Diyet

Pazartesi, 28 Haziran 2010 - 05:00

Tarihsel süreçte Türk-Amerikan ilişkilerini anlamak için Ömer Seyfettin’in Diyet’ini okumak yararlı olur diye düşünüyorum.

Tuhaf olan her iki tarafta birbirinden diyetini ödemesini bekliyor.

Türk tarafı da, ABD de diğer taraftan beklenti içinde.

Tam bir sinir harbi.

Türkiye daha bağımsız, bölgeye yön verici bir politika peşinde.

ABD ise bölgedeki İsrail karşıtı her hamleye karşı, 220 yıllık Türk-ABD ilişkileri en sıkıntılı dönemlerinden birinden geçiyor: 1790’da başlayan Amerika-Osmanlı ticareti özellikle 2. Dünya savaşından sonra gündeme gelen Trumann doktrini ve Marshall yardım planıyla Türkiye’yi ABD ye muhtaç hale getirdi. ABD’nin asıl amacı soğuk savaş yıllarında SSCB’nin yayılımcı politikasına karşı güneydoğu Avrupa cephesini güçlendirmek olsa da Cumhuriyet’le başlayan savunma sanayi hamlemiz de hazır ‘Amerikan Yardımı’nın cazibesi ile yerle bir oldu.

ABD yardımlarının Türkiye’ye katkısını da tartışmak gerekiyor.

Uçak fabrikası ve hatta ülkemizi “Demir ağlarla örme” projelerimiz bile çöpe atıldı gitti.

Türkiye’deki yabancı sanayi yatırımlarına bakarsak ABD’nin orada da sınıfta kaldığını görüyoruz. Alman, İtalyan, Fransız yatırımcılar Türkiye’ye güven duyup ellerini taşın altına koyarken ABD’li şirketler yıllardır bavulu alıp gitmeye hazır konumda bekliyorlar!

ABD için Türkiye sadece bir pazar ve stratejik ortak.

***

ABD’nin beklentisi, 60 yıldır askeri yardım yaptığı, NATO şemsiyesinde SSCB’ye karşı koruduğu Türkiye’den Ortadoğu, Afganistan ve İran politikalarında destek. En önemlisi ise Türkiye’nin İsrail’i Ortadoğu’da yalnız bırakmaması.

ABD kontrolündeki İMF’in Türk ekonomisine katkılarını da unutmamak gerekiyor diye düşünüyor.

1 Mart tezkeresinin TBMM de reddedilmesiyle başlayan güven bunalımı aslında bir türlü düzelmedi.

Irak savaşında kuzey cephesinin kullanılmamasının ABD ye faturasını Pentagon hiçbir zaman unutmadı.

ABD’nin Kuzey Irak’ta Kürtlere verdiği destek,çuval operasyonu hep 1 Mart tezkeresinin sonuçları.

***

Türkiye’nin Gazze’de Hamas tarafında yer alması, Brezilya ile birlikte arabuluculuğa soyunup Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde İran’dan yana tavır alması Türk-ABD ilişkilerine tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşatıyor.

Türkiye’nin diyetini ödeyip eksen değiştirmesinin tartışıldığı günümüzde, Kanada’daki Obama-Erdoğan görüşmesinden sağduyulu bir sonuç bekliyoruz.

İşin gerçeği Türkiye henüz Diyetini ödemeye hazır değil!