A. Yavuz Kocaömer

08 Ağustos 2022, Pazartesi 07:00

Rusya-Ukrayna savaşında engelli olarak hayatta kalmak

Evet bu hafta hayatın ekonomik yüzünün bizlere ve hatta dünyaya yansıdığı, aylardır bir gün olsun televizyondan haberi eksik olmayan, internet haberlerimizden, manşetten düşmeyen, dünyayı global bir krize sürükleyen Rusya-Ukrayna krizi içinde bir kez olsun ‘Acaba nasıl,’ diye aklımıza gelmeyen ‘ENGELLİLER’ ile çok güçlü, çok gerçek bir hikâyeyi Ukraynalı ödüllü gazeteci Anna Romandash’ın kalemi ve engelli aktivist, sivil toplum savunucusu ‘Haklar Mücadelesi’ Proje Koordinatörü Tetyana Herasymova’nın bire bir yaşadıklarını kendi kelimeleri ile gözlerinizin önüne sermek istedim. Tarih 4 Ağustos 2022. Tetyana Herasymova -kısaca Tanya- bir aktivist. Engellilerin haklarını savunan bir STK olan Ukrayna’nın Haklar Mücadelesi’nde proje koordinatörü.

Rusya, Ukrayna’yı kapsamlı bir işgale başladığında, Herasymova’nın örgütü portföyüne yeni ve önemli bir proje ekleyerek, savaş bölgesinde sıkışıp kalmış engellileri tahliye etmeye başladı. Ekip, beş aydan kısa bir sürede iki binden fazla insanı kurtardı.

Kurtarma talepleri gelmeye devam ediyor ve verilen bilgilere göre bekleyen binden fazla kişi var. Başlangıçta her şeyin çok kaotik olduğunu söyleyen Herasymova, “Kimseyi tahliye ettiğimizi açıklamadık. Ama başka kimsenin yapmadığını gördük, bu yüzden boşluğu doldurmamız gerekiyordu” dedi.

'AYRILMAK İSTEMİYORDUM'

Herasymova, “Ben tekerlekli sandalye kullanıyorum ve Dnipro bölgesindeki Kamianskeli’yim” diye başladı. Otuzlu yaşlarının başında, parlak kızıl saçları ve dost canlısı bir yüzü olan genç bir kadın. "Tam kapsamlı savaşa hazırlanıyordum, bu yüzden acil durum çantam hazırdı. Annem 24 Şubat’ta işgalin başladığını söyleyerek beni uyandırdığında, ayrılmamız gerektiğini biliyordum.” Herasymova, annesiyle birlikte bir apartmanın dördüncü katında yaşıyordu.

Anavatanı Kamianske. Rus ve Ukrayna güçleri arasındaki çatışmanın en şiddetli olduğu Donetsk bölgesine üç saatten az bir mesafede. 200 binden fazla sakini olan şehirde tekerlekli sandalye kullanıcıları için erişilebilir tek bir bomba sığınağı yok. Herasymova bunu biliyor, çünkü belediye meclisine sorup bunun bilgisini almış. Engelli birçok yerli bu bilgiye sahip değildi, zira geniş çapta böyle bir bilgilendirme yapılmamıştı. Herasymova durumunu şöyle açıklıyor: “Tehlike seviyem ya dairemde sonsuza kadar kalabilmem ya da bir bomba sığınağına girip savaşın sonuna kadar orada oturabilmemdi.” Kendisinin yanı sıra engelli annesi de koltuk değnekleriyle dolaşıyor.

Her iki kadının da şehirden çıkıp güvenli bir yere ulaşması zordu. 25 Şubat’ta, işgalden sonraki ikinci gün, Ukrayna’nın batısındaki büyük bir merkez olan Lviv’e giden bir trene binmeyi başardılar. Yolculuk 22 saat sürdü. Tren aşırı kalabalıktı ve tamamen karanlıktı. Herasymova yolculuğu şu şekilde özetliyor: “Panik zirveye ulaşmadan önceydi, ancak korku hızla yayılıyordu. Birkaç gün sonra, çok sayıda insan Doğu’dan kaçmaya ve Batı’ya taşınmaya çalıştığından, tren koltuğu bulmak neredeyse imkânsız hale geldi.” Herasymova’nın arkadaşları onunla Lviv’de tanıştı ve onu Ukrayna- Polonya sınırına yönlendirdi.

