A. Yavuz Kocaömer

04 Temmuz 2022, Pazartesi 07:00

Sözü okurlarımıza bıraktık

Sevgili okurlarımız, sizlerden çok sayıda mektup, faks ve e-mail aldık. Bu nedenle bugünkü köşemizi sizlere ayırdık. İşte sizden gelen mesajların bazıları.

İYİ Kİ VARSINIZ

Merhaba hiç görmediğim güzel ailem, Öncelikle tüm Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı(TESYEV) ailesine teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız. Aslında bu yazıyı yazmayacaktım, çünkü benim yapmak istediğim bir gün iş sahibi olup oraya gelmek, herkesle tanışmak ve TESYEV ailesine destek olmaktı. İnanıyorum ki bir gün bu isteğim gerçekleşecek... Bunları yazma amacım TESYEV’in görünenin dışında bilinmeyen taraflarını anlatmak istedim.

Çünkü TESYEV’le tanışmamış , içerisine dahil olmamış kişiler bu ismi duyduğunda sadece öğrencilere burs veren bir vakıf olarak düşünüyorlar. Ben de ilk kez üniversite 3. sınıfta TESYEV’le tanıştığımda böyle düşündüm doğrusu. Ama öyle değil, burs işin sadece görünen ve konuşulan kısmı. Hissettiğim ve yaşadığım şeyleri nasıl aktaracağım bilmiyorum ama bir yerden başlayacağım. Bütün samimiyetimle söylüyorum ki bu ailenin içerisinde çok daha kıymetli, çok daha mutlu eden şeyler var. Örneğin benim için önemli şeylerden biri 0537 ………..nolu telefon numarasını aradığımda ya da arandığımda telefonu açan hocamın sanki çocuğuyla konuşuyormuş gibi davranması; okul durumunu, derslerime, mezuniyetime, günlerin nasıl geçtiğine, şu an neler yaptığıma kadar her şeyi sorması, ilgilenmesi, hal hatır sorması ve en önemlisi içtenliği o kadar güzel ve özel ki…

Hatta son görüşmemizde ne yaptığımı sorduğunda doktora için dil çalıştığımı söyledim. Bu konuşmadan sonra daha çok çalışmaya başladım , çünkü eminim ki ilerde son durumu soracaktır. Bu yüzden daha çok çalışıp en kısa sürede geçmem lazım. :) Anlatacak çok fazla şey var bu ailede, bunun dışında Yavuz Kocaömer hocamın hiçbir şeyi atlamadan her şeyi anlatan, duyuran o güzel yazıları... Ve son olarak buraya not niyetine şunları söylemek istiyorum; bir gün biz de istediğimiz yerlere geleceğiz. TESYEV’in daha da büyümesi ve daha fazla kişinin kalbine dokunması için çalışacağız.

Artık bursiyer değiliz ama başta da dediğim gibi bu aileyi birleştiren inanın burs değil. Bursiyer olmayabiliriz ama artık bu ailenin bir üyesiyiz. Bugün TESYEV ailesinin çocuklarından biriyiz ama inanıyorum ki yarının abileri biz olacağız. Daha çok çalışıp, başarılı olup ailemizin yeni üyelerine destek olacağımıza SÖZ VERİYORUM... Bu yazıyı ben yazdım ama eminim ki ailemizin diğer üyelerinin hepsi de böyle düşünüyor ve aynı duygulara sahiptir. İYİ Kİ VARSINIZ. :) Hüseyin Atakaya Harran Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Yüksek Lisans Bölümü mezunu

