Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

En kritik kararı Başbuğ alacaktır

Çarşamba, 28 Ekim 2009 - 05:00

Ortada, bir an önce açıklığa kavuşturulması gereken bir iddia var. Şu soruların da yanıt bulması gerekiyor:

1. İrtica ile mücadele plânı, iddia edildiği gibi Genelkurmay Başkanlığı’nda mı hazırlanmıştır?

2. Eğer içerde hazırlanmışsa, kimler emir vermiştir? Genelkurmay Başkanı’nın haberi var mıdır, yoksa ondan da habersiz mi hazırlanmıştır?

3. Sorumluluk, Genelkurmay Başkanlığı’nı da kapsıyorsa, bir darbe niteliğindeki bu belgeye katılan ve göz yumanlar istifa ettirilmekle mi kalacaklar, yoksa mahkemeye mi verilecekler?

Başbuğ’u istifaya mı zorluyorlar?

Org. Başbuğ, yakın tarihin en talihsiz Genelkurmay Başkanları’ndan biri oldu. Tanıdığım Başbuğ’un böyle bir plân hazırlanmasını isteyeceğine de, göz yumabileceğine de ihtimal dahi veremiyorum.

Ben hâlâ bu gelişmenin Başbuğ’un dışında, ondan habersiz geliştiğini veya belgenin tümüyle büyük bir dış komplo olabileceğine inanmak istiyorum.

Her iki koşulda da, bu olayın esas hedefinin Başbuğ’u istifaya zorlamak olabileceğini de gözden uzak tutmayalım.

Varsayımları şimdi bir yana bırakalım.

Ortada, neresinden bakılırsa bakılsın, gerçekten vahim bir durum var.

Eğer gerçekten Genelkurmay’da hazırlanmışsa, TSK’ya bir darbe hazırlığı gölgesi düşecektir. Komuta kademesi büyük bir töhmet altında kalacak, istifalar hatta yargılanmalarına kadar gidebilecek bir süreç başlayacaktır.

Eğer bu plân dev bir komplo ise ve Genelkurmay dışında hazırlanıp, komuta kademesine gölge düşürmeyi, Org. Başbuğ’u kontrolü kaybetmiş bir, 1’inci başkan gibi göstermeyi amaçlıyorsa, bu defa bambaşka bir sürece girilecektir.

Önce işin özü anlaşılmalı...

TSK’yı kurum olarak hırpalamadan korumak ve kollamak istiyorsak, hiç zaman kaybetmeden, olayın gerçek yüzünü ortaya çıkarmalıyız. Bazılarımız, ayrıntılarla uğraşıyor. Belgenin neden bu kadar geç ortaya çıkarıldığı, neden öncelikle basına sızdırıldığı sorgulanıyor.

Mutlaka bu sorular da önemli, ancak asıl önemli olan, belgenin orjinalliği, içerde mi dışarıda mı ve kimler tarafından hazırlandığının bulunmasıdır. Bu noktalar kesin şekilde saptanmadığı taktirde, ortadaki kuşku ve töhmet bulutları dağılmayacaktır. Bu karanlık bulutları da yine ancak TSK kendi kendine dağıtabilir. Org. Başbuğ da, bu konuda en güvenilecek isimdir. Her konuşmasında, TSK’nın hukuk içinde ve demokrasiye sadık kalacağını söyleyen Genelkurmay Başkanı, gerekirse her fedakarlığı da yapabilecek karakterde bir askerdir.

“İçeri’den”

Yakın tarihe ışık tutan bir kitap daha... Reyhan Yıldız aslında bir televizyoncu. Programlarda yapımcılık, belgesellerde editörlük yaptı. Şimdi, son yarım asırda bir Türkiye gerçeği haline gelmiş cezaevleri, işkenceler, gözaltılar ve sürgünleri bizzat yaşayanların ağzından aktaran bir kitaba imza atmış. Pınar Selek’ten İsmail Beşikçi’ye, Ali Sirmen’den Ragıp Zarakolu’na kadar pek çok aydın yaşadıklarını Reyhan’a anlatmış. Kitaptaki röportajlar belge niteliğinde. Hatta bu çalışmadan çok sıkı bir belgesel çıkar diye düşünüyorum. Sevgili Reyhan’a duyururum... (Literatür Yayınları Telefon: 0212 292 41 20, www.literatur.com.tr)

***

Sağ soldur sol da sağ

İdris Küçükömer çok farklı bir düşünür. Türkiye’deki ideolojik kalıpları yerle bir eden düşüncelere sahip. Tam 40 yıl önce yazdığı ‘Düzenin Yabancılaşmaşı’ yeniden kitapçılarda. O’na göre Türkiye’de solcular gericiydi ve halkı yönetilecek koyunlar gibi görüyorlardı. Örneğin pek çok aydın için 27 Mayıs ilerici bir müdahaleyken, Küçükömer’e göre son derece antidemokratik bir yapıydı. Kitabın kapağında şu ilginç cümle yazılı: “Türkiye’nin ilericileri ‘sağ’ cenahta yer alan geniş İslamcı halk kitleleridir” Çok ilginç değil mi? Üstelik bu cümleyi kuran bir dönem Türkiye İşçi Partisi’nde yöneticilik yapmış bir isim. Kitap da 14-17 Ekim 1968 tarihlerinde yazılan dört makalenin genişletilmiş hali. Hem farklı hem de düşündürücü. (Profil Yayınları Telefon: 0212 514 45 11, www.profilkitap.com)

***

En derin kuyu

Saygı Öztürk çok başarılı bir araştırmacı gazeteci. Pek çok ödülü var ve pek çok kez 32.Gün’e konuk oldu. O programlardan birinde Tuncay Güney’le Güneydoğu’daki ölüm kuyuları iddialarını tartışmışlardı. Elimde duran kitap, bu iddiaları gerçeğe taşıyacak nitelikte bir kitap. Saygı Öztürk kaleme almış. Adı: ‘Ölüm Kuyuları’. İçinde pek çok gizli belge, fotoğraf ve kayıt var. Şemdinli olaylarından ölüm kuyularına, JİTEM ve itirafçılara kadar son derece önemli belge ve tanık ifadelerine yer verilmiş. “Ölüm kuyuları gerçekten var mı yok mu” diye merak ediyorsanız bu kitaba göz atın. Türkiye’nin yakın karanlık tarihi bu tip başarılı ve cesur çalışmalarla aydınlanabilir ancak.( Doğan Kitap Telefon: 0212 246 52 07, www.dogankitap.com.tr)