A. Yavuz Kocaömer

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/02/01/8186505.a-yavuz-kocaomer.png

Bir nev-i alaturka

Pazartesi, 26 Temmuz 2010 - 05:00

‘Herşeye Rağmen’ isimli parçasıyla engelli insanlarımızın gönlünde taht kuran Nev, geçtiğimiz haftalarda çıkarttığı alaturka albümle gönülleri bir kez daha fethetti. ‘Sevmekten Kim Usanır’, ‘Kimseye Etmem Şikayet’, ‘Şimdi Uzaklardasın’ gibi Türk müziği klasiklerini mükemmel bir şekilde yorumlayan Nev’in bu albümünü mutlaka dinlemelisiniz. Hele bir ‘Ben Küskünüm Feleğe’ okumuş ki, ancak dinlerseniz ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.

QUALITY’ye teşekkürler

Bir yıl önce, yılların gazetecisi ve magazin gazeteciliğinin önde gelen isimlerinden Salih Keçeci, QUALITY Of Magazine isimli kaliteli bir dergi ile yayın dünyasına girmişti. Geçtiğimiz ay Su Ada’da yapılan I. yıldönümü kutlamalarına yoğunluğumuzdan ve İstanbul’da olmayışımızdan dolayı katılamamıştık. İstanbul’a döndüğümüzde bizi bir sürpriz bekliyordu. Yazı İşleri Müdürü Gamze Alpar ile sevgili Salih Keçeci’yi TESYEV’de karşımızda bulduk. O gece engelli insanlarımıza vermeye çalıştığımız desteklerden ötürü bize ve TESYEV’e ‘QUALITY Özel Ödülü’nü vermişler. Ve güzel bir sohbetten sonra ödülümüzü sevgili Gamze Alpar’dan aldık. Kendilerine bir kez daha buradan teşekkür ederken, Quality Dergisi ile önümüzdeki dönemde TESYEV olarak engelli insanlarımıza destek sağlayacak projelerde birlikte olacağımızın da müjdesini vermek isteriz.

Doğamızın gereği

TESYEV bursiyerlerinden Betül Fırat, engelli insanların neler düşündüklerini, nasıl yaşadıklarını belirten bir mail atmış. Aşağıda aynen yayınlıyoruz. “Sadece gözlemlerime dayanmak istiyorum. Bir tek benim sanırdım. Benim gibiler de öyle sanıyormuş meğer; yalnız olmadığımı o zaman anladım. Evet, engelliydim ben. Kendine özgü yapıları, ruh halleri var ama nihayetinde hepimiz insanız. Böyle konuşsak da biraz farklıyız sanırım. Olaylara bakış açımız bile farklı olsa gerek. Dünyanın onca yükünü çektikten sonra anlıyor insan.

Yoğun duygular

Engelliler herkesten yoğun yaşarlar duygularını. Duygu dediysem çiçek, böcek gelmesin aklınıza sadece. Bir aşk yaşarlar deli dolu; hani karşısındaki bilmese de olabildiğince hissederek yaşarlar. Eski aşklarını veya çok sevdiklerini unutamazlar örneğin. Nefretleri de dolu dizgindir. Bir şeyden, bir kimseden soğuduysa yürekleri ömür boyu geçmez; hani kin de denilemez buna, bir daha ısınmaz yürekleri. Ama en kötüsü de her gözde sevgi, şevkat, merhamet aramakmış. İllaki aşk olmaz da, her anlamda ararlar bunu. Ajitasyon değildir bu. Sadece kalpleri kirlenmemiştir, kötülük beklemezler o kadar. Belki biraz yardıma ihtiyaç duyduklarından, belki de doğalarında var bu.

En güzel duygular

En güzel duyguları ise düşünceleridir. Karşısındakinin yerine kendilerini koyup düşünebilirler çoğunun aksine. Çoğu şeyi içlerine gömmeleri bundandır, kim bilir. Ben olsaydım ne yapardım diyebilirler durumlar karşısında. Belki de insanı, insanlığı en iyi anlayabilecek kimseler onlar. Allah sevdiği kula verirmiş ya eziyeti, araları iyi midir bilmez. Ama ‘Bugün de şükür, bu halimize de şükür’ diyenlerdir onlar. Mücadelenin hazzını en iyi yaşayanlar, ne olursa olsun vazgeçmeyenlerdir. Sapasağlam bir yürekleri vardır. Taştan, kayadan değil ama dayanıklı. Bazen de çok aksi, çekilmez olurlar. O da doğalarının bir parçası. Hangi insan canı yanarken, vücut aksamlarından biri sızlarken gülebilir ki? İğne batsa canı acır insanın. Yine de sezdirmezler acılarını, kaçırırlar gözlerini; söylüyorlarsa da bilin ki kat ve katını çekiyorlardır emin olun. ‘Dünden daha iyiyim bugün, yarın daha da iyi olacak’ derler. Ve inanırlar yarının daha iyi olacağına. Aldıkları her nefeste inanırlar yarın güneşli güzel bir gün olacak diye...

