti ve onları hem yeni hem kıdemli mezunlarla tanışıp deneyimlerini paylaşmaya ve Türkiye’deki geniş mezun ağından en iyi şekilde faydalanmaya teşvik etti.

2023-2024 yılı için Türkiye’den seçilen 23 bursiyer, hukuk, kalkınma, kamu politikası, dijital sağlık, çevre, politik iletişim, uluslararası ilişkiler, eğitim, siber güvenlik gibi çeşitli konularda Birleşik Krallık’ın önde gelen üniversitelerinde yüksek lisans eğitimlerini halen sürdürüyor. Chevening bursu; eğitim ücretleri, konaklama, yaşam masrafları, vize, seyahat ücreti, varış harcırahı gibi giderleri karşılıksız olarak finanse ediyor. Başvurular her sene ağustos-kasım arasında açılıyor.

24 Şubat 2024, Cumartesi 07:00

Palandöken'e kardeş geliyor

Erzurum 6 bin yıllık tarihi olan kadim bir şehir. Doğu Roma, Urartu, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde büyük olaylara tanıklık etmiş çok stratejik bir yerleşim noktası. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyeti kurma kararını aldığı yer de burası. Konya ve Sivas’tan sonra fiziksel olarak Türkiye’nin üçüncü büyük ili. Bir tarafı Karadeniz, diğer tarafı İran ve Gürcistan’a yakın. Orta Anadolu ve Güneydoğu’ya komşu. 800 yıllık Ulu Cami, Çifte Minare Medresesi, Tortum Gölü, Şelalesi, Narman Peribacaları, Gürcü ve Rus kiliseleri mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Ayrıca Fırat, Çoruh, Aras Nehri buradan doğuyor. 75 yıllık Atatürk Üniversitesi Anadolu’nun en iyilerinden. Son dönemde Erzurum Teknik Üniversitesi de dikkat çekiyor. Uzun süredir gitme imkânı bulamadığım Erzurum’a kısa bir ziyaret gerçekleştirdim. Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile sohbet ettim. Mehmet Sekmen iyi tanınan ve çok deneyimli bir siyasetçi. İstanbul’da Samandıra’da, iki dönem Kartal’da belediye başkanlığının ardından şimdi Erzurum’da üçüncü kez AK Parti’den başkanlık yarışına katılıyor. Sekmen iki dönem de milletvekili olarak TBMM sıralarında yer almıştı. Başkan Sekmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çok uzun yıllardan bu yana yol arkadaşlığı yapıyor.

Erdoğan’ın Erzurum’a büyük katkılarından da bahsetti. “Erdoğan’ın altyapıyı geliştirme vizyonunun bugün somut sonuçlarını yaşıyoruz. Sadece kış sporları açısından değil birçok branşta çok zengin tesis çeşitliliğine sahibiz. Buz pateni, buz hokeyi, pentatlon alanlarının yanında atlama kulesi sadece burada” dedi. Bu arada Sekmen’in altını çizdiği gibi kar kalitesi gerçekten çok yüksek. Erzurum ve Palandöken’in çok büyük bir avantajı da şehir merkezi ve kayak alanlarının havalimanına 15 dakikalık mesafede bulunması. Pistlerin toplam uzunluğu 100 kilometreye yaklaşıyor. Pistin 10 km’lik kısmı aydınlatıldığı için gece kayak yapmaya elverişli. Erzurum yılda 1 milyon turist ağırlıyor. Bunun 300 bini yabancı. Rusya, Gürcistan ve İran en fazla turist gönderen ülkeler. Sekmen yeni tesisler ve kültürel zenginlikleri öne çıkaracak atılımlarla kısa süre içinde turist sayısını 5 milyona yükseltmeyi hedeflediklerini ifade etti. Mehmet Sekmen, çok önemli bir bilgi paylaştı: Palandöken 2 adında bir kayak merkezi daha kurduklarını açıkladı. Asıl Palandöken olarak bilinen yere yaklaşık 9 kilometre mesafede. Bu sene burada tesis ve otellerin kurulmasına başlanacak. Bir kongre merkezi, oteller, kayak tesisleri ve şale evler (villalar) yapılması planlanıyor. Mehmet Sekmen bu yeni merkezin İsviçre, Fransa, Avusturya gibi ülkelerdeki kış köylerinden daha güzel ve iddialı olacağını anlattı. Bu sayede bölgeye yüksek profilli ve gelir düzeyinden turistlerin gelmesi mümkün olabilecek. Sekmen, Avrupa’daki tesislerin yaşlandığını, hizmet kalitesinin düştüğünü, kanıksandığını ve bazılarına ulaşımın zorluğuna işaret ederek Erzurum’un yükselen yıldız olacağına inanıyor. Erzurum her türlü hava şartında uçakların inebildiği gelişmiş teknik özelliklere sahip bir havalimanına sahip. Hayvancılıkla uğraşan vatandaşların korunması ve pazarın düzenlenebilmesi için çok önemli bir girişimle alım satım yapılabilen modern bir Hayvan Borsası kurulmuş. Sekmen’in paylaştığı çok önemli bir bilgi de tespit edilen 316 endemik bitkinin işlenmesiyle ilgili. Bunlardan doğal ürünler ve ilaç üretip milyar dolarlık bir ekonomi yaratmayı hedefliyorlar.