01 Ağustos 2022, Pazartesi 07:00

Cizre'deki unutulan engelliler

Cizre Engelsizler Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’nden bir mektup aldık. İlgisizlik, vurdumduymazlık, boşvermişlik, engellileri insan yerine koymama... Ne ararsan var. Mektubun her satırı birer ibret vesikası. Birlikte okuyalım: “(73-005-121) kütük ve (2111337403) vergi numaralı ‘Cizre Engelsizler Gençlik ve Spor Kulübü Derneği’, engellilerin toplumda eşit yaşam koşulları içerisinde kanuni ve sosyal haklarını korumak; ekonomik, eğitim, barınma, sağlık, spor ve hayata engelsiz etkin katılımını sağlamak amacıyla hak ihlallerini izleme raporlama, savunuculuk ve lobicilik gibi faaliyetler göstermektedir.

Derneğimiz bu kapsamda bakanlıklar, belediyeler, kamu kurum-kuruluşları nezdinde bilgi edinme başvuruları ve idari girişimlerde bulunmaktadır. Cizre ilçemizde çeşitli engel gruplarında olmak üzere yaklaşık 7 bin dolayında engelli vatandaş yaşamını sürdürmektedir. Yedi bin engelliden bin 200’ü 18 yaş altı çocuklardan oluşmakta. İlçede yaşayan engellilerin yüzde 80’i açlık ve yoksulluk sınırında yaşamını zor şartlarda sürdürmektedir. İlçemizde yaşayan engelliler birçok temel hak ve hizmetlere ulaşamıyor.

Erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik konusunda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Engelli sayısının bu kadar fazla olmasına rağmen ilçede engellilere uygun bir tane araç bulunmamaktadır. Hal böyle olunca engelli bireyler sağlık, eğitim, kamusal ve sosyal hayata katılamıyor, birçok temel hizmetten mahrum kalıyor. Şehirde engelliler toplu kullanım alanlarından yararlanamıyor.

Oyun, kültürel etkinlik ve sportif alanlar yok, mevcut olanlar da engellilere hizmet verebilecek standartlarda değil. Dernek olarak engellilerin yaşadığı sorunları ve taleplerini ilgili kurumlara iletmemize rağmen maalesef yazılarımıza cevap dahi verilmiyor. Bu da, buradaki kamu kurumlarının bu gruba ne kadar duyarsız olduklarını göstermektedir. Dernek olarak kendi imkanlarımız ile tüm engel gruplarına yönelik spor branşlarında faaliyet göstererek engelli bireyleri dört duvar arasından çıkararak spor aracılığıyla sosyal hayata dahil etmek için çalışıyoruz. Böylece engellilerin hem sağlık hem de psikolojik açıdan yaşam standartlarını yükselterek mutlu bireyler olarak topluma entegre olmalarını hedefliyoruz.

Dernek imkanlarımız ile bütün bunları yapmamız imkânsız. Çünkü bu faaliyetleri gerçekleştirmemiz için spor malzeme ve aletlerin olması gerekiyor. Masa tenisi, okçuluk, halter, bilek güreşi, yüzme, tekerlekli sandalye basketbol, oturarak voleybol ve satranç gibi branşlarda faaliyet gösteriyoruz. Kısaca engelli bireylerin arzu ettiği branşlarda imkân ve ortam sağlamaya çalışıyoruz. Dernek olarak aşağıdaki spor malzeme ve aletlere ihtiyacımız bulunmakta. Bu konuda bizlere sponsor ya da destek olabilecek kurum ve firmalardan yardımcı olmalarını bekliyoruz. İhtiyaçlarımız şunlardır:

25 Temmuz 2022, Pazartesi 07:00

Yuhh artıkkk!

