“Bir müsibet”

a
a
Perşembe, 15 Nisan 2010 - 05:00

Samsun’daki yumruk için bir yazı daha yazmak istedim.
Üzülmeyen insan yok.
Sağcısı, solcusu, dincisi, dinsizi, herkes Ahmet Türk’e üzüldü.
Oysa Demirel de yumruk yemişti.
Sadece sevenleri üzüldü, muhalifleri oh olsun dedi.
Mesut Yılmaz da yumruk yemişti.
Sadece arkadaşları ve taraftarları üzüldü, berikiler göbek attı.
Ahmet Emin, Turgut Özal, Ecevit... Bunlar üstelik suikasta uğradı...
Sevenleri yandı tutuştu, karşıtları hiç tınmadı bile.
Menderes’i düşünün.
Kızılay Meydanı’nda yakasına yapışıldı. Yapışan alkışlandı.
Başka örnekler de var. Ama bu kadarı yeter.
*
Ahmet Türk olayı ise hiçbirine benzemiyor.
Niçin?
Beyefendi olduğu için mi? Dava Adamı olduğu için mi? Bu topraklara sevdalı olduğu için mi? Yoo, bütün bu özellikler, öbürlerinde de vardı. Menderes, Demirel, Özal, Yılmaz, Ecevit... Hepsi Türkiye sevdalısıydı.
Öyleyse Ahmet Türk’e niçin daha çok üzüldü Türkiye?
Çünkü Türkiye korktu.
Kardeş Kavgası’ndan korktu...
Terörden beter bir iç çatışmadan korktu... Ve Ahmet Türk’ün deyimiyle bir müsibet, bin nasihat’tan daha fayda getirdi.
İlk akl-ı selim çağrısı zaten Ahmet Türk’ten geldi, sonra bütün partiler teyakkuza geçti, medya tek yürek oldu ve inanılmaz bir şekilde Türkiye bu işin üzerine kapandı... Yıllardır hasret kaldığımız bir hassasiyet bu.
Yoksa Ahmet Türk, ne ilk yumruk yiyen siyasetçidir, ne de son yumruk yiyen siyasetçi olacaktır.
*
Nitekim, Berlusconi’nin yüzünü gözünü dağıttılar. İtalyanlar’ın yarısı kınadı, öbür yarısı dalga geçti.
Demek ki Ahmet Türk’ün bu ülkede olağanüstü bir işlevi var. Demek ki onu önemli bir yerlere oturtmuşuz. Buna memnun olması lâzım.
Şu anda milletvekili bile değilken topladığı bu büyük ilgi, Türk ve Kürt Gençliği’nin gönül bağlarını sağlamlaştıracaktır.
Bir yumruğun bu kadar işe yarayacağı kimin aklına gelirdi?