Biraz kırılgan

Biraz böyledirler işte. Biraz da kırılgan, alıngan, içine kapanık olurlar. Eeee dedik ya doğalarının gereği. Siz siz olun ne yoklarmış gibi ne de varlarmış gibi davranın. Sonuçta hepsi ayrı birer insan ve ayrı şekillenmiş kişilikleri var; bunların üstüne de tanıdıklarınızın huyunu suyunu ekleyin işte tanımak, anlamak bu kadar basit. “

ÇENGELLİ PANO

Arkadaş arıyorum

Yüzde 45 engelliyim. Değnekle yürüyorum ve gerçekten bu hastalıktan kurtulmak için çalışıyorum. Benim gibi azimli olanlarla tanışmak istiyorum. Ben bu halimle dükkan işletiyorum, azmin neler yapabildiğini görmek isteyenler benimle tanışabilir. Yalnızlığıma bir dost arıyorum.

Mehmet Kerim Evren/İstanbul

Tel: 0532 373 10 14

[email protected]

Çocuklarımın karnı doydu

Köşenizde yazımı yayınladınız, 10 kişi aradı ve bir kişi 500 TL gönderdi. Allah ondan razı olsun. En azından kiramı ve elektriğimi yatırdım, çocuklarıma yiyecek aldım. 3 gün tüp dolduramamış, çocuklarıma bir şey alamamıştım. Aç ve perişan haldeydik. Çamaşır makinemiz yok, her şeyi kendim yapıyorum. Zaten hastayım, 4 çocukla yoksullukla, acıyla yaşıyorum. Ancak çeken bilir. Elektrikte sorunumuz var. Sadece tuvalet ve dışarının lambaları yanıyor. Geceleri karanlıkta kalıyor, mumla idare ediyoruz. Okurlar telefonla arıyor. Özellikle Ordulu bir ağabey bir haftadır arıyor konuşuyor benimle. Yurt dışından da arıyorlar. Bazen banka hesap numarası istiyorlar. Erkan Dağtekin adına Aksaray Merkez Postanesi’ne yollarlarsa memnun olurum. Hayır yapmak durmadan aramakla olmaz, burası sohbet hattı değildir. Lütfen insanların onurlarıyla oynamasınlar.

Erkan Dağtekin/Aksaray Tel: 0382 213 34 17

Kerem’den haber bekliyorum

Cezaevinde yatıyorum. Cezaevine girmeden önce ‘Çengelli Pano’ sayfasında bir yazı okumuştum. Muğla-Milas’ta yaşayan yüzde 100 engelli bir yavrumuz vardı; adı Kerem. Annesi Pembegül Gökmen’i aradım ve evladımıza gerekli olan akülü ve aküsüz arabayı aldım, elimden ne geliyorsa maddi ve manevi her şeyi yaptım. Şimdi cezaevindeyim, Kerem’in annesini kızım yerine koymuş, çok güvenmiştim. Onlardan sadece engelli yavrum Kerem’in sağlık durumun belirten mektup istedim. İnsanın sevdiği, ilgilendiği bir çocuğun sağlığı hakkında bilgi almak istemesi doğaldır diye düşünüyorum.

Naci Şimşek Buca E Tipi Kapalı Cezaevi

Yeni Bölüm Koğuş 4

Buca-İzmir

Dalga geçmekten vazgeçin

Köşenizi her hafta takip ediyorum. Çoğu zaman üzülüyorum. En büyük nedeni de engelli vatandaşları hor görüp, onları aşağılamaları, alay etmeleri. Bir gün başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç mi düşünmezler? Böyle çirkin davranışlarda bulunmaktan, engellilerin onurlarıyla, yaşamlarıyla dalga geçmekten zevk mi alıyorlar? Eğer engellilerin köşesini beğenmiyorlarsa okumasınlar, biz mi istedik böyle olmayı? 2.5 yıldır işsizim, iki çocuğum da okuyor. Ancak maddi imkanlarımız o kadar kötü ki hiçbir ihtiyacımızı karşılayamıyoruz. 6 aydır kiramı, faturalarımı ödeyemiyorum. Çocuklarımın yüzüne bakamıyorum. Gerçekten insan gibi insanlardan bana yardımcı olmalarını rica ediyorum.

Zekeriya Demiral

Fevzi Çakmak Mahallesi Malazgirt Cad. Elma Sokak 6/2

Pendik-İstanbul