TESYEV’E DESTEK OLMAYI ÇOK İSTERİM

Bugün itibariyle Dokuz Eylül Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden birincilikle mezun olmuş bulunmaktayım. Bu süreçte İstanbul’daki buluşmalara katılamadığım için içim biraz buruk. İstanbul’a yolum düşerse mutlaka uğramak isterim. TESYEV gibi organizasyonların ülkemizde yaklaşık 8-10 milyon civarında bulunan engellilerimizin ihtiyaçlarını destekleyecek birçok organizasyona ihtiyaç bulunmaktadır. TESYEV , başta eğitim alanında olmak üzere elinden geldiğince bu konuda destek çıkmakta, bu nedenle bu tarz organizasyonların çoğaltılması en büyük dileğim. İş yaşamında kendi ekonomik bağımsızlığımı kazandığımda ben de TESYEV ailesine destek olabilmeyi isterim. Mezun olsam da TESYEV’in fahri bir üyesi olarak kalacağım ve dernek çalışmalarını takip edeceğim. Lisans boyunca böylesine bir dönemde yanımızda bulunduğu için TESYEV ailesine çok teşekkür ederim.

27 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

Diyarbakırlı Ömer'in feryadını duyun

Sevgili okurlar! Sizlerin de bildiği gibi bu sütunlarda zaman zaman sizlerden gelen mektuplara yer veriyoruz. Çünkü biliyoruz ki ülkemizde engellilik konusunda en can yakıcı sorunları çoğunlukla engelli olan siz okurlarımız yaşıyorsunuz. Aslında sizlerden gelen bu mektuplar bir uyarı ya da serzenişten ziyade bir feryat niteliğinde oluyor genellikle. O nedenle sizin feryatlarınızı gereken yerlere iletmek de bizim boynumuzun borcu oluyor. Ülkemizin resmi, özel her kurumunda engelli bireylerin nasıl görmezden gelindiğini de bu mektuplardan çok daha iyi anlıyoruz. Bu hafta da sizlerden gelen ve yetkili mercilere ulaşması gereken mesajları yayınlayacağız. Ancak bu konuda bugünlük pozitif ayrımcılık yapacağım ve ilk olarak gerçek ismi bende saklı olan ‘Diyarbakırlı Ömer’ isimli okurumdan gelen mektubu fazla dokunmadan sizlere aktaracağım:

‘Engelsiz Kampüs’ için ayrılan bütçeyle ek bina yapılıyor!

“2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı’nı bitirdik. Bu yıl engelli öğrencilerin okullarda nasıl eğitim gördüklerine ve nasıl engellerle karşılaştıklarına gelin birlikte göz atalım! 2012-2014 yılında okuduğum zaman, görme engelli bir arkadaşın yaşadığı sıkıntının 2021-2022’de de devam ettiğine şahit olmam, benim açımdan üniversitelerde engellilere bakış açısının değişmediğinin en büyük kanıtıdır. Yüksek öğrenim kurumlarımızda engelli bireyler için gözle görülür herhangi bir adımın atılmaması, sadece günü kurtarmak için bir takım işlemler yapılması ve asıl yapmaları gereken işleri ise görmezden gelmeleri bu sonucu doğuran en büyük etkendir. Şu an okuduğum üniversitenin ‘Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı’ndan aldığım bilgiye göre; 2021-2022 yılı içinde ‘Engelsiz Kampüs’ için ayrılan bütçenin 1 milyon 500 bin TL olduğunu ve bu paranın yeni yapılacak olan bir fakültenin ek bina yapım işinde kullanılacağını öğreniyorum. Bütçenin çıkış noktası engelli, ama hizmet gören noktası engelli değil!

Mevcut binada engelliler için hiçbir şey yok!

