Bu da bir yol

Cumartesi, 21 Kasım 2009 - 05:00

Dağ’dan inmeler için yeni plan ve program hazırlanıyor.

Tamam da, bu iş bizim başımıza belâ.

Gelenlerin coşkunluğu, karşılayanların taşkınlığı, bizim bürokrasinin şaşkınlığı, bitip tükenmez tartışmalara yol açacak.

- Gel, silahını bırak, teslim ol.

Demesi kolay. Ama bunları yargılasan bir türlü, yargılamasan bir türlü...

Suça iştirak edeni etmeyeni birbirinden ayırmak da ayrı bir dert.

***

Dağda mı kalmalılar, eve mi dönmeliler?

Hangisi daha iyi, insan şaşırıyor.

- Gel, silahını bırak, teslim ol.

Demesi kolay.

Ama her kafile ayrı bir problem getirecekse, Türkiye’nin tansiyonu bunu kaldıramaz.

Ve iyi niyetle yaptığımız bir açılım, burnumuzdan gelir.

Hem birkaç kere değil, sonsuza kadar burnumuzdan gelir.

***

Öyleyse ne yapmalı?

“Gel, silahını bırak, teslim ol” yerine acaba şöyle mi demeli:

- Gelme kardeşim, teslim olma.

- Ama silahını bırak.

Haa, adam eve dönmek istiyorsa, ille de “köyüm evim barkım sevgilim eşim dostum” diyorsa, elbette ki buyursun.

Buyursun ama vatanını özlemiş bir insan gibi dönsün...

Pişmanım demesine de lüzum yok, gelsin toprağı öpsün.

Gerekiyorsa yargılansın hapse girsin. Vatanını özleyen böyle yapar.

Aksi halde, hiç gelmesin.

Teslim olmasın.

Sadece silahını bıraksın. Sonra da gurbet ellerde kendine yeni bir hayat bulsun.

Özgürdür.

Hadi bakalım.