Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Evet, bu 'siyasi İslam'dır

Cumartesi, 05 Haziran 2010 - 05:00

Aslında çok tepki ve çok övgü alan yazılarım üzerine geri dönmeyi sevmem. Ama bu kez üzerinde anlaşmamız gereken başka bir mesele var; neden acaba benim yazdığım ve belgelere, bilgiye dayalı bir saptama sizi bu kadar kızdırıyor ve tehdit ve küfür ettiriyor? Mavi Marmara gemisinde ölenlere rahmet, acılı ailelerine başsağlığı diliyorum. Yalnız neredeyse “acılı” aile yok! 19 yaşında ölen Furkan için bile “mutlu” olmuş öğretmeninden dedesine, ölen yakını şehit oldu diye herkes sevinç içinde! Bu seyahate katılıp da (görevli basın mensupları dışında) ölmek istemeyen yokmuş galiba. Çünkü amaç, insani yardım yapmaktan çok, Müslümanların Yahudilerle bir tür savaşa gitmesi, bu savaşta şehit olmak da tabii en büyük mertebe! Üstelik bir başka gerçek de neredeyse bunun için uğraşmış olmak. Mavi Marmara’ya inen askerler, sopa yediler, silahları alındı, denize atıldılar. Ben söylemiyorum, yapanların canlı yayında anlattıklarından aktarıyorum. Bu olayda İsrail’in hiç mi suçu yok? Tabii ki var, ama ayıyla yatağa girenin sağ çıkmasının imkanı var mı? Karşınızda insan haklarına saygılı bir devlet yok ki, karşınızda eşkıya var. Eşkıyayla mücadele etmeyecek miyiz? Kendi terör sorununu çözememiş, her gün vatan müdafaası için şehit olmuş askerlerinin cenazesini kaldıran bir ülke, vaktini, parasını, enerjisini, uluslararası ilişkilerini, uçağını bu işe ayırmak zorunda kalıyor! Sen önce kendi evini temizle. Filistin davasına harcadığımız gündemi Güneydoğu’ya harcasak belki daha az kan akacak. Oradaki çocukların da karnı aç, evleri yok, gençleri işsiz! Sizin gözyaşlarınız sadece Filistin için akıyorsa, bu işin altında sadece “insani duygular” mı yatıyor diye düşünmek gerekiyor. Şimdi bunları söyleyince neden Yahudi, ya da din düşmanı oluyorum? İHH’ya radikal İslami örgüt dediğimiz için mi? Fethullah Gülen bile dedi, şimdi ‘Hoca Efendi’ye de mi Yahudi diyeceksiniz? Haa çarşaflı kızlarımızı kandırması daha kolay oluyor da beni kandıramıyorsunuz diye kızıyorsanız ne yapayım, benim kafam daha çok çalışıyor!

Rihanna’ya kızlar bayılıyor!

Bir tek şarkısını bile bilmiyorum! Ama Rihanna’yı biliyorum. Barbadoslu bu genç güzel kadın, ilk kez sevgilisinden dayak yiyip “aile içi şiddet kurbanı” olduğu zaman ilgimi çekti. 16 yaşında müzik piyasasına girip 20’li yaşlarında dünya starı olmak için muhteşem bir sesi, yeteneği ve güzelliği var. Yani bizimkilerde olduğu gibi biraz ses, biraz fizik değil! Türkiye’ye geleceğini duyunca gidip görmek istedim. Turkcell ve Garanti’nin sponsorluğunda Kuruçeşme Arena’da verdiği konsere gelenlerin sayısı 15 bini geçiyordu. Kapıların kapanmasına hayli vakit varken 14 bin bilet satılmıştı! Ya gelenler? Hiç bu kadar genç bir dinleyici kitlesi görmedim, orta okul, liseli gençler, özellikle de kızlar, küçük kızlar ve onları getirmiş olan anne babalar! Rihanna’nın muhteşem bir sahne şovu olduğunu da duymuştum. Gerçekten öyle, ışık, dans ve aksesuar kullanımı açısından çok zengin. Turnede böyleyse aslı nasıldır kimbilir. Şarkılarını o 15 bin kişiyle birlikte söyleyen genç kadın, gerçekten çok güzel. Üzerinde güzelim vücudunu saklamayan ama teşhir de etmeyen, o kadar sade, o kadar şık bir kıyafet var ki, bir gece önce Altın Kelebek ödül gecesinde gördüğüm rüküşlük manzaralarıyla karşılaştırılınca bizimkilerin star olmak için kaç fırın ekmek yemeleri gerektiği çıkıyor ortaya! Bizimkiler açınca her yerini açıyor, üstelik de estetikten yoksun, bayağı, zevksiz kıyafetlerle. Rihanna göze hitap etti. Benim kulağıma etmedi, ne yalan söyleyeyim, fazla gürültülü bir müzik, ama beğenen beğendi. Çıkışta tabii ki trafik kilitlendi ve İstanbul, bir dünya starını binbir cefayla izlemiş oldu. Hadi konsere gidenler için neyse de, ya suçu ve kazancı olmayanlar?