Benim eğitim gördüğüm fakülte üstünden bütün üniversiteye bakalım:

Engelliye uygun lavabo yok! Engellinin kullanacağı asansör bozuk! Engellinin rahat ulaşabileceği rampa yok! Engelli bir birey, fakülte binasına girebilmek için kampüsün çevresini gezip, ancak ondan sonra yeni binanın içine girebiliyor! Bunun çözümü de, iki tane merdivenden birinin iptalidir. Böylelikle dört eğitim binası ancak birbirine rahat bir şekilde bağlanabilir. Ancak bu da yapılmıyor. Dekanlık binasına ise engelli bireyin girmesi çok zor! Dekanlıkta çalışan üst düzey bir memurun bana söylediği söz aynen şöyle: “Biz her kurum gibi reklam yapmayı seviyoruz. Görünen yerlerde güzel şeyler olsun da diğerleri için pek önemli değil!” Yani, görme engelli bireyler hiç düşünülmemiş. Fakülte bünyesinde faaliyet gösteren ve engellilerin haklarını savunması gereken ‘Engelli Koordinasyonu’ ise rektörlüğün sözünden dışarıya çıkamıyor. Rektörlüğün de üniversitede kaç tane engelli birey olduğunu, bu engellerin neler olduğunu ve bunlar için neler yapılması gerektiğini bildiğini düşünmüyorum.

Görme engelliye Osmanlıcayı görmeden öğretmek!

2020-2021 yılında pandemi sürecinde; pandeminin üniversiteler için büyük bir fırsat olduğunu, öğrenci yok iken, en azından kampüsü engelsiz yapmanın daha rahat olduğunu bizler söyledikçe onlar söylediklerimizi kulak arkası etti ve bütün yatırımları ertelediler. Fiziksel engelle birlikte engelliler için bir diğer sorun ise derslerin engellilere göre olmaması veya muaf edilmemesidir. Görme engelli bir bireyin Osmanlıca’yı öğrenebilmesi çok ama çok zor. Bunun sebebi ise harfleri görememesi ya da öğrenebilmesi için gereken ekipmanların olmamasıdır. Bütün bunlar gelen öğrenciye büyük zorluklar çıkarıyor. Bu konuda yapılması gereken, Yüksek Öğrenim Kurumu’nun (YÖK) engelliyi gözetecek kararlar alması ve uygulamasıdır. Bu hayatta yaptıklarımızın; bohçamıza koyduklarımız, yeri ve zamanı geldiğinde de bu bohçadan yediklerimiz olduğunu unutmayalım. Biz engellileri tarih yargılamaz ama bize yaptıklarınız için tarih sizi sıfatınız ne olursa olsun mutlaka yargılayacaktır. Bunu asla unutmayın!”

20 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

Kızlarımızdan tarihi başarılar

Pandemi nedeniyle Tokyo 2020’nin 2021 yılında yapılması Olimpik ve Paralimpik Oyunlar arasındaki dört yıllık süreyi bu seferliğine üç yıla indirdi. Yani zaman kısaldı, takvim sıkıştı. Bu da Olimpik ve Paralimpik Oyunlar için kota alma mücadelesi veren sporcuları yoğun bir çalışma programının içine soktu. Bu nedenle içinde bulunduğumuz 2022 ile önümüzdeki 2023 yılları Olimpik ve Paralimpik hayali kuran sporcular için büyük önem taşıyor. Performanslarını en üst düzeye çıkarmak için canla başla çalışıyorlar.

Çünkü, biliyorlar ki, bir sporcunun spor hayatı boyunca en fazla üç, bilemedin dört kez bu fırsat önlerine geliyor. Onların giderek yükselen performansı da Dünya ve Avrupa Şampiyonlukları gibi diğer büyük başarıların kapısını aralıyor. Bize düşen ise, her zaman olduğu gibi iştigal alanımız içindeki para sporcularımızın uluslararası arenada elde ettikleri bu başarıları sizlere bu sütunlardan aktarmak oluyor. Bu anlamda geçtiğimiz hafta da para sporcularımız için çok verimli ve sansasyonel başarılarla geçti. Ülkemizi yurt dışında yine büyük bir gururla temsil ettiler. yüzme, atıcılık ve tekvando branşlarında elde edilen madalyalarla bir kez daha göğsümüz kabardı, sporcularımızla gurur duyduk.

