Erdoğan neden Davutoğlu diyor?

Cuma, 15 Ağustos 2014 - 05:00

Seçilmiş cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eğer bir “ters köşe” yapmayacaksa başbakanlık için düşündüğü ismin Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu olacağı anlaşılıyor. “Neden Davutoğlu?” sorusunun bir dizi yanıtı var. Erdoğan ile politik-ideolojik duruşunun benzerliği ve değerler sistemi açısından ortak yönlerinin çok olması. Üçüncü dönem kuralına takılmaması.

[[HAFTAYA]]

Milletvekili oluşu. Siyasi ve diplomatik deneyimi. Resmen telaffuz edilmese de Davutoğlu’nun paralel yapı ve cemaat konusundaki Başbakan ile tam dayanışma içinde olması ve tepki koymaktan kaçınmamasının etkisi olduğunu düşünüyorum. Zira Erdoğan kendisine çok yakın bazı isimlerin bu konudaki suskunluğundan ötürü hayal kırıklığına uğramış durumda.

Erdoğan katıldığı televizyon programlarında partinin genel başkanı ve başbakanın aynı isim olması gerektiğini söylemişti. Nasıl bir kişi olacağını tarif ederken de tabandan ve teşkilatlardan destek görebilecek ve kurucusu olduğu hareketi daha ileriye taşıyabilecek bir isim olarak tarif ediyordu. Uzun süredir gelen sinyaller bu kişinin Dışışleri Bakanı Ahmet Davutoğlu olacağını gösteriyor. AK Parti Kongresi’nin toplanacağı 27 Ağustos tarihine kadar farklı bir eğilim gelişmezse Erdoğan bu yöndeki kararını uygulayacak. Başbakan’ın bu kararlılığı Davutoğlu için oldukça önemli bir sorumluluk demektir. Dış politikadan ekonomiye, farklı toplum kesimleriyle ilişkilerin kurulmasından sağlık- eğitim gibi alanlara kadar bir dizi kritik alanda somut politikaların geliştirilmesi gerekiyor.

Erdoğan işaret ettiği için Davutoğlu parti içinde ve dışında daha güçlü destek alacaktır ancak kendisini eleştirenlerin sayısı az değildir. Bunun zorluklarını yaşayacağına şüphe yok. Davutoğlu ve başbakanlıkta kuracağı yakın ekibin yapacağı iletişimin bundan sonra çok daha belirleyici olacağı açık.

Davutoğlu’nun başbakanlığı kadar ekonomi yönetiminde hangi ismin olacağı önemli. Zira Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok. Kafa karışıklığına yol açmadan Ankara’nın istikametinin değişmediği tam tersine dünyanın birçok cephesiyle zayıflayan ilişkilerin güçlendirileceği mesajı çok güçlü verilmeli. Avrupa Birliği ile ilişkilerin hayati olmaya devam edeceğine inanıyorum. Elbette Türkiye İran, Rusya, Çin, Hindistan ve Güney Kore’ye kadar uzanan coğrafya ile yakın olmalıdır. Ancak AB’nin Türkiye’nin demokratik ve ekonomik gelişimindeki ağırlığı yadsınamaz. Ben önümüzdeki dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Davutoğlu’nun AB’ye sıcak mesajlar vermesi gerektiğine inanıyorum. Hatta üst üste yapılacak ziyaretlerle Türkiye’nin kararlılığının altı çizilmeli. Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu konuda hazırlık içinde olduklarını söylüyor.

Davutoğlu önümüzdeki 10 aylık dönemi yüksek performansla götürüp popülaritesini daha yukarı taşıyabilirse yeni dönemde de partinin başında olmaya devam edebilir. Ancak istediklerini yapamaz ve tartışmaların hedefi olursa işte o zaman AK Parti bakımından sıkıntılı bir döneme giriliyor demektir.