Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Beni çok sevme beni 'iyi' sev

Pazar, 31 Ocak 2010 - 05:00

Haluk Şahin hoca, Twitter’da “Birini ne kadar çok sevdiğin değil, nasıl sevdiğin önemlidir. Aşk Doktorumuz da bana katılacaktır” diye yazınca bu konuyu ele almanın şart olduğunu düşündüm. Çok önemli bir yargıydı bu çünkü. Çok sevmenin ölçüsü yoktur belki ama insanın sevme şekli değerlendirilebilir. ‘Kaliteli sevmek’ diye bir şey vardır. Buradaki kalitenin ölçüsü kesinlikle maddi değildir. Ruhsal açıdan, manevi açıdan kaliteden söz ediyorum. Kişinin gönül verdiği insana ‘nadide bir eser’ olarak bakması gerektiğini düşünüyorum. Ancak böyle bakıldığında sevmek gerçek değerini bulabilir.

***


Sevilen insan, sevene göre dünyanın en değerli varlığıdır. Bu bir önerme değildir. Zaten böyle değilse bir sorun var demektir. "Seni seviyorum ama..." diyorsa bir insan ve aşkını bazı şartlara bağlıyorsa eğer sevme konusunda asla samimi değildir. “Seni çok seviyorum ama şuraya gitme...”, “Seni çok seviyorum ama şununla görüşme...”, “Seni çok seviyorum ama şunu giyme...” gibi şarta bağlı sevgiler ‘kalitesiz’ kategorisine girer. Çünkü ‘kaliteli sevgi’de sevgiliyi, olduğu gibi, kayıtsız şartsız kabul etmek vardır. Bakın burada ‘kabullenmek’ demiyorum, özellikle ‘kabul etmek’ tamlamasını kullanıyorum. Çünkü kabullenmek mecburiyetten kaynaklanır. Kabul etmek ise iradeye dayanır. Bilinçli bir davranıştır.

***


Baskıcı erkeklerin çokça kullandığı bir argüman da “Ben bunları seni çok sevdiğim için yapıyorum”dur. Bir kadını eve hapseden, sosyal hayatını sıfırlayan erkeklerin tüm bunları ‘çok sevme’ olgusuyla açıklamasıyla sık karşılaşırız. Belki evet, çok seviyordur. Kendine güveni olmadığı için kaybetme korkusuyla bu şekilde davranıyordur. Ama böyle bir sevmeye ‘sevmek’ diyebilmemiz mümkün değil. John Steinbeck’in ünlü romanı ‘Fareler ve İnsanlar’daki Lennie karakteri de yumuşak tüylü olan her şeyi sevmek için eline alıyor ama farkında olmadan öldürüyordu. Öldürdüğünü de ancak iş işten geçtikten sonra anlıyordu. Haluk Hoca’nın söylediği “Ne kadar çok sevdiğin değil, nasıl sevdiğin önemlidir” yargısına nasıl da uyuyor Steinbeck’in roman kahramanı...

***

Hepimiz sevebildiğimiz kadar insanız. Ne kadar çok seversek sevelim sevgimizin dışa vurumu ‘kaliteli’ değilse hiçbir anlamı yoktur. Başta da yazdığım gibi, sevdiğimiz insan ‘nadide bir eser’dir. Diğerlerinden farklı olduğu için onu sevmişizdir. Aynamız olduğu için, eksiklerimizi tamamladığı için onu sevmişizdir. Sevdaya sadece ayrılıklar dahil değildir. Sevdaya, insanın sevdiğini göstermesi de dahildir. “Çok seviyorum ama bunu gösteremiyorum” diyenlere bakmayın. Mutlaka bir sorun vardır sevgisinde. Gerçekten seven insan bunu gösterir ve sürekli göstermek ister. Yazıyı, Haluk Hocam’a bir soru sorarak bitirmek istiyorum. “Seni çok seviyorum” diyen birine belki de “Beni çok sevme, beni ‘iyi’ sev” dememiz gerekiyordur, ne dersiniz hocam?