Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Es-Es'te demokrasi bitti

Cumartesi, 28 Kasım 2009 - 05:00

Cumhurbaşkanı Gül, bir kez daha düş kırıklığı yaşattı. Söz konusu kendileri olduğunda en çok oyu aldıklarından dem vurup demokrasi konusunda mangalda kül bırakmayan ama kendileri atama yapmaya kalktığında demokrasiyi ve oyu hiçe sayan bir zihniyet, Türkiye’nin en çok öğrencisi olan, en büyük üniversitesinin başına en az, sadece 96 oyu alan bir profesörü rektör atadı! Bundan önceki rektör Prof. Fevzi Sürmeli’nin aldığı 334 oya karşın YÖK tarafından birinci gösterilmeyip 96 oy alan Prof. Aydın’ın birinci sırada gösterilmesi, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir dedirtmişti ama, hani insan yine de Cumhurbaşkanlığı makamını dolduran birinden biraz daha saygı bekliyor, 334 öğretim üyesinin oyuna! Yokmuş demek, “bize daha yakın, bizden, bizim oğlan” görüşü her şeyden önemliymiş! Boşuna mı kurtulmak istiyoruz bu zihniyetten!

Benzin kokusu saldırgan yapıyor!

Bilim adamlarının aklına, fikrine sağlık. Biz kadın şoförler söylenip dururuz yıllardır, bu adamlar bizim üstümüze üstümüze geliyor, direksiyon başına geçince deli gibi araç kullanıyor, nedendir bu hiddet, bu şiddet, bu celal diye. Meğer benzindenmiş! Evet meğer benzin istasyonlarında benzin alırken çıkan zehirli gazlar solunduğunda beynin kimyasını değiştirirmiş! Çünkü o gazlar tinercilerin kokladığı sprey ve tinerden farklı değilmiş! Sadece kanserojen değil, kişiyi kafaya almakta ve daha da beteri saldırganlaştırmaktaymış! BMC Psychology Dergisi’nin bu ayki sayısında yayınlanan bir araştırmaya göre bilim adamları erkek farelerin kafeslerine 6 hafta boyunca her gün 30 dakika benzin içeren hava püskürtmüş ve benzin istasyonlarındaki ortamı sağlamışlar. Bu benzinli havayı koklayan fareler denek olamayan ve özellikle dişi farelere saldırma eğilimi göstermişler! Bu farelerin beyinlerinde yapılan incelemelerde mutluluk hormonu dediğimiz “Serotonin”de aşırı bir azalma gözlenmiş! Tabii bu deneyin tıbbi olarak insanlarda uygulanması ve kanıtlanmasına izin yok. Ama ortada gözle görünen de bir gerçek var: Trafikte yaygınlaşan şiddet ve bunun benzincide depoyu doldurduktan sonra daha fazla olması! İstasyonda deposunu dolduran erkek fare, pardon erkek sürücü, trafiğe fırlıyor, ve tıpkı bir tinerci gibi, beyni etkilenmiş olarak karşısına çıkan önce kadın, sonra Allah ne verdiyse, diğer sürücüye saldırganlaşıyor! Yol vermedin saldır, kadın geçiyor, sıkıştır. Bizim memlekette sürücüler bir de bayram tatillerinde saldırgan ve dikkatsiz yani kazaya yatkın oluyor, aman dikkat. Bunun çaresi yok muymuş derseniz, benzin pompasının aynı zamanda emici bir pompaya bağlanarak çıkan zehirli gazları anında emmesi deniyor. Ki bu sistem Avrupa ve Amerika’da uygulanıyor. Bizde mutlaka maliyeti arttırır diye boşveriyorlardır, alt tarafı bir iki kadına saldırırlar, ne olur canım!

Neyi yargılıyorlar peki?

Bir bayram daha geçiyor ve Balbay yine tutuklu. Kurban Bayramı’nda seçilmiş bir kurban gibi! Balbay, değiştirildiğini, montajlandığını ve anlamının saptırıldığını iddia ettiği notlarından ötürü “darbeye teşebbüs”ten yargılanıyor ve aylardır tutuklu. Son duruşmada Balbay, olsa olsa tanık olarak bulunması gereken duruşmada ne aradığını sordu ve bu soru üzerine savcı ve hakim arasında geçen diyalog, evlere şenlikti: Hakim, “Darbe mi, ne darbesi?” diyordu, “bu davada darbe yok.” Savcı ise “Biz bu davada darbe girişimlerini yargılıyoruz” yanıtını veriyordu! Yani hakimin haberi yok, ortada darbeciler yok, ama haber amacıyla iddiaların peşinde koşan gazeteci, darbeci olarak 268 gündür tutuklu! Sonra da buna “yargısız infaz” diye tepki gösterenlere “darbeci” denmiyor mu!