Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Evet, tarih yapılıyor, kaybedilecek bir şey de yok...

Perşembe, 22 Ekim 2009 - 05:00

Türk toplumunun kafası son derece karışık. Aslında, kafaların karışması da son derece normal. Zira farklı kafalardan öylesine farklı sesler çıkıyor ki, kime inanmak gerekiyor, belli değil. İktidar atılan adımlarla iftihar ediyor... Muhalefet partileri, ülkenin felakete götürüldüğünü söylüyor...

Şehit anaları, çocuklarının boşu boşuna öldükleri kuşkusuyla sert tepki gösteriyorlar...

Kürt kökenli vatandaşlar sevinç içindeler...

Ben bu son günlerde yaşananların, insanlarımızın başını döndürmesini çok doğal karşılıyorum.

20 yılı aşkın bir süredir alışılmış söylemler bir anda bırakılıyor ve görüldükleri yerde öldürülmesine alışılmış insanlar halay çekerek karşılanıyor.

Üstelik son derece başarılı ve ancak profesyonellerin hazırlayabileceği bir senaryo uygulanıyor. Besbelli ki, PKK inanılmaz bir çalışma yapmış. Herkes de bu senaryodaki rolünü yerine getirmiş.

Dikkat etmişsinizdir, kıyafetler, ayakkabılar, sınır kapısına kadar gelenlerin kullandıkları arabalar, her şey ancak her şey çok dikkatli şekilde çizilmiş.

Karşılamalar da şenliğe döndü.

Zafer işaretleri yapılıyor, PKK bayrakları açılıyor ve binlerce insan sevinç çığlıkları atıyor. O insanlar için artık silah dönemi bitiyor ve savaşın sonuna geliniyordu. Doğru veya yanlış, bölge halkı için, Kandil’den PKK’lıların gelmesi yeni ve mutlu bir dönemin başlamasıydı. Belki biraz abartılı, belki biraz siyasi show’a döndü, ancak onlar açısından yeni bir dönemin başlangıcıydı.

Bu sahneler de, Türk kamuoyunu şaşırttı.

Şaşırmakta da haklılar.

Zira yıllar boyunca, bu insanlara, bölge halkı hep PKK’lı olarak gösterildi. Bir canavar yarattık ve bugün bir de baktık ki, o canavar kendini yiyor.

Peki gerçek nerede?

Şu sırada tarih mi yapılıyor, PKK silah bırakmaya ve Kandil’den inmeye mi hazırlanıyor, yoksa kendi kendimizi mi aldatıyoruz? Veya tam aksine ülkeyi felakete mi sürüklüyoruz?

Bütün bu yaşananlara iki ayrı pencereden bakarsak bakın ne sonuçlara varıyoruz.

Tarih yapılıyor ve güzel şeyler yaşanıyor...

Ben iyimserler arasındayım. AKP iktidarının Kürt Açılımı’yla son derece doğru bir adım attığına, hatta geç bile kaldığına inananlardanım.

Bu ülkenin orta ve uzun vadeli çıkarını düşünen herkesin de, bu açılımı desteklemeseler dahi, hiç değilse engellememeleri gerektiğini düşünüyorum. İki gündür yaşanan sahneler tarihi niteliktedir.

Üstelik devlet bu noktaya, Öcalan ile işbirliği kurarak ulaştıysa, ona da itiraz etmem.

PKK terörünü bitirecekse, isterlerse şeytanla işbirliği yapsınlar, umurumda dahi değil.

Bugün hiçbir şey kesin değil.

Henüz sonuç alınmadı.

Sadece bir başlangıç yapıldı. İlk adımlar atılıyor. Eğer başarılı şekilde sürdürülürse, bu adımlara yenileri de eklenir ve mucize gerçekleşiyor.

Ben, Cumhurbaşkanı Gül’ün dediği gibi, Kürt konusunda tarihin yapıldığına inanıyorum. Gerçekten de güzel şeyler yaşanıyor.

Yeter ki, barış aleyhtarları bu gidişi engellemesinler.

Yeter ki, Kürtler bu olayı bir zafer gösterisine, bir intikam havasına sokmasınlar.

İşler kötü gitse dahi kaybedecek neyimiz var?

Devlet Bahçeli’nin kötümser bakışını paylaşmak güç.

MHP’nin görüşlerine saygı duyuyorum, ancak öylesine sert, katı ve öylesine kışkırtıcı bir yaklaşımı var ki, açıkça “Ya bana inan veya karşı tarafa geç” diyor.

Ben, bugün atılan adımların bu ülkeyi böleceğine veya felakete sürükleyeceğine, hiç mi hiç inanmıyorum.

Bir an için, gerçekten de her şeyin ters yüz olduğunu ve yakın bir gelecekte bugünkü heyecanların kaybolacağını, PKK’nın dağdan inmekten vazgeçeceğini düşünelim.

Ne kaybederiz?

Hiçbir şey kaybedilmez. Sadece güzel bir barış girişimi fırsatı kaçırılmış olur, o kadar.

Ayrıca unutmamamız gereken bir başka nokta daha var...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Öcalan veya PKK ile pazarlık masasına oturup konuşamayacağını bilmemiz ve kabul etmemiz gerekir. Devlet, herkesi dinleyecektir. PKK ve Öcalan’ın sözlerine de kulak verecektir, ancak pazarlık etmeyecektir.

Şu anda iki seçenek arasındayız.

Ya silahlar susacak, şehit cenazeleri bitecek.

Veya yeniden savaşa dönülecek. Yine kan ve barut dolu yıllar yaşayacağız.

Küçük bir şans ümidi verse dahi, ben bu fırsatın değerlendirilmesinden yanayım