Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Derin bir aşk mavi mutluluk

Pazar, 01 Kasım 2009 - 05:00

İstanbul kışa merhaba diyor. Yağmur, gri hava ve kasvet, bütün yazı arkadaşlarıyla o etkinlik senin, bu etkinlik benim gezen yalnızlar ordusunu evlerine hapsediyor. Evlerinde hapsolan yalnızlar, yalnızlıklarının daha bir farkına varıp kendilerini sorgulama dönemine giriyor.
Sorguladıkça da işin içinden çıkamıyorlar. “Ben neden yalnızım?” sorusunun cevabı bulunamıyor. Aslında bulunuyor, herkes kötü... Herkes duygusuz, herkes çıkarcı, herkes yalancı, herkes iğrenç... Bir ben süper, bir ben duygu kelebeği, bir ben aşk çiçeği...
***
Yağmur nedeniyle evden çıkamayanlar twitter.com’da tweet’liyor. Şöyle yazmış biri; “Tam sarılıp uyumak havası. Evde mahsur kalma, yemek yemek, sevişmek, tekrar yemek, uyumak, film izlemek, sevişmek, yemek yemek... Olsaydı iyi olurdu. Bazı şeyler tek başına yapılamıyor...”
Bir başkası, yağmurlu havada yapılacakları madde madde sıraladıktan sonra şunu yazmış: “Arkadaşım ‘Bu havada ancak sevişilir’ diyor. Kendisi deli gibi aşık olduğundan aklına başka bir şey gelmiyor tabii...”
Aşık olanın da, yalnız olanın da yağmurlu havada sevişme isteğinin artması ilginç bir ortak nokta. Yağmurlu hava insanı romantizme sevk ediyor, bu doğru. Yalnız olduğunda bu romantizm sana ‘yalnızlık hüznü’ ile yansıyor. Aşık olduğunda ise ‘aşk coşkusuyla...’
***
Bense gazetedeyim yağmurlu havada. İşimin gereğini yerine getiriyorum. Ve ben de yağmurlu havada yapılacakların hayalini kuruyorum. Eşimin yanında olmayı isterdim şu an mesela. Televizyonu, radyoyu falan kapatıp, birbirimizin sesini dinlemeyi isterdim sadece.
Elimi eşimin karnına koyup, 6 ay sonra doğacak ikizlerimizin nasıl birer çocuk olacaklarını konuşmayı isterdim. Son zamanlarda hep bunu yapıyoruz ve çok keyif alıyoruz. Bizim için yepyeni bir heyecan bu. Dünyaya iki çocuk birden getireceğiz ve bu bizi korkutmuyor. Aksine, çok eğleneceğimizi düşünüyoruz.
***
Yazımı yazıp, gazeteyi de bitirdikten sonra hayallerimi yerine getirmeye gideceğim. Tutacağım eşimin elinden ve yemeğe götüreceğim onu. Yemek yerken yine bizden konuşacağız, doğuracağımız bebeklerimizden... Sonra eve gideceğiz, yan yana uzanarak devam edeceğiz konuşmaya. Biz birbirimizi dinlemeyi seviyoruz.
Sadece bir şeyler yaparken değil, konuşurken de birbirimizi eğlendirebiliyoruz. Yağmurlu havanın hatırına bir itirafta bulunayım, ben ‘eğlenilecek kız’la evlendim. O da ‘eğlenilecek adam’la... Birbirimizi eğlendirmeyi başaramasaydık, bu evlilik yapılmazdı. Şimdi birlikte eğlenebileceğimiz ‘ikizlerimizi’ bekliyoruz. ‘Derin’ bir aşk bizimkisi... Ve elbette her daim ‘Mavi...’