Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

En büyük görev; oy vermek

Pazar, 12 Haziran 2011 - 05:00

Bugün siyaset yazmak yasak, zaten gereksiz de. Herkes söyleyeceğini söyledi. Şimdi sıra bizde, yani seçmende. Benim size tek söyleyeceğim şey; gidin oyunuzu verin. İstediğiniz, beğendiğiniz partiye, kişiye... Sadece kendi iç sesinizi, vicdanınızı, aklınızı dinleyin. Vaat, tehdit ve şantajlara boyun eğmeyin. Orada yalnızsınız ve kimse hangi partiye oy verdiğinizi bilmeyecek. Ne aileniz, ne mahalleli, ne başkası... Hadi bakalım! Hani her seçim sonrası hep söylerler ya; “Seçmenin aklı galip geldi, en doğrusunu yaptı” filan.

[[HAFTAYA]]

Göreceğiz. Demokrasi böyle bir şey; bir oy bir oydur, herkesin oyu eşittir. O bir oyu vermek için yurt dışından, başka illerden geliyorlar, sandığa gidiyorlar... Siz de bu sistemdeki en önemli görevinizi yapın, oyunuzu verin. Herkesin susup sizin konuşacağınız gün, bugündür. Hayırlı olsun!

Sınırımızdaki dram

Türkiye, komşu ülkelerle sıfır sorun yaşamak isterken başına gelmedik kalmıyor. Komşu hapşırıyor, biz nezle oluyoruz! Mısır, Libya, Tunus, Yemen, Suriye... Baskıcı rejimlerin yıllardır işbaşında olduğu, göstermelik seçimlerle göstermelik demokrasinin yaşandığı bu ülkelerde olup bitenle Türkiye’nin başı dertte. En büyük sıkıntı, oradaki iş ilişkilerimiz nedeniyle Libya’da ve uzun sınırımız nedeniyle Suriye’de olup bitenlerden kaynaklanıyor.

Suriye’deki protesto gösterilerini kanlı tedbirlerle bastıran Sedat rejimiyle çok iyi ilişkileri olan Ankara ‘yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal’ derken beklenen oldu ve Suriye’den kaçanları kucağında buldu. Daha çok kısa bir süre önce iki ülke arasındaki vizeyi kaldırmış ve kapıları bir ölçüde açmış olan yetkililer, fiili durumun getirdiği başka bir gerçekle karşı karşıya bugün: İnsanlar ölüm korkusuyla sınıra dayanmış, sınırı geçiyor, geliyor ve “Kurtarın” diyor. Gelenlerin çoğu kadın ve çocuk ya da yaralı erkekler...

İnsanların evlerini, topraklarını, geçmişlerini bırakıp ne olacağını bilmedikleri bir geleceğe kaçmalarının tek nedeni, ölüm korkusu! Herkesi öldürerek iktidarda kalınabilinir mi? Sedat rejimi, baskıyla daha ne kadar direnecek? Uluslararası kamuoyu buna ne kadar izin verecek? Ve Irak’ta, Mısır’da, Libya’da gördüğümüz gibi uluslararası örgütlerin müdahalesi ne işe yarayacak, neyi düzeltecek? İktidar hırsı, zorbalıkla birleşiyor, aklın önüne geçiyor. Korku imparatorluğu kuranlar, sadece halklarının değil, kendilerinin de acı çektiği bir sonu hazırlıyor. Ve “tekerrürden ibaret olan tarih”den kimse ders almıyor!

Emzirilecek yavru aranıyor

Bahar ayları, doğanın yenilendiği, doğumların arttığı aylar. Sağda-solda yeni doğmuş ve sokağa terkedilmiş, annesini kaybetmiş yavrular... Hayvanseverlerin korumaya çalıştığı küçük canlar... Bir arkadaş sitesinde yayınlanan ilan duygulandıran, duyarlı bir dostluk örneğiydi. “Kedimizin ilk doğumu, tek yavrusu ölü doğdu. Anne kızımızı mutlu edecek, yeni doğmuş emzirilecek kedi arıyoruz. Yardımlarınızı bekliyorum. Teşekkürler. Hülya.”

Birlikte yaşadığı ve kızı gibi sevdiği kedisinin ölü doğan yavrusunun yerine koyacağı emzirilecek yavru kedi arayan insanların sayısı çoğaldığı zaman, bu ülkede aile içi şiddet, tüyler ürperten cinayetler, trafikte lüzumsuz gerginlikler azalacak. Sevmenin ve başkalarını düşünmenin iyi bir şey olduğunu yeniden hatırlasak?..