Direncin ustası Yaşar Kemal

Çarşamba, 04 Mart 2015 - 05:00

Yaşar Kemal için kim ne derse desin onun söylediklerinin, yazdıklarının üzerine çıkamıyor. Onu, ancak kendi yazdıkları anlatıyor. İşte Yaşar Kemal’i büyük yapan da budur. Yazdıkları, söyledikleri herkes gibi benim de umudumun ışığıydı.

Odatv operasyonu kapsamında 2011 yılı Mart ayında Silivri Cezaevine girene dek demir kapıların bu kadar soğuk, betonun bu kadar karanlık olduğunu bilmiyordum. Gardiyan kapının demir kolunu hızla her kapattığında yüreğime bir bıçak saplanıyordu. Zemini, duvarları, tavanı beton olan bir kutunun içinde ayak sesim bile çınlama olarak kulaklarımda yankılanıyordu. O beton çukurun içinde sonsuz bir düşme hali, boşlukta aşağıya doğru gidiyordum. Tepemde cezaevinin çatısı, ama ben ayağımın altındaki zemini kaybetmiş koyu karanlığın içine sürekli düşüyordum.


Yaşar Kemal ile iki yıl önce bir araya gelerek teşekkür etmiş hem de son röportajını yapmıştım.

O uğursuz Mart ayını bitirememiştik. Bir gün gazetede Yaşar Kemal’in bizim için yazdığı satırları okudum. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin kendisine verdiği onur ödülü için bir konuşma kaleme almıştı. O konuşma benim, günler geceler boyu yaşadığım karanlığın içinde düşme halime son verdi. İlk kez ama ilk kez ayağım Silivri Cezaevinin zeminini hissetti. Şöyle diyordu Yaşar Kemal:

“Hapishane kötüdür, ölüm gibi. Bilincine varınca, düzleşir, olağanlaşır. İnsan soyunu zulüm kadar hiçbir şey küçültmez. Ne derler, zulmün artsın ki tez zeval bulasın. Zulüm aşağılık bir şeydir, ölümden de beterdir. Bilincine varınca olağanlaşır. Hepsinden beteri de insan soyunun yakasına yapışmış korkudur. Her şeyin temeli, beteri korkudur. Diyorum ki, korkulmasın, bugünkü, bu gelip geçici duruma bakıp umutsuzluğa düşmenin bir gereği yok. Bugün hapishanelerde, mahkeme kapılarında veya mahkeme kapılarına gitmeyi beklerken mesleğinin ve insanlık onurunun hakkını verenler var. Onlar ve onların hakları için yürüyen, sesini yükseltenler insanlığımızın daha bitmediğini, vurdumduymazlığımızın bizi öldürücü hale getirmediğini kanıtlıyor. Selam olsun düşünce özgürlüğü ve insan hakları için direnen meslektaşlarıma. Selam olsun korkunun üzerine yürüyerlere. Selam olsun insanlık toptan tükenmedikçe umudun da tükenmeyeceğini gösterenlere…”

Selam olsun, sözleriyle Silivri’nin beton duvarlarında açtığı çatlaktan direncimin umut ışığını veren Yaşar Kemal’e…