Fener bir de oynasa

Cuma, 01 Ocak 2010 - 05:00

Sezon başından beri ben dahil Fenerbahçe yazarlarının büyük çoğunluğu oynanan futbolu eleştirdik. Ancak bu takım Avrupa Ligi’nde grubunu, ligde ilk yarıyı ve Ziraat Türkiye Kupası ilk maçları sonunda grubunu lider tamamladı. Demek ki Fener bir de iyi oynasa ligde alıp başını gidecek, yıllardır hasret kaldığı Türkiye Kupası’nda mutlu sona ulaşacak.
Avrupa Ligi için çekilen kuralar sonrasında çok iddialı olacaklarını düşünmüyorum. Lille geçilse bile karşılarına büyük ihtimalle Liverpool çıkacak. Bu girişten sonra gelin lig, kupa ve Avrupa Ligi’nde ne yapılabiliri değerlendirelim. Daum’un lig için bütün hesapları ilk yarıyı lider tamamlamaktı. İkinci yarıdaki müthiş fikstürü (Fener İstanbul dışında sadece 4 maç oynayacak. 2’si Ankara’da biri Sivas diğeri Manisa’da) düşünen Daum ne yapıp edip ilk yarının zirvede tamamlanması gerektiğini düşünüyordu.
Sezonun ilk yarısına 8’de 8 galibiyetle rekor kırıp başlayan Fener kötü de oynasa Daum’un düşüncesinde ilerliyordu. Ancak sonrasında üst üste hem de çok kötü oynayarak kaybedilen puanlar önce yönetimi sonra Alman hocayı paniğe soktu. Yönetim gereğini yapıp sesini yükseltti, son maçlar hakemlerin de yardımıyla galip tamamlandı ve Fener ilk yarıyı zirvede tamamladı. Peki, Fener’deki en önemli sorun neydi? Takımın direncini artıran dörtlü (Lugano-Bilica- Emre-Cristian) ne zaman bozuldu, Fener’de zaten ite kaka giden arabada büyük sorunlar çıkmasına neden oldu.

EN BÜYÜK KAZANÇ ÖZER

Bu dörtlünün cezalar, sakatlıklar nedeniyle dağılması tüm dengeyi de bozdu. İkinci önemli sorun Alex’in ayağına bakan takımın, Brezilyalı futbolcunun sakatlıkları ve formsuzluğunda ne yapacağını bilmeyen, başı kesilmiş halde sağa sola koşturan tavuk haline dönmesiydi. Güiza ile nöbetçi golcü Semih’in güçsüz ve formsuz olması da üçüncü sorun olarak ortaya çıktı. İlk yarı için en büyük kazançlardan biri son maçlarda Özer Hurmacı’nın sahne alması ve oynadıkça takıma katkısının çok büyük olacağını göstermesiydi.
Peki, ikinci yarıda ne olur? Transfere ihtiyaç var mı? Bu kadro eğer devre arası kampını iyi geçirirse ligde şampiyonluğa çok zorlanmadan ulaşır diye düşünüyorum. Hem fikstür avantajı hem de ilk yarıda takıma çok büyük katkıları olmayan Mehmet Topuz, Güzia, Semih ve Dos Santos’un form tutmasıyla transfere ihtiyaç olmaz. Carlos’tan boşalan yabancı kontenjanını Türkiye için doldurmaya gerek yok. Kupada özlem biter mi?
Eleme maçları başladığında çekilecek kuralar ve takımın o günkü durumu bu sorunun cevabını bulmamıza yardımcı olacak. Avrupa Ligi’nde ne olura gelince... Sezon başında Başkan Yıldırım ve teknik direktör Daum, öncelikli hedef olarak ligde şampiyonluğu göstermişti. Yani Avrupa’da büyük bir beklenti yok. Eğer varsa bu takıma bir değil, Deivid ve Güiza’yı da gönderip en az 3 kaliteli yabancı lazım. Bunun olacağını da sanmıyorum.