Özellikle kadın sporcularımız Dünya Şampiyonası, Dünya Kupası gibi büyük organizasyonlarda elde ettikleri tarihi başarılarla büyük ses getirdiler. Yüzmede Sümeyye Boyacı ve Sevilay Öztürk, atıcılıkta da Aysel Özgan Türk kadınının yeteneğini, potansiyelini, gücünü bir kez daha dünyaya kanıtladılar.

Elbette, ülkemizi yurt dışında temsil eden bütün sporcularımız kadın erkek ayırt etmeksizin bizim sporcularımız, ancak sanki kadın sporcularımıza şu dönemde biraz daha pozitif ayrımcılık yapmalıyız diye düşünüyorum. Çünkü, onların başarıları giderek daha anlamlı olmaya başladı ülkemiz açısından. Ben buradan, ülkemizi yalnız sporda değil, her alanda başarıyla temsil eden tüm kadınlarımızı bir kez daha yürekten alkışlıyorum. Şimdi geçelim, sporcularımızın haziran ayının ilk yarısında elde ettiği önemli başarılara. Önce tarihi madalyaların geldiği yüzmeden başlayalım:

Sümeyye’den ilk Dünya Şampiyonluğu, Sevilay’dan iki gümüş

12-18 Haziran’da Portekiz’in Madeira Adası’nda düzenlenen Para Yüzme Dünya Şampiyonası’na Sümeyye Boyacı ve Sevilay Öztürk damga vurdu. 70 ülkeden 600 sporcunun katıldığı şampiyonada ülkemizi Sümeyye Boyacı, Sevilay Öztürk, Elif İldem, Koral Berkin Kutlu, Emine Evcu, Meryem Nur Tunuğ ve görme engelli sporcumuz Mustafa Aslan temsil etti. Şampiyonada Sümeyye Boyacı Kadınlar 50 metre Sırtüstü S5 finalinde 41.58’lik derecesiyle altın madalya alırken, bir diğer sporcumuz Sevilay Öztürk ise gümüş madalyanın sahibi oldu. Sümeyye Boyacı bu başarısıyla ülkemize yüzme tarihimizdeki ilk Dünya Şampiyonluğunu kazandırırken, 50 metre Kelebek S5 finalinde de Dünya 2’ncisi olan Sevilay Öztürk turnuvayı iki gümüş madalya ile tamamladı. Erkeklerde ise Koral Berkin Kutlu, 100 metre Serbest S5 finalinde 1.15.12’lik, 200 metre Serbest S5 finalinde de 2.41.56’lık dereceleriyle iki bronz madalyanın sahibi oldu.

13 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

Yaşarken onore edilmenin gururu

Haziran ayının ilk haftası (5-7 Haziran) benim için çok anlamlı günlere sahne oldu. Bundan dört yıl önce temeli atılan ‘Yavuz Kocaömer Masa Tenisi Türkiye Şampiyonası’nın 4’üncüsü İstanbul’da yapıldı. Daha önce de dile getirdiğim gibi, insanların yaşarken onore edilmesi prensibinin hayata geçtiği bir üç günü yaşadık Güngören Tozkoparan Spor Salonu’nda. Türkiye’nin dört bir yanından gelen özel çocuklarımız adıma düzenlenen şampiyonayı tam bir spor festivaline dönüştürdüler.

Şampiyonada her zaman olduğu gibi mücadelenin yanı sıra dostluk, dayanışma, paylaşma gibi insanı insan yapan değerler ön plandaydı. Kazanmanın, kaybetmenin pek de önemli olmadığı, sporcuların, sporcu ailelerinin kucaklaştığı, hasret giderdiği dev bir buluşmaydı.

Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu’nun (TÖSSFED), Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV) ve Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin (TMPK) katkılarıyla düzenlediği şampiyona daha önce üç kez Antalya’da yapılmıştı.

İki gün süren şampiyonada özel çocuklarımız 8-18 yaş ile 19 yaş ve üstü kategorilerinde mücadele etti.