Bu haftaya en sevdiğim karikatür ile başlamak istedim. Bazen günlerce bu karikatüre bakmak, beni yaşama günlük hadiselerden daha çok bağlar diye düşünüyorum. Bakın bakalım siz ne hissedeceksiniz? Bu köşede dönem dönem yer vermişimdir. Çizerin çizgisine, zihnine sağlık. Köşeme ‘YUHH ARTIKKK!’ diye başlamak istiyorum. Ben İnstagram’da sevgili İzzet Çapa’nın anlık paylaştığı ve şaşkınlık içinde izlediğim sayfasında gördüm. Bu aralar İzzet Çapa benim için gerçekten son dakika haber servisi gibi. Gazetecilik yapıyor. Haklıya haklı, haksıza haksız. Çok beğenerek takip ediyorum. Okuduğumu direkt alıntılayarak paylaşıyorum:

Burası Ardahan

CHP’li Belediye Başkanı Faruk Demir, kaldırım çalışmalarını inceliyor... Belediye personeli, engellilerin yürüme yolunu tarif ediyor...

'Her yol bitti engelli kaldı'

Faruk Demir ise şu cevabı veriyor: “Her yol bitti, engelli kaldı. Biz engellilerin elinden tutar götürürüz.” İnsaf... Vallahi artık el insaf... O anlar, cep telefonu kamerasıyla kaydedilmiş. Bakın, bir değil, iki değil, üç değil; onlarca kez izledim. Tabii ki izlerken kendi kendime neler söylediğimi kendime saklıyorum. Basın ahlak sınırlarını zorlamamak gerekiyor ya! Sayın Belediye Başkanı’nın anlamakta zorlandığı ne ise!? Acaba hangi şehrin belediye başkanı olduğunu biliyor mu kendisi? Kendi ilindeki kurumlarla koordinasyon içinde çalışıyor mu? Kendi ilinde engelliler için yapılan projelerden haberi var mı? Sanmıyorum. Öyle ise ben kendisine hatırlatayım. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 81 ilde engelliler için hayata geçirilen ‘Mutlu Çarşamba Projesi’ ile Ardahan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nce, 25.12.2019 tarihinde, Ardahan Sporcu Fabrikası Basketbol Salonu’nda, antrenör Musa Tunay Demir idaresinde engellilere basketbol eğitimi verildi.

Ardahan’da engelliler için yapılanları biliyor musunuz?

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın özel eğitim öğrencilerine yönelik ‘Spor Aşkı Engel Tanımaz Projesi’ kapsamında Ardahan’da 3 özel eğitim okuluna spor malzemesi dağıtıldı. Ardahan Özel Eğitim ve İş Uygulama Okulu, Ardahan Özel Eğitim Meslek Okulu ve Göle Özel Eğitim Okulu’nda eğitim gören özel gereksinimli öğrencilerimize spor malzemeleri dağıtıldı. Bütün bunlar nerede oldu biliyor musunuz Sayın Başkan? Sizin belediye başkanlığı oyunu oynadığınız Ardahan’da! Üstelik malzeme dağıtımı bu sene içinde gerçekleşen bir etkinlik.

18 Temmuz 2022, Pazartesi 07:00

Tanığımız imzamızdır-2

9 Mayıs 2022 tarihinde bu köşede, Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) ile Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nde (TMPK) birlikte çalıştığımız, görme engelli avukat arkadaşımız Ümit Deniz Kurt’un, ‘Tanığımız İmzamızdır’ başlığıyla bir yazısını yayınlamıştık. Ümit kardeşimiz söz konusu yazıda, görme engellilerin, yapılan bir yasa değişikliğiyle resmi dairelerdeki işlemlerinde yanlarında iki tanık bulundurmadan işlem yapabilmelerinin ve evraklara imza atabilmelerinin yolunun açıldığını, ancak bazı bankalar ile noterlerde bu yasaya uyulmadığını anlatmıştı. Bunun üzerine konunun yargıya taşındığını, ancak bir cumhuriyet savcısının da yeni yasaya aykırı hareket ettiğini ifade etmiş ve o savcının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikâyet edildiğini belirtmişti. Biz de yazının sonunda konunun takipçisi olacağımızı ve Ümit Deniz Kurt’tan gelecek yeni gelişmeleri köşemizde yayınlayacağımızı siz okurlarımıza iletmiştik. Aradan geçen iki aylık zaman zarfında bazı gelişmelerin olduğunu Ümit Deniz Kurt'un göndermiş olduğu ikinci mektuptan öğreniyoruz. Ve maalesef bu konuda da bir arpa boyu yol gittiğimizi üzülerek görüyoruz. Sevgili Ümit'in ikinci yazısını da sizlere aynen aktarıyorum:

YASA UYGULANMIYOR

“Bundan önceki yazımızda, görme engellilerin günlük yaşamlarındaki en önemli sorunlarından, imza konusunu ele almıştık. O yazıyı bitirirken, yazıda geniş yer verdiğimiz hukuka aykırı uygulamayı yapan cumhuriyet savcısı hakkında yaptığımız başvurularla ilgili gelişmeleri de takip edeceğimizi belirtmiştik.

TERFİ GİBİ ATAMA

Geçtiğimiz günlerde, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından yaz kararnamesi yayımlandı. Bu kararname ile birçok hakim ve savcının görev yeri değişti. Bu kararnameye baktığımızda, önceki yazımızda görme engelli avukat meslektaşımıza kabul edilemez davranışını anlattığımız ve başka avukatlara karşı da olumsuz davranışlarını duyduğumuz cumhuriyet savcısının, terfi sayılacak bir tasarrufla, Bölge Adliye Mahkemesi üyesi olarak görevlendirildiğini öğrendik. Kuşkusuz, bu gelişme bizlerde derin bir hayal kırıklığı yarattı. Konuyla ilgili bundan sonra söyleyeceklerimiz ve eleştirilerimiz bu yazının sınırları dışında kalacağından, körlerin imzası konusuna geri dönelim. Tekrar özetlemek gerekirse, eskiden, görme engellilerin attıkları imzalar, imzaladıkları metnin içeriğini bildikleri kanıtlanmadıkça, kendilerini bağlamıyordu. Bunun uygulamadaki hali, görme engellilerin işlemlerinde iki tanık bulundurulmasıydı. Yani, bir görme engelli, bir hukuki işlem yaparken iki tanık huzurunda imza atıyor ve bu şekilde attığı imza geçerli oluyordu.

ENGELLİYE BIRAKILDI

Kısaca, engelliler hakkında kanun diye bilinen kanunun yürürlüğe girmesi ve borçlar kanunundaki değişikliklerden sonra bu durum değişti. Bu düzenlemelerle, işlem sırasında tanık bulundurmak, görme engellinin seçimine bırakıldı. Yani, bir görme engelli, bir işlem yaparken, işlemin tanıksız yapılmasını istediğini söylerse işlem, tanık olmadan yapılıyor. Ancak görme engelli tanık bulundurulmasını isterse işlem tanıklar huzurunda yapılıyor. Yasal durum kısaca böyle ve bu olabilecek en iyi çözümlerden biri. Tabii, yasalar olması gerektiği gibi uygulanırsa… Yukarıda kısaca açıkladığımız yasal düzenlemelerden sonra, her şeyin daha iyi olacağı yönünde işaretler görünüyordu. Bankalar ve noterlerde, yasal değişikliklerin doğru uygulanması bakımından önemli adımlar atılıyor; görme engellilerin buralardaki işleri gittikçe kolaylaşıyordu. Uygulamada zaman zaman aksaklıklar olsa da bunlar da gerekli açıklama ve bilgilendirmelerle aşılıyordu. Bazı noterler ve banka şubeleri, eski uygulamaya bağlı kalmak için güçlü bir direniş gösterseler de bunlar az sayıda olduklarından, uygulamada ciddi sorun oluşturmuyorlardı.

