Bir büyükelçiye savaşta bile böyle davranılmaz

Çarşamba, 13 Ocak 2010 - 05:05

İsrail ile Türkiye arasında birikmiş olan negatif enerji Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Davos zirvesinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e tepki göstermesiyle açığa çıkmıştı. Ancak bu sürecin Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi’nin açıkça aşağılanmasına kadar ulaşabileceği pek beklenmiyordu. İki ülke ilişkilerinin kötüye gitmesinde İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere yönelik baskı ve şiddet politikalarının büyük rolü var. O günden bu yana yapılan karşılıklı açıklamalar ve protestolara çeşitli dizi filmlerin getirdiği yeni gerginlikler eklenince bir dönem öncesine kadar “stratejik” olarak tanımlanan Türkiye İsrail ilişkileri tam anlamıyla uçurumun eşiğine geldi. TRT’de yayınlanan dizinin ardından Kurtlar Vadisi’nde de İsrail’in pek hoşuna gitmeyecek görüntüler olduğu ortaya çıktı. Diğer taraftan Başbakan Tayyip Erdoğan bu seneki Davos zirvesine katılmayarak bir anlamda İsrail’e duyduğu tepkinin devam etmekte olduğunu göstermiş oldu. Erdoğan önceki gün yaptığı açıklamada İsrail’e yeniden yüklendi ve İran konusunda sürekli tepki gösteren uluslararası toplumu İsrail konusunda sessiz kalmakla suçladı. Ayrıca Gazze’deki saldırılarından ötürü Tel Aviv yönetimini bir kez daha eleştirdi. Bunun üzerine İsrail’den, “Bize en son ahlak dersi verecek ülke Türkiyedir” gibi çok sert bir açıklama geldi.

Bir ülkenin onuru...

Erdoğan’ın değerlendirmelerini açık bir İsrail karşıtlığı gibi göstermek isteyen İsrail hükümeti de bir taraftan Türkiye karşıtlığını körükleyecek adımlar atıyor. Nitekim Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’un karşılaştığı aşağılama davranışı dost ülkeler bir tarafa düşmanların bile birbirine yapmayacağı kadar ağır ve çirkindi. İsrail Dışişileri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisiyle ilgili rahatsızlığını iletmek üzere çağırdığı Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’la tokalaşmadı ve aşağılamak için kendinden daha alçak koltuğa oturttu. Büyükelçiler ülkelerini temsil eder. Büyükelçilik son derece onurlu ve saygın bir makamdır. Büyükelçinin onurunu ayaklar altına almak temsil ettiği ülkenin onurunu ayaklar altına almaktır. İsrail’in yaptığı şey diplomasiyle açıklanamayacak kadar ayıptır. Bir büyükelçiye savaşta bile böyle davranılmaz.

Bundan sonra ne olur?

Geçmişte “Aman İsrail’i kızdırmayalım, Amerika’da ve dünyanın diğer bölgelerinde Musevi lobisine ihtiyacımız var” diye düşünen Türkiye, dış politikada kazandığı güvenin de etkisiyle bugün çok daha bağımsız hareket ediyor ve İsraillilerin vereceği desteği eskisi kadar önemsemiyor. Bununla birlikte AK Parti hükümeti içindeki ideolojik ve kültürel kökenlerin de etkisiyle Türkiye’nin önümüzdeki günlerde dış politika çizgisinde İsrail karşıtı havanın daha da güçlenmesi beklenebilir. Gerek İsrail’in politikaları gerekse Türkiye’de yükselmekte olan tepkiler çok tehlikeli şekilde anti semitik (Yahudi düşmanı) havayı körükleyebilir. Erdoğan geçtiğimiz günlerde kendisine sorulan bir soru üzerine Türkiye’nin İsrail’e tepkisinin deprem gibi olacağını söylemişti. Bu durumda Erdoğan’ın İsrail’e patlaması bana göre an meselesidir. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın bu pazar Türkiye’ye gelmesi bekleniyordu. İlişkilerin bu kadar kötüleştiği bir ortamda Barak’ın Ankara’ya gelmesi ne kadar ‘iptal edilmedi’ dense de zora girdi. İsrail Cumhurbaşkanı Peres de Cumhurbaşkanı Gül’ü İsrail’e davet etmişti. Fakat böyle bir atmosferde bu ziyaretin gerçekleştirilmesi de neredeyse imkansız.