İlk kez İstanbul’da gerçekleştirilen şampiyonanın açılış töreni de İstanbul Fatih Eram Özel Eğitim Meslek Okulu Folklor Ekibi’nin muhteşem gösterisiyle renkli anlara sahne olurken, benim için hazırlanan kısa film gösteriminde oldukça duygulandım ve yaşarken taltif edilmiş olmanın gururunu yaşadım. 81 ilimizden 400 özel sporcu, antrenör, idareci ve ailelerinin katılımı ile gerçekleşen şampiyonanın açılışına Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu (TÖSSFED) Başkanı Birol Aydın ve federasyonun çok değerli yönetim kurulu üyeleri; Sadettin Akçi, Efkan Korkmaz, Ensar Kurt, Osman Akdemir, Ömer Osman Yanık, Ebubekir Özcan, Ali İhsan Yıldırım, Bünyamin Kurt, İstanbul Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürü Burhanettin Hacıcaferoğlu ile TESYEV Genel Müdürü Berrin Altınöz katıldılar.

Birol Aydın: Özlemimiz sona erdi

06 Haziran 2022, Pazartesi 07:00

'Hayatımı engelli değilmişim gibi davranarak geçirdim'

“Engellerimi kucaklamak kolay bir yolculuk değildi ama rol yapmayı bıraktım.” Evet, bu hafta köşemizin misafiri Kanada’dan... Calgary’de yaşayan Abi Oyewole’nin engellilik ile ilgili yaşadığı, yüreğimize dokunan deneyimleri var. Kanada CBC’de yayınlanan ve Oyewole’nin kendi ağzından kaleme alınan deneyimi ile sizleri baş başa bırakıyorum.

‘Kendimden şüphe duydum’

“2018’de ameliyattan kısa bir süre sonra dengemi korumak için bir baston kullandım. Doktor randevusuna giderken insanların bana baktığını fark ettim. Hatta bazıları beni durdurdu ve neden baston kullandığımı sordu. Bu şekilde öne çıkmayı sevdiğimi söyleyemem. Kendimi kırılmış hissetmeme neden oldu. Sanki yaşadığım fiziksel ve zihinsel savaşları hak edecek bir şey yapmışım gibi. Bu yüzden baston kullanmayı bıraktım. Bunun yerine, acı içinde ve yavaş yavaş yürüdüm. Yabancıların yargılarını içselleştirmiştim. Daha da kötüsü, doktorum kendimden şüphe duymamı sağladı, çünkü bastona ihtiyaç duymak için çok genç olduğumu söyledi.

‘Listeye başka hastalıklar eklenebilir’

Doktorlar ile yıllarca mücadele ettikten sonra 2018 yılının sonlarına doğru resmen fibromiyalji teşhisi konuldu ve tüm vücutta ağrılarım vardı. Ayrıca kronik yorgunluk sendromu, irritabl bağırsak sendromu, hipertansiyon, uyku apnesi, kronik migren, kronik rinit, orak hastalığım da var. Daha neler mi? Skolyoz, ayaklarımda ve dizlerimde artrit, kostokondrit (Kaburga kemiğini göğüs kemiğine bağlayan kıkırdağın iltihaplanması), depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu ve DEHB. Ve bunlar sadece benim teşhis edilen hastalıklarım. Bilinmeyen bazı sağlık sorunlarımı bu listeye eklenme şansı var.

Toplum tarafından kınandığı için engelli olduğunu kabul etmek istemeyen Abi Oyewole.

‘Sorunlarımın çoğu görünür değil’

30 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Otizm gün geçtikçe artıyor

Otizm, sadece ülkemizde değil, tüm dünyada doğru tanımlama yapılamadığı için çok yanlış bilinen bir farkındalık. Toplumların önyargılarla yaklaştığı ve hastalık olarak gördüğü otizm, bu yönüyle kanayan yara olmaya devam ederken, son yıllarda evrensel ölçekte gösterdiği artışla da dikkat çekiyor. Kimsenin doğru dürüst ne olduğunu bilmediği, sürekli dışladığı, hor gördüğü otizm, sosyal ve iletişim becerilerini etkileyen, yaşam boyu süren gelişimsel bir yetersizlik olarak tanımlanabilir.