11 Temmuz 2022, Pazartesi 07:00

Sözün özü

Köşemizin sürekli okuyucuları Ali Haydar Koyun’u hatırlar. Ali Haydar Koyun, 1968 yılında Malatya’da doğdu. 1972 yılında yakalandığı romatizma hastalığının yol açtığı eklem kireçlenmesi nedeniyle 1979 yılından itibaren bir daha yürüyemedi. Yaşamını yıllarca dört duvar arasında sürdürdü. 1979 yılında ilkokulu, 1996 yılında ortaokulu, 2016 yılında Açıköğretim Lisesi’ni ve 2019 yılında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Medya ve İletişim Ön Lisans Bölümü’nü, 2022 yılında ise Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Lisans Bölümü’nü bitirdi.

BAŞKANLIK YAPTI

Kendisi gibi engelli insanların sorunlarını araştırıp çözüm bulmak amacıyla 26 Nisan 1994 tarihinde Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi’nin kuruluşuna öncülük etti. 21 Mart 2015 tarihinde feshedilerek kapatılana kadar 21 yıl boyunca derneğin başkanlığını yürüttü.

ŞİİR VE KİTAP YAZIYOR

Kendi elleriyle açtığı derneğin genel kurul kararıyla kapanmasıyla yıllardır vermiş olduğu örgütlü mücadeleden sonra engelli aktivist olarak bireysel mücadele etmeye başladı. Hastalığı nedeniyle yıllarca dört duvar arasında yaşarken sürekli kitap okudu ve şiir yazdı. Yazarlık dışında ise yerel bir gazete ile birçok internet haber sitesinde başta engelli sorunları olmak üzere toplumsal konularda köşe yazarlığı yapmaya devam etmektedir. Geçenlerde kendisinden mail aldık ve sizlerle paylaşmak istedik:

GİDENLERİN ARDINDAN TEŞEKKÜR SAĞANAĞI

12 Mayıs 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Valiler Kararnamesi ile aralarında Malatya Valisi Aydın Baruş’un da bulunduğu 10 ilin valisi yer değiştirmiş ve 9 ile ise yeni vali atanmıştı. Cumhurbaşkanlığı Atama Kararnamesi ile Malatya Valisi Aydın Baruş Isparta Valiliği görevine atanırken, Batman Valisi Hulusi Şahin ise Malatya Valiliği görevine getirilmiştir.

04 Temmuz 2022, Pazartesi 07:00

Sözü okurlarımıza bıraktık

Sevgili okurlarımız, sizlerden çok sayıda mektup, faks ve e-mail aldık. Bu nedenle bugünkü köşemizi sizlere ayırdık. İşte sizden gelen mesajların bazıları.

İYİ Kİ VARSINIZ

Merhaba hiç görmediğim güzel ailem, Öncelikle tüm Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı(TESYEV) ailesine teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız. Aslında bu yazıyı yazmayacaktım, çünkü benim yapmak istediğim bir gün iş sahibi olup oraya gelmek, herkesle tanışmak ve TESYEV ailesine destek olmaktı. İnanıyorum ki bir gün bu isteğim gerçekleşecek... Bunları yazma amacım TESYEV’in görünenin dışında bilinmeyen taraflarını anlatmak istedim.

Çünkü TESYEV’le tanışmamış , içerisine dahil olmamış kişiler bu ismi duyduğunda sadece öğrencilere burs veren bir vakıf olarak düşünüyorlar. Ben de ilk kez üniversite 3. sınıfta TESYEV’le tanıştığımda böyle düşündüm doğrusu. Ama öyle değil, burs işin sadece görünen ve konuşulan kısmı. Hissettiğim ve yaşadığım şeyleri nasıl aktaracağım bilmiyorum ama bir yerden başlayacağım. Bütün samimiyetimle söylüyorum ki bu ailenin içerisinde çok daha kıymetli, çok daha mutlu eden şeyler var. Örneğin benim için önemli şeylerden biri 0537 ………..nolu telefon numarasını aradığımda ya da arandığımda telefonu açan hocamın sanki çocuğuyla konuşuyormuş gibi davranması; okul durumunu, derslerime, mezuniyetime, günlerin nasıl geçtiğine, şu an neler yaptığıma kadar her şeyi sorması, ilgilenmesi, hal hatır sorması ve en önemlisi içtenliği o kadar güzel ve özel ki…

