Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Dedelerinin izinde Güney Kore'de!

Salı, 27 Temmuz 2010 - 05:00

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan soğuk savaş yıllarında Kore’nin Kuzey ve Güney diye ikiye ayrılıp Kuzey’in arkasında Rusya ve Çin’in, Güney’in arkasında ABD’nin durup birbirlerine diş göstermesi ve aynı soydan gelen halkın kardeş kavgasına düşüp birbirini öldürmesinin üzerinden 60 yıl geçti. Kore Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler’den yardım istedi. 25 Temmuz 1950’de Menderes Hükümeti, zahmet edip TBMM’ye bile sormadan Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne başvurarak Kore’ye bir tugay asker göndermek istediğini bildirdi. Tabii bu jestin altında, ABD’nin Kore’deki askerlerine BM’ler Barış Gücü süsü vermek istemesi ve bunun için de Türkiye’ye NATO üyeliği vaadetmesi yatıyordu. Türkiye bu teklife balıklama atlamış ve ABD’den sonra en büyük askeri gücü veren ilk ülke olmuştu. Gönüllüler toplandı, subaylar hazırlandı ve İskenderun’dan bindikleri gemiyle ilk kafile Seul’e gitti. Önceki gün, Atatürk Hava Limanı’nda Kore’ye yolcu ettiğim oğluma “11 saatlik uçak yolculuğu sana uzun gelirse dedenin bu yolu gemiyle 22 günde aldığını hatırla, daha kolay katlanırsın” dedim!

Kaya Aldoğan’ın torunları...

Türkiye, 60 yıl önce Kore’ye yolladığı 5 bin askerinden 937’sini şehit verdi, iki binden fazla yaralısı vardı. ABD Kongresi’nin ilk kez bir yabancı ordunun askerine verdiği kahramanlık nişanı Türk Alayı’nın sancağına takılmıştı ama Türkiye, kendi şehit ve gazilerine çok da fazla sahip çıkmadı. Oysa Güney Kore, bu zor günlerinde yanlarında olan askerleri, onların ailelerini hiç unutmadı. Yıllar önce gazileri, şehitlerin eşlerini ülkelerinde ağırladı, sonra çocuklarını davet etti. Savaşın 60. yılında bu kez 3 kuşak yollara düştü. Dedeleri Kore’de savaşta ölmüş, 21 ülkeden (ABD, Türkiye, İngiltere, Kanada, Yunanistan, Hollanda, Avustralya, Yeni Zelanda, Filipinler, Tayland, Kolombiya, İsveç, Norveç, Danimarka, Hindistan, Etiopya, Belçika, Fransa, Güney Afrika, Lüksemburg ve İtalya) 360 genç Seul’de buluştu ve bir hafta sürecek Barış Kampı’na katıldı. Seul ve Pusan’daki şehitlikleri, Savaş Müzesi’ni ve 60 yıldır barış müzakerelerinin devam ettiği huduttaki Birleşmiş Milletler binasını ziyaret etti! Türkiye’den giden 8 gencin arasında Yüzbaşı Kaya Aldoğan’ın da iki torunu vardı: Kutlu Deniz Ilgaz ve Deniz Ilgaz Arıtan... Neler yaşadıklarını da döndüklerinde onları dinleyip anlatacağım.

Erkekler neden ağlar?

Başbakan Erdoğan’ın şiir okurken ağlaması üzerine başlayan, “erkekler ağlar mı, ağlarsa niye ağlar” tartışması, siyasetten çıkıp tıbbın derinliklerinde dolaşmaya başladı. Kimi psikologlar bu konu üzerinde ağdalı laflar etti. Bence bu konuda yapılan en doğru yorumlardan biri anonim bir okurunkiydi: “Ağlamak bir tarikat geleneğidir, ne kadar ağlarsan inandırıcılığın o kadar artar!” Fethullah Hoca geldi aklıma, doğru vallahi, bir tek kuru gözlü görüntüsü yok, hepsinde hüngür şakır. Sonra düşündüm Bülent Arınç’tan tut, tarikat ehli kim varsa, bir gözü yaşlı duygulanma hali! Doğru olabilir diyordum ki... Değil! Erbakan hiç ağladı mı? Hiiiç! O zaman ismi bende saklı bir doktor arkadaşımın teşhisi haklılık kazanıyor: “Canım kurcalayıp durmayın. 50 yaşına gelmiş, andropoza girmiş, erkeklik hormonu azalmış bütün erkeklerin başına gelen bir yumuşama halidir bu ota b.k.. a ağlama. Ben de bayrak görünce ağlıyorum, çocuk görünce ağlıyorum! Siz kadınlar da hamilelikte tutulursunuz bu hastalığa, menopozda ise alınganlaşır, aksilik yaparsınız. Çünkü kadınlık hormonunuz azalırken erkeklik hormonunuz artar. Biz erkekler ise erkeklik hormonumuz azaldığı için ağlarız! Bilinç altından kaybolan iktidarımızadır gözyaşlarımız.” Düşündüm, üzüldüm, bizim menopoz gibiyse erkekler terliyordur da...

Sinirli ve çekilmez oluyorlar

Konuyu araştırdım, andropozun psikolojik belirtileri tıp adamlarına göre şöyle: “Depresif bir ruh hali, sinirlilik, kaygı, motivasyonda azalma ve kronik yorgunluk hissi görülür. İçinde bulunduğu sıkıntıyı agresif hareketlerle dışa vuran hasta, çevresindeki olur olmaz her şeye sinirlenmeye başlar. Bu psikolojik bozukluk ise zamanla kişinin çekilmez bir hal almasıyla devam eder.” İşin kötü tarafı, hasta bu durumdan utandığı için derdini anlatmaz, saklar ve tedavi olmaz. Oysa biz kadınlar daha rahat gidiyoruz doktora. Tıpkı menopoz gibi andropozun da tedavisi kolay: Hormon replasmanı. Yani azalanı yerine koyuyor, rahatlıyorsunuz. Önemli bir sakıncası yok. Erkeklerde prostat büyümesi ve gece sık sık idrara kalkma yapıyormuş kimilerinde. Ama yaşam kalitesini yükseltmek için şart. En iyisi tıbbi yardım almak! Çünkü bazı durumlarda bu ağlama ve depresyon belirtilerinin nedeni beyin tümörleri de olabiliyormuş, en iyisi bir kan testi yaptırmak ve göz yaşlarından kurtulmak!