34 ÜLKEDE ARAŞTIRMA YAPILDI

Son zamanlarda yapılan yeni araştırmalar, otizmin dünya çapında arttığını gösterirken, uzmanlar da bu durumun ilerleme gösterdiğini söylüyor. Autism Research Dergisi’nde yakın zamanda yayınlanan bir araştırmaya göre; küresel olarak yaklaşık 10 binde 100 veya 100’de 1 çocuğa otizm teşhisi konuluyor. Bu oran, 10 yıl önce 10 binde 62’lik bir rakama denk ediyordu. En son rakamlar, 34 ülkeden 99 yaygınlık tahmininin gözden geçirilmesine dayanıyor.

‘GELİŞMELER VAR’

Autism Speaks’in Baş Bilim Sorumlusu ve yeni çalışmanın ortak yazarlarından biri olan Dr. Andy Shih, bulguların otizm farkındalığını iyileştirme çabalarının işe yaradığını gösterdiğini söyledi. Shih, “Dünya çapında otizmde artış var. Otizm spektrum bozukluğu hakkında küresel farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar yapılıyor. 2012’den bu yana birçok bölge, vaka tanımlama, teşhis ve otistik topluluğa hizmet etme kapasitesinde önemli gelişmeler oluyor” dedi.

20 YILDIR HIZLA ARTIYOR

İnceleme için analiz edilen çalışmaların boyutu önemli ölçüde değişiklik gösterdi. 50 milyon katılımcıyla otizm yaygınlık araştırması yapıldı. 10 binde 1.09’dan, 10 binde 436’ya çıktı. Araştırmacılar, çalışmaların çoğunun Amerika ve Kuzey Avrupa’da gerçekleştirildiğini, ancak bulguların, Afrika ve Orta Doğu gibi daha önce yeterince temsil edilmeyen bölgelerden de gelen araştırmayı içerdiğini belirtti. Genel olarak inceleme, dünya çapında erkeklerin kızlardan dört kat daha fazla otizme sahip olduğunu ve birlikte ortaya çıkan zihinsel engelli otizm vakalarının ortalama yüzdesinin yüzde 33 olduğunu buldu. Amerika’daki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 44 çocuktan 1’inin veya yüzde 2.3’ünün otizmli olduğunu tahmin ediyor. Bu sayı, ajansın oranı 150’de 1 olarak belirlediği 2000 yılından beri muazzam şekilde arttı.

23 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Barbie koleksiyonuna daha fazla engelli bebek ekleyecek

Barbie bebekleri koleksiyonu engellileri de içerecek şekilde genişliyor. Üretici Mattel, bu ay kulak arkası işitme cihazlı ilk Barbie bebeğini piyasaya süreceğini ilan etti. Oyuncak yapımcısı, ayrıca protez bacaklı yeni bir bebeği de tanıtıyor. Üretici, tekliflerin ten rengi, göz rengi, saç rengi ve dokusu, vücut tipi, engellilik ve modaya göre değişen 175’ten fazla görünümü içeren Fashionistas koleksiyonunun bir parçası olduğunu bildirdi.

‘Çeşitliliği yansıtmaya devam edeceğiz’

Barbie ve bebeklerin Genel Başkan Yardımcısı ve Küresel Başkanı Lisa McKnight, “Barbie temsilin gücüne yürekten inanıyor ve piyasadaki en çeşitli oyuncak bebek serisi olarak, çocukların dünyada gördükleri çeşitliliği yansıtmak için çeşitli cilt tonlarına, vücut tiplerine ve engellere sahip bebekleri sunmaya devam etmeye kararlıyız. Çocukların kendilerini ürüne yansıttıklarını görmeleri ve kapsayıcılığın önemini anlamalarına yardımcı olmak için kendilerine benzemeyen bebeklerle oynamaya teşvik etmeleri önemli” dedi.