Hatta son görüşmemizde ne yaptığımı sorduğunda doktora için dil çalıştığımı söyledim. Bu konuşmadan sonra daha çok çalışmaya başladım , çünkü eminim ki ilerde son durumu soracaktır. Bu yüzden daha çok çalışıp en kısa sürede geçmem lazım. :) Anlatacak çok fazla şey var bu ailede, bunun dışında Yavuz Kocaömer hocamın hiçbir şeyi atlamadan her şeyi anlatan, duyuran o güzel yazıları... Ve son olarak buraya not niyetine şunları söylemek istiyorum; bir gün biz de istediğimiz yerlere geleceğiz. TESYEV’in daha da büyümesi ve daha fazla kişinin kalbine dokunması için çalışacağız.

Artık bursiyer değiliz ama başta da dediğim gibi bu aileyi birleştiren inanın burs değil. Bursiyer olmayabiliriz ama artık bu ailenin bir üyesiyiz. Bugün TESYEV ailesinin çocuklarından biriyiz ama inanıyorum ki yarının abileri biz olacağız. Daha çok çalışıp, başarılı olup ailemizin yeni üyelerine destek olacağımıza SÖZ VERİYORUM... Bu yazıyı ben yazdım ama eminim ki ailemizin diğer üyelerinin hepsi de böyle düşünüyor ve aynı duygulara sahiptir. İYİ Kİ VARSINIZ. :) Hüseyin Atakaya Harran Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Yüksek Lisans Bölümü mezunu

TESYEV’E DESTEK OLMAYI ÇOK İSTERİM

Bugün itibariyle Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden birincilikle mezun olmuş bulunmaktayım. Bu süreçte İstanbul’daki buluşmalara katılamadığım için içim biraz buruk. İstanbul’a yolum düşerse mutlaka uğramak isterim. TESYEV gibi organizasyonların ülkemizde yaklaşık 8-10 milyon civarında bulunan engellilerimizin ihtiyaçlarını destekleyecek birçok organizasyona ihtiyaç bulunmaktadır. TESYEV , başta eğitim alanında olmak üzere elinden geldiğince bu konuda destek çıkmakta, bu nedenle bu tarz organizasyonların çoğaltılması en büyük dileğim. İş yaşamında kendi ekonomik bağımsızlığımı kazandığımda ben de TESYEV ailesine destek olabilmeyi isterim. Mezun olsam da TESYEV’in fahri bir üyesi olarak kalacağım ve dernek çalışmalarını takip edeceğim. Lisans boyunca böylesine bir dönemde yanımızda bulunduğu için TESYEV ailesine çok teşekkür ederim.

27 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

Diyarbakırlı Ömer'in feryadını duyun

Sevgili okurlar! Sizlerin de bildiği gibi bu sütunlarda zaman zaman sizlerden gelen mektuplara yer veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki ülkemizde engellilik konusunda en can yakıcı sorunları çoğunlukla engelli olan siz okurlarımız yaşıyorsunuz. Aslında sizlerden gelen bu mektuplar bir uyarı ya da serzenişten ziyade bir feryat niteliğinde oluyor genellikle. O nedenle sizin feryatlarınızı gereken yerlere iletmek de bizim boynumuzun borcu oluyor. Ülkemizin resmi, özel her kurumunda engelli bireylerin nasıl görmezden gelindiğini de bu mektuplardan çok daha iyi anlıyoruz. Bu hafta da sizlerden gelen ve yetkili mercilere ulaşması gereken mesajları yayınlayacağız. Ancak bu konuda bugünlük pozitif ayrımcılık yapacağım ve ilk olarak gerçek ismi bende saklı olan ‘Diyarbakırlı Ömer’ isimli okurumdan gelen mektubu fazla dokunmadan sizlere aktaracağım:

‘Engelsiz Kampüs’ için ayrılan bütçeyle ek bina yapılıyor!

