Bize dair

Perşembe, 05 Kasım 2009 - 05:00

Türk Futbolu’nun haline bakın. Küfür yemeyen Başkan kalmadı. Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı, Beşiktaşlısı, kim varsa hepsinin burnundan geliyor.

Yakın bir gelecekte kulüpler, kolay kolay Başkan bulamayacak. Yönetici de bulamayacak. E onlar olmayınca, teknik direktör de hakgetire... Futbolcuyu da dürbünün tersiyle görürsünüz.

Tribündekiler insin oynasın.

***

Tribündekiler.

Yâni seyirci.

Tıpkı sinema seyircisi gibi, tiyatro seyircisi gibi, biletini alıp içeriye giren.

Kardeşim, beğenmiyorsan gelmeyeceksin.

- Efendim, ben sırf seyirci değilim. Ben koyu bir taraftarım.

Hah...

Dinle o zaman.

Hani iyi günde de kötü günde de sapına kadar yanımdaydın?..

Hani beraber yürümüştük biz bu yollarda? Hani beraber ıslanmıştık?

Şimdi bu küfür de nereden çıktı?

Ne biçim protesto bu?

Yahu hangi yönetim ister maç kaybetmek? Ama sürekli kazanmak için seninle kontratı mı var ki?

Biraz insaf.

*** 

Ben doğuştan Beşiktaşlıyım.

Semtin çocuğuyum.

Abbas Ağa Parkı’nın havasıyla, Hamidiye Çeşmesi’nin suyuyla büyümüşüm. Ayrıca da 30 yıllık kongre üyesiyim.

Hangi yönetim gelirse gelsin, Başkan kim olursa olsun, bana farketmiyor... Etmez. Ben sadece siyah beyazlı formayı alkışlarım. Kaybettiğimiz her maçtan sonra kahrolurum. Uykusuz kalırım. Ama yönetime zerre kadar sitem etmek aklıma gelmez.

Niye?

- Çünkü ben Beşiktaşlıyım.

Beşiktaş Başkanı şu salona girse ayağa kalkarım.

*** 

Arkadaşlar.

Ben Şampiyonlar Ligi’nde oynuyorum, hey.

İyi oynuyorum, kötü oynuyorum, ama oynuyorum.

Beni beğenmeyenler, kendi mesleklerinde hiç Şampiyonlar Ligi’ne katılabilmişler mi acaba?

Mesleklerinde hiç Türkiye Şampiyonu olabilmişler mi acaba?

Ondan sonra protesto ha?

Yaa efendim.

Ben de protestoyu protesto ediyorum işte.