‘En çok işitme cihazlı bebek istendi’

Fashionistas serisinde 2019’dan beri tekerlekli sandalye kullanan bir Barbie var. Üretici firma, işitme cihazlı bebeğin tüketicilerden en çok istenen özelliklerden biri olduğunu açıkladı. Şirket, kulak arkası işitme cihazlı bebekte doğru temsili sağlamak için eğitim odyologu Dr. Jen Richardson ile çalıştığını belirtti. Engelli Barbie ürünlerini genişletmenin yanı sıra, yeni Fashionistas bu yıl daha küçük meme, kıvrımlı ve orijinal vücut tiplerine sahip olacak. Marka, vitiligolu bir Ken bebeği seriye ekliyor. Bu durum, köklü kısa tüyler ve ince bir vücut tipi ile cilt lekelerinin renk ve seçeneklerinin kaybolmasına neden olacak.

WeThe15’e büyük ödül

Dünyadaki 1.2 milyar engelli bireyi temsil eden ve en büyük insan hakları hareketi olmayı hedefleyen WeThe15, 2022 Spor Endüstrisi Ödülleri’nde Yılın Uluslararası Kampanyası seçildi. Bu zafer, WeThe15’in kazandığı uluslararası ödül sayısını sekize çıkardı. 12 Mayıs’ta Londra’da düzenlenen prestijli yıllık ödüller, spor etkinliklerinin sunulmasından sporun sosyal değişim için bir katalizör olarak kullanılmasına kadar küresel spor endüstrisindeki başarıları kutluyor.

16 Mayıs 2022, Pazartesi 07:00

Dünyanın diğer ucunda da olsa engellilerin sorunları ortak

Engellilerin erişiminin önündeki kamusal engeller hiç bitmiyor. Bu hafta dünyanın bambaşka bir köşesinden, Endonezya’nın başkenti Jakarta’da okuyucularla buluşan Jakarta Post’ta Wulan Kusuma Wardhani’nin kaleme aldığı bir yazıdan alıntılar yapacağım. Aslında dünyanın neresinde olursak olalım, sorunlarımızın, engellerimizin, uğruna savaştıklarımızın ne kadar aynı olduğunu göstermek istiyorum.

Tekerlekli sandalyeye bağımlı

Kamusal alanların engellilere daha uygun hale getirilmesi konusunda her geçen gün gerek ülkemizde gerek dünyanın çeşitli ülkelerinde bazı ilerlemeler kaydediliyor olsa da engellilerin haklarını güvence altına almak için yapılması gereken daha çok iş var.

Jakartalı Ilma Rivai, yürümesini engelleyen serebral palsi ile doğdu. Ailesi, evden her çıkışında ona şoförlük yapıyor. Ilma tekerlekli sandalyeye bağımlı. Birçok faaliyette bulunan genç bir kadın olarak, çalıştığı binaya girip çıkmak da dahil olmak üzere bir yerden başka bir yere gitmesi öyle kolay değil.

‘Hep yardıma ihtiyacım var’

Jakarta’da bir geliştirme danışmanlığı şirketinde çalışan, 26 yaşındaki Ilma, The Jakarta Post’a 16 Nisan’da verdiği röportajda, “Lobiye girmek için her zaman başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyorum, rampa dar ve biraz dik.

Bir tekerlekli sandalyeye tam olarak uyum sağlamıyor. Önceki iş yerim altıncı kattaydı. Asansör arızalandı. Uzun bir süre bekledim. Asansör kısa bir süreliğine açıldı. Tekrar kapatılmadan önce zar zor binayı terk edebildim” diyor.