“2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı’nı bitirdik. Bu yıl engelli öğrencilerin okullarda nasıl eğitim gördüklerine ve nasıl engellerle karşılaştıklarına gelin birlikte göz atalım! 2012-2014 yılında okuduğum zaman, görme engelli bir arkadaşın yaşadığı sıkıntının 2021-2022’de de devam ettiğine şahit olmam, benim açımdan üniversitelerde engellilere bakış açısının değişmediğinin en büyük kanıtıdır. Yüksek öğrenim kurumlarımızda engelli bireyler için gözle görülür herhangi bir adımın atılmaması, sadece günü kurtarmak için bir takım işlemler yapılması ve asıl yapmaları gereken işleri ise görmezden gelmeleri bu sonucu doğuran en büyük etkendir. Şu an okuduğum üniversitenin ‘Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı’ndan aldığım bilgiye göre; 2021-2022 yılı içinde ‘Engelsiz Kampüs’ için ayrılan bütçenin 1 milyon 500 bin TL olduğunu ve bu paranın yeni yapılacak olan bir fakültenin ek bina yapım işinde kullanılacağını öğreniyorum. Bütçenin çıkış noktası engelli, ama hizmet gören noktası engelli değil!

Mevcut binada engelliler için hiçbir şey yok!

Benim eğitim gördüğüm fakülte üstünden bütün üniversiteye bakalım:

Engelliye uygun lavabo yok! Engellinin kullanacağı asansör bozuk! Engellinin rahat ulaşabileceği rampa yok! Engelli bir birey, fakülte binasına girebilmek için kampüsün çevresini gezip, ancak ondan sonra yeni binanın içine girebiliyor! Bunun çözümü de, iki tane merdivenden birinin iptalidir. Böylelikle dört eğitim binası ancak birbirine rahat bir şekilde bağlanabilir. Ancak bu da yapılmıyor. Dekanlık binasına ise engelli bireyin girmesi çok zor! Dekanlıkta çalışan üst düzey bir memurun bana söylediği söz aynen şöyle: “Biz her kurum gibi reklam yapmayı seviyoruz. Görünen yerlerde güzel şeyler olsun da diğerleri için pek önemli değil!” Yani, görme engelli bireyler hiç düşünülmemiş. Fakülte bünyesinde faaliyet gösteren ve engellilerin haklarını savunması gereken ‘Engelli Koordinasyonu’ ise rektörlüğün sözünden dışarıya çıkamıyor. Rektörlüğün de üniversitede kaç tane engelli birey olduğunu, bu engellerin neler olduğunu ve bunlar için neler yapılması gerektiğini bildiğini düşünmüyorum.

Görme engelliye Osmanlıcayı görmeden öğretmek!

2020-2021 yılında pandemi sürecinde; pandeminin üniversiteler için büyük bir fırsat olduğunu, öğrenci yok iken, en azından kampüsü engelsiz yapmanın daha rahat olduğunu bizler söyledikçe onlar söylediklerimizi kulak arkası etti ve bütün yatırımları ertelediler. Fiziksel engelle birlikte engelliler için bir diğer sorun ise derslerin engellilere göre olmaması veya muaf edilmemesidir. Görme engelli bir bireyin Osmanlıca’yı öğrenebilmesi çok ama çok zor. Bunun sebebi ise harfleri görememesi ya da öğrenebilmesi için gereken ekipmanların olmamasıdır. Bütün bunlar gelen öğrenciye büyük zorluklar çıkarıyor. Bu konuda yapılması gereken, Yüksek Öğrenim Kurumu’nun (YÖK) engelliyi gözetecek kararlar alması ve uygulamasıdır. Bu hayatta yaptıklarımızın; bohçamıza koyduklarımız, yeri ve zamanı geldiğinde de bu bohçadan yediklerimiz olduğunu unutmayalım. Biz engellileri tarih yargılamaz ama bize yaptıklarınız için tarih sizi sıfatınız ne olursa olsun mutlaka yargılayacaktır. Bunu asla unutmayın!”

