Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Dün Aleviler, bugün Kürtler

Perşembe, 14 Kasım 2013 - 05:00

Başbakan Erdoğan, Ankara’da Muharrem Orucu iftarına katıldı. Yakında bir torunu olacağını, isimlerinden birinin Ali olacağını müjdeledi. Zaten Nevşehir Üniversitesi’nin adını da Hacı Bektaş Veli olarak değiştirmişti, daha ne yapsın değil mi! Alevilerin gönlünü almış oldu! Yetmedi bitmedi, bugün de Diyarbakır’a gidiyor. Barzani’yi ağırlayacak. Yanında İbrahim Tatlıses’i de götürüyor. Tatlıses, Kuzey Irak’da sevilir. Ünlü Kürt şarkıcı Şivan Perwer de gelecek ve düet yapacaklarmış. Alevi kardeşlerimizden sonra Kürt kardeşlerimizin oyları da bu “düetler” sonunda çantada keklik mi? Acaba bir de kız torun var mı yolda, onun adını da Zozan koysa, ben pek severim bu adı!

Siyaset elbette sembollerle yapılıyor ama iş bu kadar basit, bu kadar yüzeysel değil. Bir kere Alevilerin çoğunluğu, Başbakan’la yakın temas içinde olan Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan’ın kendilerini temsil ettiğini kabul etmiyor. Tıpkı ne Barzani’den ne de Tatlıses’den hoşlanmayan Kürtler gibi! İkisi Kuzey Irak’da seviliyor olabilir ama Diyarbakır’da bırakın sempatiyi, kızgınlık bile var bazı kesimlerde.

Nitekim Ahmet Türk’ten tepki geldi bile. Aleviler ise Cem Evleri’ni ibadet yeri kabul etmeyen Başbakan’a ve onunla işbirliği yapan İzzettin Doğan’a zaten kızgın. Keşke bu farklılıkları çözmek bu kadar kolay olsa. Ama dini görüş ayrılıklarının savaşa dönüşmesine dikkat çeken TBMM Başkanı Çiçek en güzel sözü söyledi: “Ölen de öldüren de tekbir getiriyor, silahı da başkası vermiş oluyor” dedi! Hele o silahların bir kısmı Adana ve Konya’da merdiven altında yapılıyorsa bunu bir kez daha düşünmek gerek değil mi?


[[HAFTAYA]]

Orda bir gazeteci var, Mısır’da!

Arınç, kendi derdine düştü, TRT Kahire muhabiri Metin Turan’ı hapiste unuttu! Metin Turan, Kahire’deki olaylar sırayında görev yaparken camide gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Aradan 3 ay geçti, Türk Dışişleri Bakanlığı çok kötü koşullarda hapisanede tutulan Türk gazetecinin salıverilmesi için kılını kıpırdatmadı. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç meslektaşımızın kurtulması için Mısır Başbakanı Hazım Biblavi’ye bir mektup yazarak İstanbul Başkonsolosu Elhaddidy’e elden takdim etti ve tutukluyken bebeği olan Turan’ın bir an önce serbest bırakılması için ricada bulundu. Türk yetkililerin ise darbe sonrası iktidarı ele geçiren yönetimi tanımadıkları için resmi olarak temas kurmadıkları ve Metin Turan için bir girişimde bulunmadıkları iddia ediliyor.

*

Coş’u coşturan nedenler

Başbakan kamuoyunun tepkisini çeken bir devlet memuru için bir kez daha “yedirmem” ifadesini kullandı. Yerini sağlamlaştırmak isteyen her devlet memurundan, üst düzey yöneticiden beklenen iki şeyden biri eşinin başının bağlı olması şartıysa diğeri de kamuoyunun tepkisini çekecek bir tavır sergilemesi, twitter’da trend topik olması, mümkünse bir mizah dergisinin kapağına çıkıp dalga geçilmesi ve daha da yükselmek istiyorsa muhalefet hakkında soru önergesi vermesidir. Böylece Başbakan kendisini derhal koruma altına alır, sahip çıkar; tepkiler artarsa “yedirmem” demecini verir ve artık kimse ona dokunamaz! Zaten bu bürokrat ya da üst düzey yönetici, daha önceden gardını alıp sağa sola bir iki “porno” kaset, CD neyin atmış, bazı devlet büyükleri hakkında dosya tutmuşsa durumu daha da sağlamlık kazanır. Hele hele geçmişte Başbakan ya da “hizmet”le ilgili herhangi bir şikayeti, dosyayı, soruşturmayı kapatmış, hasır altı etmiş veya yapanın çanına ot tıkmışsa itibarı bir kat daha yükselir ki Adana Valisi Sn. Coş’u coşturan nedenlerin arasında bunların hepsi vardır. Boşuna nefes tüketmeyin.