Dilin kemiği

a
a
Pazartesi, 09 Ağustos 2010 - 05:00

Memur Kemal mi?

Bu hitap ne kadar yakışıksız ise, bir Başbakan’a kalpazan diye seslenmek de o kadar düzeysiz.

Eğer Kılıçdaroğlu için SSK’yı batırdı demek istiyorsanız, nasıl batırdığını anlatır sonra da derseniz ki:

- Kabiliyetsiz memur.

Ama “Memur Kemal” diyerek siz bütün memurları incitiyorsunuz.

Olmaz...

***

Bir defasında Özal demişti ki:

- Benim memurum işini bilir.

Belki de “benim memurum kül yutmaz, işinin ehlidir” demek istemişti ama derdini anlatamadı, kaç kere tavzih ettiği halde, işini bilen memur yine de Özal’ın başını epey ağrıttı.

Şimdi bu Memur Kemal lâfı da öyle.

Bence hiç vakit kaybetmeden bunu düzeltmek lâzım.

***

Gelelim kalpazanlık meselesine. Kılıçdaroğlu bunu hep söylüyor. Her mitingte Başbakana birkaç kere kalpazan diye sesleniyor.

Ne demek kalpazan?

Sözlükteki karşılığı belli.

Peki, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, sahiden kalpazan mı? Böyle bir sabıkası var mı?

Yoksa Kılıçdaroğlu herkes için ağzına geleni söyleyen bir siyasetçi mi? Mesela Dengir Mir Mehmet Fırat’a eroin kaçakçısı... Öbürüne doğalgaz hırsızı, berikine Dubai’de vatanı satan adam...

E yok.

Kendisi Türkiye’nin tek dürüst insanı olsa bile, her gördüğü adam hırsız değildir.

***

Ona Memur Kemal diyen Başbakan, muhakkak ki ayıp etti ama kalpazan demekle de o suç işliyor.

Neye güveniyor?

- Dokunulmazlığına.

Sonra da meydanlarda “dokunulmazlıklar kalksın” diye bağırıyor.

Sakın ha, kalkmasın.

Zira kalkarsa, bizim siyasetçilerin konuşacak lafları kalmaz. Ağızlarını her açışta mahkemeyi boylar, çuval dolusu tazminat ödemeye mahkûm olurlar.