Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Eşkıya dünyaya hükümdar oldu!

Salı, 01 Haziran 2010 - 05:00

Mayıs ayının son gecesini kabus gibi yaşadık. Dikkatler Gazze’ye yardım götüren gemilerdeyken günün ilk saatinde İskenderun’da Deniz Kuvvetleri’nin Deniz Üs Komutanlığı’na bağlı İkmal Destek Komutanlığı’na roket atarlarla saldırı düzenlendi! Teröristler tel örgülerin altına kadar geldi. Otoyolun hemen kenarında ve muharip birlik safında olmayan üstte şok yaşandı. Önce 5 kişinin şehit olduğu haberi geldi, sonra sayı 6’ya çıktı. Hemen hemen aynı saatlerde İsrail Ordusu uluslararası sularda seyretmekte olan Mavi Marmara gemisine havadan ve denizden çıkarma yaptı. Helikopterlerden inen gaz maskeli askerler ateşli silahlarla saldırdı aktivistlere. Çeşitli ülkelerden aktivistler, engellenmeyi bekliyorlardı ama öldürülmeyi hiç beklemiyorlardı! Yumruk ve sopalarla cansiperane dövüştüler. O kadar ki İsrail Ordu sözcüsü, indirdikleri askerlerinin linç edilme tehlikesi geçirdiğini söyleyecek kadar şaşkındı! Oysa en az 10 ölü, bir o kadar da ağır yaralı geminin yolcuları arasından çıktı.

Saldırılar sürpriz mi?

Hafızamızı tazeleyelim: BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, 15 Mayıs günü partisinin yaptığı askeri operasyonlara canlı kalkan olma mitinginde aynen şöyle haykırıyordu: “Bu operasyonlar durmazsa, Kürt halkının siyasi talepleri yerine getirilmezse yemin ediyoruz, yaşamı cehenneme çevireceğiz!” Hemen arkasından da PKK’nın müebbet hükümlüsü başkanı Apo, İmralı cezaevinden buyuruyor: “Beni muhatap almazsanız 31 Mayıs’tan itibaren sorumluluk benden gitmiştir, devreden çıkıyorum, artık Kandil ve dağdakilerle muhatap olursunuz, bundan sonra orta şiddette bir savaş ortamı doğar.”

Savaş nedeni!

Bu tehdit ve uyarılardan sonra İskenderun’da Deniz Kuvvetleri’nin şehrin içindeki İkmal komutanlığına roketatarlarla saldırı düzenleyen PKK’nın saldırı tarihi, yarım saat ile 31 Mayıs günüdür, 00.40! Yani sürpriz yok! Tıpkı İsrail ordusunun Gazze’ye yardım götürenlere “Gelmeyin, gelirseniz vururuz” dedikten sonra gemilere çıkarma yapıp insanları vurması gibi. Üstelik aynı pervasızlık ve aynı küstahlıkla. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, açıklamasında iki olayın aynı gün, aynı saat, aynı bölgede yapılıyor olmasına dikkat çekiyor ve bunu İsrail’e mal ediyor, İsrail’i taşeron kullanmakla suçluyor. Bu çok ciddi bir suçlama! Çok uluslu bir sivil toplum hareketinin gemisine saldırıyı kınamak başka, TC hudutları içindeki Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na saldırı başka. Savaş nedeni! Cemil Çiçek’in iddiası ya sadece varsayıma dayanıyor, ya da sonuçları umursamıyor!

Komutanlar içerde, teröristler dışarıda!

Teröristlerin saldırdığı İskenderun Deniz Hava Üs Komutanlığı’nın komutanı Tuğamiral Turgay Erdağ görev yerine daha yeni döndü! Nerede miydi? Balyoz soruşturmasından ötürü Hasdal’da! Sadece bir ekte imzası olduğu için. Serbest kalabilmiş olmasına da şükür, çünkü saldırıya uğrayan gemilerin ne yapılacağı konusunda tam da şu anda görev başında olması gereken Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Semih Çetin hâlâ Hasdal’da! Deniz Kuvvetlerine PKK’nın ilk kez saldırdığı tespitleri yapılırken “o pusunun asıl Beşiktaş’ta atıldığını” boşuna mı söylüyorlardı? BDP milletvekili “Kürt halkı (PKK) hayatı cehenneme çevirir” tehditleri savurur ve bu tehdit gerçekleşirken ifade bile vermiyor. Terörle savaşmasını beklediğimiz ordunun amiralleri, generalleri ise teşebbüs olduğu bile şüpheli bir darbe niyetinden ötürü tutuklu yargılanıyor. Şimdi muhtemeldir ki muharip güç olmayan bir komutanlığa saldırı ve şehitlerin faturası başta istihbarat zafiyeti olmak üzere askerlere çıkarılacak. İşin siyasal yönleri üzerinde durulmayacak. Hatta ordunun yıpratılması süreci içinde morali bozuk komutanlarla nasıl terör mücadelesi yapılabileceği de konuşulmayacak. Köpekleri bağlamışlar, hırsızları salmışlar. Adalet ve huzur bekliyoruz! Daha çok bekleriz.