22 Şubat 2024, Perşembe 07:00

Tarihi bir adım

Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ) benim çok yakından izlediğim ve takdir ettiğim bir kurum. Küresel ölçekte çok dikkat çeken başarılara imza atıyorlar. Eş zamanlı olarak üzerinde çalıştıkları konu ve platform sayısı oldukça fazla. Bir taraftan Anka ve Aksungur Siha’ları diğer tarafta Gökbey helikopteri, Hürkuş, Hürjet gibi her biri kendi alanında çok önemli olan hava araçlarını geliştiriyorlar.

Dünyada Airbus, Boeing ve Lockheed Martin dışında aynı anda bu kadar farklı sisteme konsantre olabilen ve sonuç alabilen başka bir kuruluş bilmiyorum. Türkiye’nin özgün ve fikri mülkiyet hakları kendisine ait bir savaş uçağı geliştirme fikri uzun yıllar öncesine dayanıyor. Fakat bu işin zorluğu, mali ve teknolojik gereklilikleri nedeniyle yakın zamana kadar somut adım atılamamıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tıpkı Türkiye’nin Otomobili Togg’da olduğu gibi Millî Muharip Uçak konusunda da siyasi kararlılık ortaya koydu ve süreçlerin hızlanmasını mümkün hale getirdi. Togg ile mukayese edildiğinde elbette uçak konusu çok daha zor ve karmaşık.

Kısa süre önce Kaan adı verilen savaş uçağının kademeli şekilde üretim aşamalarını tamamlaması gerekiyor. Dünyadaki diğer örneklerine bakılınca bu zaman diliminin en az 10 yıl hazırlık gerektirdiği görülebilir. Bu konuda dünyanın en iyisi olan ABD ile örneğin F-35 programı için en az bu kadarlık bir süreye ihtiyaç duydu. Uçağın hâlâ teknik olarak geliştirilmesi gereken yönlerinin olduğu görülüyor. Kaan’ın geliştirilme aşamasındaki birçok teknoloji Türkiye’de mevcut. Gerek TUSAŞ gerekse diğer program ortakları önemli bir kapasiteye ulaştı fakat yurt dışından alınması, temin edilmesi gereken sistemler de var. Dünyada hiçbir uçak yüzde yüz bir ülkenin kendi kaynak ve parçalarıyla üretilemez. O nedenle yüzde yüz yerlilik diye bir hedef gerçekçi olmaz. Önemli olan kritik sistemleri Türkiye’nin üretebiliyor olması ve bağımlılığı en aza indirmektir. Kaan gerçekleştirdiği ilk uçuşta F-16 motorları kullandı.

Bir süre daha bu motorlar kullanılacak. Bu sürecin ikinci aşamasında Türkiye kendi motorunu kullanmayı hedefliyor. Bunun için şu anda TEI’de (TUSAŞ Motor Sanayii) hummalı bir çalışma yürütülüyor. TEI’de Prof. Dr. Fahrettin Öztürk kısa süre önce Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine geldi. Genel Müdürlük koltuğunda ise Prof. Dr. Mahmut Faruk Akşit bulunuyor. Her iki isim de çok büyük birikime sahip, ekipleri iyi motive eden yöneticiler. Motor çalışmasında önemli rol alabileceklerine inanıyorum. Altını çizmek istediğim bir husus daha var. Bu tip projeler yürütülürken kamuoyunda çok hızlı sonuç alınmasını bekleyen bir talep oluşuyor. Bu da çalışan mühendis ve yöneticiler üzerinde aşırı baskı ve strese neden oluyor.

O nedenle katı takvim ilan edip bunu sürekli baskı aracı olarak gündemde tutmanın iyi bir fikir olmadığını düşünüyorum. Kaan ilk etapta 4. nesil savaş uçağı özelliklerine sahip olacak. Daha sonra da kritik teknolojik eşiklerin aşılmasıyla 5. nesil kimliğine kavuşacak. Projenin en zor aşaması olan yüksek kapasiteli jet motorunun ABD veya Birleşik Krallık ile birlikte üretilmesi de söz konusu olabilir. Bunun için siyasi alandaki gelişmeleri iyi izlemek, fırsatları kollamak gerekiyor. TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil’i ve bütün ekip arkadaşlarını kutluyorum. Uzun süre Savunma Sanayii Başkanlığı görevini sürdüren şimdi ise Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. İsmail Demir’in de bu süreçte ciddi emeği oldu.

