Eyvah, yağmur

a
a
Pazar, 13 Eylül 2009 - 14:41


İşte böyle.
Oturduk, yağmur bekliyoruz...
Yağmur’un terör estirdiğini
hiç gördünüz mü?
Görün işte.
Hem de “yağmadan evvel” terör.
- Ya yağarsa diye.

***

Meteoroloji’den nefret ediyorum.
Çünkü yağmur yağıp yağmayacağını
güneş açıp açmayacağını, önceden bilmek
hiç istemiyorum.
Sabah kalkınca şaşırmalıyım:
- Ah, güneş açmış.
Yağmuru bir sürpriz olarak karşılamalıyım:
- Oh, susamış toprak.
Bu öyle değil ki.
Yağmur geliyor diye korkar olduk.
Yağmurdan korkulur mu?
Hem de nasıl.
Teyakkuz halindeyiz.

***

Bu İstanbul var ya.
Canı çok tatlıdır. Nanemolladır.
Muhallebi çocuğudur.
Anadolu binbir meşakkat çeker ama
İstanbul onun ondabirine dayanamaz.
Toprak kayması, çığ düşmesi, grizu
patlaması, maden ocağı çökmesi...
Bütün bu felaketler, hep Anadolu içindir.
İstanbul’a ne?
Sel, yangın, heyelan... Bunlar
Anadolu’da sürekli can alır. Ama İstanbul
kırk yılda bir gelen felakete bile katlanamaz.
Türkiye’yi birbirine katar.
Bakar mısınız?
Anadolu beşik gibi sallanır durur. Yıllardır
binlerce insan depremde ölür, ama
İstanbul’un ilk sorduğu:
- Acaba Marmara’yı tetikler mi?
Çınarcık, Yalova, Bandırma, Tekirdağ,
kimsenin umurunda değil, ille de İstanbul.

***

İşte, eve kapandık, iki gündür bekliyoruz.
- Eyvah yağmur.
Tam bir terör.
Halbuki ne güzel, yağmuru sevmek lâzım.
Hayır. Artık o bir öcü.