Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Erdoğan, Öcalan'ı ön plana çıkarıyor...

Cuma, 30 Kasım 2012 - 05:00

Başbakan, Kürt sorununa yaklaşımını son dönemlerde sertleştirmişti. Eski Erdoğan gitmiş, çözüm aramak yerine sertleşmeye öncelik veren bir Erdoğan karşımıza çıkmıştı. Ben de böyle algılıyordum. Yazılarımda olsun, konuşmalarımda olsun, “Başbakan, 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerine hatta 2015 genel seçimlerine kadar hiçbir siyasi risk almak istemez...

Hele MHP’nin milliyetçi oylarını kendine çekebilmek için Kürt sorununda katı bir tutum alması çok daha mantıklıdır” diyordum. Benim gibi, birçok uzman aynı izlenimi paylaşıyor ve çözüm konusunda karamsar yorumlar yapıyordu. Bu sonuca da, Başbakan’ın konuşmalarına, BDP’ye karşı tutumuna, KCK tutuklamalarına bakarak varmıştık. Ancak çok ilginçtir, bir süredir Ankara’dan farklı sinyaller geliyor. Başbakan’a yakın ve Kürt sorununu yöneten kişiler, durumun hiç de göründüğü gibi olmadığını belirtiyorlar. Örnek olarak da, son açlık grevlerini gösteriyorlar. Öcalan’ın müdahalesinin arkasında Başbakan’ın onayına işaret ediyorlar.

ANKARA’YA GÖRE, BAŞBAKAN’IN STRATEJİSİ KANDİL VE BDP’NİN KANDİLCİ KANADINI ETKİSİZLEŞTİRMEK VE SEÇİM ÖNCESİ KÜRT SORUNUNDA ÖNEMLİ ADIMLAR ATMAYA DAYALI...


[[HAFTAYA]]

Grevleri Kandil’in başlattığına dikkat çeken bu çevreler, grevlere Öcalan’ın karşı çıktığını ve Ankara ile birlikte duruma el koyduğunu belirtiyor. Hatta avukatların yerine ailenin İmralı’ya gitmesine izin verilmesi de, yine bu yakınlaşmanın bir ürünü olarak gösteriliyor. Başbakan’ın diğer baskısı da, BDP’nin özellikle Kandilci kesimine yönelik. Özellikle dokunulmazlıkların kaldırılması da bu politikanın bir sonucu olarak gösteriliyor. Diğer adım da, KCK tutuklamaları. Tüm eleştirilere rağmen, KCK tutuklamalarının süreceğinin altı çiziliyor.

Ankara bu şekilde hem Kandil hem de BDP’yi devre dışı bırakamasa dahi, çözüm pazarlıklarındaki siyasi gücünü düşürmeyi planlıyor. Mümkün olduğunca etkisizleştirmeye çaba harcanıyor. Bambaşka bir manzara ile karşı karşıyayız. Açıkçası Öcalan ön plana çıkarılıyor. Konuştuğum yetkililere göre, bütün bu manevranın arkasında yatan projenin, 2014 seçimi öncesinde Kürt sorununda önemli adımlar atılması fikri yatıyor. Ünlü Kürt Açılımı’ndan daha önemli kararların hazırlandığı ileri sürülüyor. Acaba bütün bu strateji gerçekleşecek mi, yoksa yine sonuçsuz bir girişim mi olacak? İşin o yönünü kimse bilemiyor. Ortadoğu ve Kürt politikasının kaypak zemininde bakalım yeni bir şans mı kaçacak, yoksa mucize gerçekleşecek mi?

2014’teki oy oranında yüzde 57-58 hedefleniyor...

Başbakan’ı çok yakından izleyen çevresiyle konuşurken dikkatimi çeken en ilginç nokta, her şeyin artık 2014 cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenmesiydi. Şöyle böyle değil, her şey ancak her şey seçim sonuçları düşünülerek planlanıyor. Ankara’nın tek hedefi var. O da, Erdoğan’ı tek turda ve yüzde 57-58 oyla seçtirmek. AK Parti ve iktidar bürokrasisi sadece bu sonuca ulaşmanın yollarını aramakla meşgul. Başbakan hangi konuyu ortaya atacaksa, tartışma açacaksa, seçim sonuçlarına ne oranda etki yapacağı hesap edilerek karar veriliyor. Bu karaları da en çok sürekli yapılan anketler etkiliyor. Zira hemen her konuda anketler yapılıyor.

Kamuoyunun neyi isteyip neyi istemediği bu yolla izleniyor. Diğer partilerdeki gibi, sadece eş dostun anlattıkları veya teşkilattan gelen raporlarla yetinilmiyor. Anketlerde eğer “Muhteşem Yüzyıl”a eleştiri yağıyorsa, bir konuşmasında buna değiniyor... Anketlerde toplum idam cezasının geri getirilmesini önemli oranda istiyorsa, böyle bir niyeti olmasa dahi, konuyu ortaya atıyor... PKK terörü yaygınlaştıkça kamuoyundaki memnuniyetsizliği bir ölçüde giderebilmek için, dokunulmazlıkların kaldırılmasını gündeme sokuyor...

Çamlıca ve Taksim camilerini de bu çerçevede görmek gerekiyor. Laik çevrelerden hiçbir şey beklemediğini biliyoruz. Geriye, milliyetçi oylar kalıyor ki, her yeni politikada bunların izlerini görebiliyoruz. Eğer yine anketlere göre, ortaya atılan bazı konular tutmuyor veya kamuda tepki yaratıyorsa, hemen geri adım atmaktan (kürtaj konusunda olduğu gibi) hiç çekinilmiyor. Hemen bir yolu bulunup, kestirmeden tartışmalar unutturuluyor. Yerine yeni gündem maddesi getiriliyor. Dedim ya, ne var ne yoksa 2014 cumhurbaşkanlığı seçimine endeksli. Hayırlı olsun...