Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Erdoğan'ın batıdan görünüşü

Çarşamba, 19 Mayıs 2010 - 05:00

Sizlere Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Washington, Paris ve en son olarak Atina’da nasıl göründüğünün, hakkında neler dendiğinin bir özetini yapabilirim. Ancak lütfen bu yazıyı okuduktan sonra “Başbakan’a yalakalık yaptın” gibisinden mesajlar yollamayın.
Burada, gittiğim ülkelerin politikalarını yapan veya bu politikaları etkileyen üst düzey kişilerin neler dediklerini aktaracağım. Bu bir anket değil, bir izlenim yazısıdır.
Başbakan Erdoğan’ı bizler başka türlü görüyor ve değerlendiriyoruz, yabancılar ise bambaşka görüyorlar.
Dolaştığım başkentlerde konuştuklarım Erdoğan’a adeta Robin Hood gibi bir efsane kahramanıymış muamelesi yapıyor.
En önemli niteleme, arkasından iten bir ailenin, bir gücün veya para desteğinin bulunmaması. Üstüne üstlük, Türkiye’nin egemen güçleri tarafından cezalandırılmasına rağmen, mücadele ederek iktidar olması, insanlara çok cazip geliyor.
Genel kanı, Türkiye’yi son birkaç yıl içinde önemli derece değiştirdiği ve eski tabuları yıkıp, yeni bir düzen kurmayı başardığı şeklinde. Özellikle asker ve yargı konularında attığı adımlar ve çeşitli açılımlar, batı dünyasında “Türkiye’yi normalleştiriyor” şeklinde okunuyor.
En son gittiğim Atina’dan bir örnek vereyim.
Erdoğan’ın Türkiye’yi bölgenin en ilginç ve en güçlü ülkesi konumuna soktuğu anlatılıyor. Özellikle başarılı bir dış politika izlediği ve bölgede sözü dinlenen bir lider olduğu vurgulanıyor. Bunları söyleyenler de, ne dediklerini bilen insanlar. Biz beğenmesek ve eleştirsek, hatta korksak dahi, batı bambaşka görüyor.
Karizmasıyla, diplomasiye pek uymayan çıkışları, sert tepkileriyle hafif korkulan ve “Bunun üstüne fazla gitmeyelim” denilen bir lider portresi var.
Amerikan ve İsrail çevrelerinde, İran politikası nedeniyle kuşkuyla izlendiği doğru, ancak bunu bir pazarlık kartı gibi kullandığını ileri sürenler de çok.
Özetle genelleme yaparsam, Erdoğan batı dünyasında büyük dikkatle izlenen, atacağı adımların Türkiye’yi nereye götüreceği sorgulanan, ancak her şeye rağmen farklı ve dikkati çeken, Türkiye’yi öne çıkaran bir lider olarak görülüyor.
Ancak bu durumu sadece Başbakan’ın becerisine de bağlamamak gerekir. Bana en çok tekrarlanan unsur, Türkiye’nin bölgede büyük bir ekonomik güç konumuna gelmesi. Erdoğan istediği kadar karizmatik olsun, Türk ekonomisi böylesine büyümese, emin olun Erdoğan da böylesine dikkat çekmezdi.

Müslüman ülkelerden görünüş çok farklı
Tabii bir de doğudan, daha doğrusu Müslüman ülkelerden görünüş var. O Müslüman ülkeler ki, bundan bir süre öncesine kadar, Türkiye’yi küçümser, hatta Müslümanlığını dahi sorgularlardı.
Şimdi durum değişmiş.
Benim en çok dikkatimi çeken nokta, konuştuğum insanların, Erdoğan’ı dindarlığından, eşinin türbanlı olmasından memnuniyet duyarken, aynı zamanda genel duruşu, konuşmaları, İsrail’e kafa tutuşuyla, ancak Türk ekonomisinin giderek büyümesiyle de değerlendirmeleriydi. Irak ile ilgili tezkerenin reddi...
İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e one minute çıkışı... Gazze konusundaki tutumu... Ermeni ve Kürt açılımları...
Bütün bunlarla, Erdoğan doğu ülkelerinde de sivrilmiş. Kimselerin yapamadığını veya Türkiye’nin eskiden yapmadıklarını yapar olması, Başbakan’ı farklılaştırmış. “Müslüman ülkelerde Türkiye giderek cazibe merkezi olmaya başladı” diyen bir Mısırlı diplomat, Türkiye’ye sadece Filistin konusunda değil, bugün geldiği nokta itibarıyla gıpta edildiğine dikkat çekti. Ak Parti’nin dindar yaklaşımı, türbanlı eşlerin Çankaya ve Başbakanlığa yükselmeleri ve İslam ile ilişkisi de bu ülkelerin dikkatini çekiyor. İslam’ın kendini düzeltmesi gerektiğini söylemesi, ABD’ye rağmen, İran yaklaşımını sürdürmesi, birçok ezberi bozuyor... Ancak, Erdoğan’a bu övgüler kişisel olarak gelmiyor. Türk ekonomisinin giderek büyük bir güç durumuna girmesi, Başbakan’ın çıkışlarıyla birleşince bir anlam kazanıyor.
Müslüman ülkelerin bu tutumunun altında “...Baksanıza, Türkler hem Müslüman bir parti tarafından yönetiliyor, hem demokrasileri işliyor, hem de zenginleşiyorlar” sözcükleri yatıyor.
Ekonominin müthiş bir üretim gücüne kavuşması, Türk yaşamını yansıtan TV dizilerinin Müslüman ülkelerde beğeni kazanması, bunun yanında, dış politikasının değişmesi ve Ankara’nın sesini yükseltmesi, Müslüman ülke halklarında “Biz neden Türkiye gibi olamıyoruz?” sorularının sorulmasına yol açıyor.
Mısır da, Ortadoğu’nun büyük gücü sayılır. Ancak, Türkiye giderek öne geçiyor. Nedeni de yine ekonomisinin büyümesi ve ülkenin zenginleşmesi. Fatura baştaki lidere kesildiği için, herkes Erdoğan’ı alkışlıyor.
Mutlaka doğu ülkelerinde de Erdoğan’dan ve politikalarından hoşlanmayanlar vardır, ancak Türk Başbakanı, İslam dünyasında batıya oranla çok daha cazip görünüyor.

İran anlaşması şaşkınlık yarattı
Başbakan Erdoğan
son birkaç gündür, özellikle İran konusundaki anlaşma nedeniyle tüm batı medyasında tartışılıyor. Hiç beklenmedik bir anda anlaşmanın imzalanması, Türkiye’nin başarısı olarak yorumlanıyor. Ancak, Washington başta, batı başkentleri şaşkınlık içindeler. Zira onların beklentileri İran’ın bu anlaşmayı imzalamayı reddetmesiydi. Oysa şimdi kafalarındaki senaryo bozulmuş oldu. Onların senaryosu Tahran’ın hayır demesi ve bu sekilde BM Güvenlik Konseyi’nden Türkiye’nin desteğiyle İran’a ambargo kararının alınmasıydı. Oysa şimdi bu oyun bozuldu. Türkiye bir taraftan övülürken, kimileri “Ne gerek vardı araya girmeye” diye gizli bir kıskançlık içindeler. Ne olursa olsun Erdoğan’ın adı yine etrafta efsane gibi dolaşıyor.