Durum budur

Çarşamba, 18 Ağustos 2010 - 05:00

Sanırım Deniz Baykal,
Zincirbozan’da
daha mutluydu.
Bugün kendisine
konulan siyaset yasağı,
Ara Rejim’leri aratacak
kadar yakışıksız ve
insafsızdır.
Bir parti, aydınları
Silivri’ye tıkıyorlar
diye
feryad ederken, kendi
bünyesindeki bir Bilge
Adamı
, hangi hücreye
tıkıyor, farkında mısınız?
*
Belliydi.
Baykal’a kurulan
o alçakça tuzağın peşini
bırakmayacaklarını
söyleyerek iş başına
gelenler, bir daha dönüp
o tarafa bakmıyorlar bile...
Unuttular gitti.
Hayır, unutmadılar.
Bize unutturuyorlar.
*
Böyle insanlardan
korkarım.
Gerçi siyasette
duygusallığa pek yer
yoktur ama duygusuzluğa
mecburiyet var mıdır?
Fırsatçılığı,
tenezzülcülük noktasına
vardırmak zorunda mısınız?
Allahaşkına... Arkadan
hançerleyip sonra da
hiç hançerlememiş
gibi yoluna devam
eden insanlara,
nasıl güveneceğiz?
Hiç tereddüt etmeden
Baykal’a, Yılmaz
Ateş’e, Onur Öymen’e
,
şuna buna siyaset yasağı
koyan şu sivillere
bakar mısınız?
Yemin ederim ki asker
daha demokrat.
*
Bu durum, beni
referandumdan daha
çok düşündürüyor.
Evet çıksa ne olur,
hayır çıksa ne olur?
Siyasi ahlâk ve terbiye
yoksa, anayasa paketini
alın, kafanıza çalın.
Bakar mısınız?
Hacı Bektaş-ı Veli’yi
anarken bile kimsede
saygı kalmamış.
Orada yükselen
yuh sesleri, siyasette
aşağı düşen çıta’yı
simgeliyor.
13 Eylül sabahını hâlâ
merak mı ediyorsunuz?
- Nasıl bir Türkiye?
İşte böyle.

Not:
Ateşkesi anladınız mı?
Yüzlerce kişiyi yok
edecek C-4’ler, son anda
imha edilmeyip patlasaydı
ne olacaktı?
Demek ki neymiş?
Ateşkes, ateşli
silahları
kapsıyor. Diğer
kirli silahlar ve kalleş
bombalar
serbest.