20 Şubat 2024, Salı 07:00

Mustafa Sarıgül'e kulak verilmeli

Yakından takip ettiğim bir isim olan Özgür Özel geçmişte bana, çalışkan, enerjik ve Türkiye’deki gelişmeleri çok yakından takip edip söylem geliştirebilen bir siyasetçi izlenimi verdi. CHP Genel Başkanlığı görevindeki Özgür Özel’de ise liderlik yaklaşımı açısından acele hareket ederken istişareye olması gerektiği gibi önem vermeyen ve iletişime yeterince açık olmayan bir görüntü var.

Özel, yapıcı eleştirilere daha fazla kulak vermeli. Küskün ve kırgın partili sayısını büyütmenin -şu aşamada- kimseye bir faydası olmaz, hele yerel seçimlerin bu kadar yaklaştığı bir ortamda. Kendisi ve parti yönetimiyle ilgili yazı ve yorumlar umarım medya takip ajansından kendisine ulaştırılıyordur. Bir önceki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerindeki gibi güçlü bir muhalefet bloku yok artık.

İYİ Parti, Saadet Partisi, DEM, kendi yolunda ilerliyor. Memleket Partisi adaylarını açıklıyor. Meral Akşener, CHP’ye çok sert eleştiriler getiriyor. Deva ve Gelecek Partisi’nin de Cumhuriyet Halk Partisi’yle birlikte yürümek gibi bir durumu yok. Yerel seçimlerde doğru ve kazanabilecek aday belirlemenin kolay olmadığını biliyorum. Nitelikli insanların bir kısmı siyasetten uzaklaştı veya soğudu. Bazılarının da kazanma umudu azaldı. O nedenle bütün partiler bu dönem adaylarını belirlerken belli zorluklar yaşadı.

CHP’de ise farklı bir dağınıklık, tartışma ve kavga görüntüsü var. İsimler üzerinde uzlaşılamıyor, anketler yeterince dikkate alınmıyor, bölgelerden gelen geri bildirimlere kulak verilmiyor. En önemli hatalardan biri de partiye bugüne kadar ciddi hizmetlerde bulunmuş ağır topların küstürülmesi. Gürsel Tekin olayı bunun somut örneklerinden biri. Bu kadar uzun süre en ön saflarda mücadele vermiş ve İstanbul’u çok iyi bilen Tekin gibi bir isimden yararlanmamak partiye bir şey kazandırmaz.

CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, cumartesi sabahı CNN Türk’te canlı yayın konuğum oldu, çok ses getiren şeyler söyledi, önemli açıklamalar yaptı. Özgür Özel, bu yayını izlemiş midir ya da bir özetini takip etmiş midir bilemiyorum. Mustafa Sarıgül’ün çağrılarına mutlaka kulak verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sarıgül, partide vefalı hareket edilmediğini, önemli isimlere sırt çevrildiğini, kazanmak için doğru stratejiler izlenmediğini söyledi.

“Ben, CHP’nin marabasıyım, ırgatıyım, Köle Isaura’sıyım” gibi çok anlaşılır ve çarpıcı ifadeler kullandı. Şişli’de 15 yıl belediye başkanlığı yapmış, Erzincan gibi çok zor ve muhafazakâr toplum tabanının belirgin olduğu bir Anadolu şehrimizde CHP’den milletvekili seçilmiş, çok deneyimli bir siyasetçi. Hatay belediye başkanı adaylığı için yapılan anketlerde Mustafa Sarıgül’ün adı oldukça yüksek çıkıyordu. Partiden kendisine Hatay ile ilgili hiçbir öneri gitmemiş. Bunun da ötesinde ulusal ve yerel siyasette bu kadar birikimi olmasına karşın seçime dair hiçbir konuda kendisine danışılmamış, fikri sorulmamış.

Çok ilginç bir detay da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun lansman toplantısına Sarıgül’ün davet edilmemesi. Almanya ve ABD gibi ülkelerde liderlik koltuğunda oturan ve sorumluluk makamındaki kişiler güç kazanmak ve ileri doğru gitmek için bir dönem kendileriyle hiç aynı fikirde olmayan partilileri bile davet eder ve yeni bir sayfa açma önerisinde bulunurlar. Güç birliği yapmaya çalışırlar. Bizdeki siyaset, güçleri birleştirmek üzerine değil tasfiye etmek üzerine kurulu. Kişisel hırslar ve takıntılar her şeyin önüne geçiyor. Ben bu gelişmeleri başka türlü açıklayamıyorum.

