Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Biraz da iyi haberin keyfine bakalım...

Çarşamba, 07 Kasım 2012 - 05:00

Bu sabah kalkıp gazeteleri önüme alınca uzun süredir ilk defa kendi kendime, “Oh, nihayet güzel bir haber” dedim. Bu sonucu AK Parti aldı diye yüzüm buruşmadı. Kim başarmışsa başarmış, kime ne? Sonunda bundan hepimiz yararlanacağız. Unutmayalım ki, ekonomi iyi gittikçe ülkede istikrar sürer, insanlar mutlu olur. Sorunlar çok daha kolay çözülür. İşsizlik azalır. Fitch’in Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir ülke olarak arttırması çok güzel bir gelişme. Ancak yine de işin sonu değil. Daha gidilecek çok yolumuz var.
[[HAFTAYA]]

Önce, diğer iki uluslararası kredi derecelendirme firmasının da (Standard and Poor’s ve Moody’s) rakamlarını arttırmaları gerekiyor. Yatırımcılar ancak o zaman harekete geçerler. Bu ilk adım da önemli tabii ancak bundan sonra çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Zira verilen notlar çok çabuk geri alınır. Yatırımcılar da hemen kaçıverir. İndirilen notun etkileri çok daha yıkıcı olur. Türkiye’nin artık dövize ihtiyacı yok. Yeterince döviz stoğu var. Bu ülkenin asıl ihtiyacı atırım-üretimdir. Döviz, yüksek faiz alıp para kazanmak için gelir.

Yerli veya yabancı yatırım esastır. Kalıcıdır, zenginlik yaratır, işsizliği önler. Ancak yatırımcı korkaktır. Havadan nem kapar. Zor gelir, çabuk kaçar. Bundan dolayı önümüzdeki dönem çok önemli. Doğru politikaların uygulanması, gereken yerlerde kemer sıkılması kaçınılmazlaşıyor. Bu fırsatı kaçırmayalım. Dedim ya, gelin şu işin keyfini sürelim.

Şemdin Sakık nereden çıktı?

Şemdin Sakık gizli tanıkmış. Hem de Ergenekon davasında söyledikleriyle etkili olmuş! Tanıklığının gizlilikten çıkarılmasını da kendi istemiş. “Benim gizlenecek bir şeyim yok” demiş. Tabii, herkesin kafasında bir soru işareti oluştu. Sakık neler söyledi? Kimleri suçladı? Bu tanıklık sonrasında tutuklananlar oldu mu?
Bunların ayrıntısını henüz bilemiyoruz. İddianameye ve tanıklığının ayrıntılarına bakıyoruz ancak henüz somut bir şey çıkmadı. Ne olursa olsun, Sakık’ın tanıklığı benim de kafamı karıştırdı. Hele Ergenekon gibi zaten kendi içinde inanılmaz hukuk gariplikleriyle yürütülen bir davada boy gösterince ister istemez durum biraz daha karıştı. Sakık’a gizli tanıklık yaptırıldığından dolayı Ergenekon davasını tümüyle reddedemeyiz ancak bunun dosyaya biraz daha gölge düşüreceğini de bilmemiz gerekiyor...

İsrail ile ilişkiler 2015 baharına kaldı

Bir süre önce New York’taki temaslarım sırasında, en fazla soru Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinin ne zaman açılacağı konusunda soruldu. Artık kimse ilişkilerin eskisi gibi iç içe yürümesinden söz etmiyor. Açılsın, normalleşsin ona da razılar. Soli Özel’in pazar günü Habertürk Gazetesi’ndeki yazısında bu konuda son derece sağlam saptamalar vardı. Ben de aynı yaklaşımla karşılaştım. Soli’nin dediği gibi, Başbakan Netanyahu ile Dışişleri Bakanı Lieberman’ın birlikte seçime gitme bombası bütün hesapları altüst etti.

Uzlaşma ile ilgili ümitler suya düştü. Hele şimdi bizim 2014 cumhurbaşkanlığı ve 2015 genel seçimlerini de hesaba katarsak, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi veya açılmasını daha en az üç yıl beklemememiz gerekiyor. Sonrası hakkında da pek ümitli konuşan yok... Aslına bakacak olursanız, bugünkü durum Washington’u da öyle sanıldığı kadar rahatsız etmiyor gibi. Obama yönetiminin ilişkileri düzeltmek için ağırlığını pek koymamasından da bu durum anlaşılıyor.
Arap Baharı yatışmış durumda...
Savaş tehlikesi yok...
Esad yönetimi kendi içinde eriyor...
Şu sırada tüm hesaplar Amerika başkanlık seçimlerinin sonucuna bağlanmış durumda. Kimsenin gözü de başka bir şey görmüyor.