20 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

Kızlarımızdan tarihi başarılar

Pandemi nedeniyle Tokyo 2020’nin 2021 yılında yapılması Olimpik ve Paralimpik Oyunlar arasındaki dört yıllık süreyi bu seferliğine üç yıla indirdi. Yani zaman kısaldı, takvim sıkıştı. Bu da Olimpik ve Paralimpik Oyunlar için kota alma mücadelesi veren sporcuları yoğun bir çalışma programının içine soktu. Bu nedenle içinde bulunduğumuz 2022 ile önümüzdeki 2023 yılları Olimpik ve Paralimpik hayali kuran sporcular için büyük önem taşıyor. Performanslarını en üst düzeye çıkarmak için canla başla çalışıyorlar.

Çünkü, biliyorlar ki, bir sporcunun spor hayatı boyunca en fazla üç, bilemedin dört kez bu fırsat önlerine geliyor. Onların giderek yükselen performansı da Dünya ve Avrupa Şampiyonlukları gibi diğer büyük başarıların kapısını aralıyor. Bize düşen ise, her zaman olduğu gibi iştigal alanımız içindeki para sporcularımızın uluslararası arenada elde ettikleri bu başarıları sizlere bu sütunlardan aktarmak oluyor. Bu anlamda geçtiğimiz hafta da para sporcularımız için çok verimli ve sansasyonel başarılarla geçti. Ülkemizi yurt dışında yine büyük bir gururla temsil ettiler. yüzme, atıcılık ve tekvando branşlarında elde edilen madalyalarla bir kez daha göğsümüz kabardı, sporcularımızla gurur duyduk.

Özellikle kadın sporcularımız Dünya Şampiyonası, Dünya Kupası gibi büyük organizasyonlarda elde ettikleri tarihi başarılarla büyük ses getirdiler. Yüzmede Sümeyye Boyacı ve Sevilay Öztürk, atıcılıkta da Aysel Özgan Türk kadınının yeteneğini, potansiyelini, gücünü bir kez daha dünyaya kanıtladılar.

Elbette, ülkemizi yurt dışında temsil eden bütün sporcularımız kadın erkek ayırt etmeksizin bizim sporcularımız, ancak sanki kadın sporcularımıza şu dönemde biraz daha pozitif ayrımcılık yapmalıyız diye düşünüyorum. Çünkü, onların başarıları giderek daha anlamlı olmaya başladı ülkemiz açısından. Ben buradan, ülkemizi yalnız sporda değil, her alanda başarıyla temsil eden tüm kadınlarımızı bir kez daha yürekten alkışlıyorum. Şimdi geçelim, sporcularımızın haziran ayının ilk yarısında elde ettiği önemli başarılara. Önce tarihi madalyaların geldiği yüzmeden başlayalım:

Sümeyye’den ilk Dünya Şampiyonluğu, Sevilay’dan iki gümüş

12-18 Haziran’da Portekiz’in Madeira Adası’nda düzenlenen Para Yüzme Dünya Şampiyonası’na Sümeyye Boyacı ve Sevilay Öztürk damga vurdu. 70 ülkeden 600 sporcunun katıldığı şampiyonada ülkemizi Sümeyye Boyacı, Sevilay Öztürk, Elif İldem, Koral Berkin Kutlu, Emine Evcu, Meryem Nur Tunuğ ve görme engelli sporcumuz Mustafa Aslan temsil etti. Şampiyonada Sümeyye Boyacı Kadınlar 50 metre Sırtüstü S5 finalinde 41.58’lik derecesiyle altın madalya alırken, bir diğer sporcumuz Sevilay Öztürk ise gümüş madalyanın sahibi oldu. Sümeyye Boyacı bu başarısıyla ülkemize yüzme tarihimizdeki ilk Dünya Şampiyonluğunu kazandırırken, 50 metre Kelebek S5 finalinde de Dünya 2’ncisi olan Sevilay Öztürk turnuvayı iki gümüş madalya ile tamamladı. Erkeklerde ise Koral Berkin Kutlu, 100 metre Serbest S5 finalinde 1.15.12’lik, 200 metre Serbest S5 finalinde de 2.41.56’lık dereceleriyle iki bronz madalyanın sahibi oldu.