17 Şubat 2024, Cumartesi 07:00

Türkiye havacılığın önemli aktörü oldu

Dünyanın en büyük havacılık, uzay ve savunma kuruluşlarından Avrupalı Airbus’ın Fransa’daki merkezine davetliydim. Dünyadan The New York Times, The Financial Times, The Wall Street Journal ve AFP gibi yayın kuruluşlarının temsilcilerinin katıldığı etkinlikte küresel ekonomiyi yakından ilgilendiren sektöre dair en son bilgileri aldım. Yıllık Basın Toplantısı sonuçlarının açıklandığı etkinliğin ardından Airbus CEO’su Guillaume Faury ile sohbet etme imkânı buldum. Airbus’ın Toulouse merkezindeki zirvede Airbus CEO’su Faury’nin yanı sıra Sürdürülebilirlik ve İletişim Direktörü Julie Kitcher ile CFO Thomas Toepfer de soruları yanıtladı. Faury, havacılık alanında hızlı bir toparlanma yaşandığını ve gelecek için umutların yüksek olduğunu açıkladı. Airbus’ın 2023 yılında tam 735 uçak üretip teslim ettiğini, cirosunun da 65.4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. EBIT ve net gelir pozisyonlarının çok iyi durumda olduğuna işaret etti. Türk Hava Yolları (THY) ve Pegasus’un da çok büyük siparişler verdiği Airbus, dünyada toplam havacılık pazarında da Amerikalı rakibi Boeing’i ciddi şekilde sollamış durumda. Neredeyse yüzde 60’a yüzde 40’lık oranda Airbus lehine bir durum söz konusu.

Boeing’in 737 Max tipindeki uçağının iki büyük kaza sonucu düşmesi ve üst üste yaşanan teknik probleme ilave geçtiğimiz günlerde Alaska Havayolları’na ait bir uçağın kapısının uçuş esnasında kopması bardağı taşıran son damla oldu. ABD Federal Havacılık Dairesi, Boeing hakkında ilave soruşturma açtı ve uçakların acil olarak denetlenmesi için talimat yayınladı. Bütün bu süreçler, köklü bir şirket olan Boeing’e duyulan güvenin ciddi olarak sarsılmasına neden oldu. Filolarında 737 Max uçaklarını bulunduran şirketler de zorunlu kontrollerle uzun süreli uçuş kayıpları yaşadı.

ÖNCE GÜVENLİK

Airbus CEO’suna sorulan sorulardan biri de bu konuyla ilgiliydi. Guillaume Faury, havacılıkta güvenlik konusunun kendileri açısından öncelik olduğunun altını çizdi. Amaçlarının “uçakları en hızlı şekilde banttan çıkarmak olmadığını, üretim süreçlerini en güvenli biçimde tamamlamayı istediklerini” söyledi.

Türkiye ile Airbus arasındaki işbirliği sadece THY ve Pegasus’un uçak alım programlarıyla sınırlı değil. Diğer taraftan Türk Hava Kuvvetleri’nin (THK) ağır yük ve personel taşımacılığının omurgasını oluşturan A400M Atlas uçakları da Airbus yapımı. Türkiye, TUSAŞ aracılığıyla bu uçakların program ortağı durumunda. Türkiye, A400M’e ve diğer bazı tipteki yolcu uçaklarına parça temin ediyor. Bu sayede ciddi bir ekonomik hacim ve istihdam sağlanmış oluyor. THK filosunda 10 Airbus A400M uçağı bulunuyor. Türkiye’nin bölgesindeki iddiaları, savunma ve hava taşımacılığındaki ihtiyaçları düşünüldüğünde bu uçaklardan ilave sipariş etmesinin doğru bir karar olacağını düşünüyorum. Airbus’a yönelik benzer bir talep Türkiye’nin yaşlanan tanker uçak filosu için de söz konusu olabilir. Türkiye Avrupa’nın en büyük üçüncü Airbus pazarı durumunda. 150’ye yakın farklı tipte Airbus Türkiye’deki havayollarına teslim edilmek üzere hazırlanıyor. THY, dar gövdede A320 ve A321 uçaklarını halen filosunda kullanırken, geniş gövde A350 için önemli sayıda sipariş verdi. Pegasus Havayolları da bir süre önce filosundaki Boeing 737 uçaklarını Airbus modelleriyle değiştirmek gibi stratejik bir karar almıştı.