Fenerbahçe, Konya deplasmanında rahat, hatasız, gerektiği yerde tempoyu artırarak oynadı ve sonucunda çok net bir galibiyetle sahadan ayrıldı. Bu futbolu saçma sapan puan kaybettiği maçlarda oynasa belki de son haftaya şampiyonluk umutları çok yüksek girecekti. Ancak treni çoktan kaçırdığı için bu galibiyet sadece bitime bir hafta kala lig ikinciliğini garanti altına almak anlamına geldi. Konya karşısında oynanan futbol belki yeni sezon için bazı futbolcuların geleceğiyle ilgili ışık verebilir. Bu anlamda sahaya bakacak olursak, Fred kafası rahat olduğu zamanlarda takımı için önemli bir futbolcu olabileceğini gösterdi. Oosterwolde de bu takımın her şartta bir parçası olacağını kanıtladı. Musaba iyi bir alternatif, Kerem daha kaliteli bir kadroda iş yapabilecek kapasitede. Guendouzi yeni sezonda da olmazsa olmaz futbolculardan birisi gibi oynadı. Kante, Talisca kaliteleriyle ‘Ben bu formayı yeni sezonda da giyerim’ havasındaydı. Ancak ‘büyük değişim’ beklenen Fenerbahçe’de bu yazdığım futbolcularından bazılarını yeni sezonda kadroda görmezsek şaşırmam. Sonuçta Fenerbahçe hiç beklenmeyen maçlarda kaybettiği puanlarla şampiyonluk yarışından kafa olarak çok erken kopmuştu. Son haftalardaki çabası sonuç vermedi, veremezdi de. Çünkü rakibi Galatasaray’a kaybettiği anda iş bitmişti.
Hiç kolay değil. Teknik direktörün görevden alınmış. Yönetimin olaganüstü kongre kararı almış. Takımda çok önemli futbolcular cezalı ya da sakat. Rakip ligin iyi futbol oynayan ekiplerinden Başakşehir. Tribünler küsmüş, büyük boşluklar var. Bu durumda maça nasıl motive olacaksın? Nöbetçi teknik adam Zeki Murat Göle bir iki küçük dokunuşlar ve ‘hücum’ düşüncesiyle iyi de motive etmiş takımı.
Derbi sonrası büyük eleştiriler alan Talisca hücum futbolunun sonucunda 28’de öne geçirdi takımını. Öyle bir bilenmiş ki sonrasında nefis goller atarak galibiyetin mimarı oldu. Yine bu sezon için büyük eleştiriler alan Fred takımın bir başka hırslı ve başarılı futbolcusuydu. Attığı paslar, yaptığı pres, ‘Daha önceleri nerelerdeydin’ dedirtti. Kante hırsıyla zaman zaman tribünlerden alkış alırken, İsmail de takımın çalışkanlarındandı. Yine savunma hatasından yenilen bir gol vardı ki Fenerbahçe’ye hiç yakışmadı. Sağ bek Semedo o pozisyonda neredeydi? Stoperler yine alanlarını iyi kapatamadı.
Fenerbahçe mucizelere kalan şampiyonluk şansını sürdürmek, daha da önemlisi, Şampiyonlar Ligi’ne katılabilmek adına dün gece moral-motivasyon olarak zoru başardı. Son iki maçta yapacakları şey yine aynı. Kazanıp ya mucizenin olmasını bekleyecek ya da elinde olan Şampiyonlar Ligi’ne katılım biletini alacak.
Samsun maçındaki başlığım ‘Nereye kadar’dı. Buraya kadarmış. Fenerbahçe, Karagümrük karşısında teslim bayrağını çekti. Aslında bu bayrağı ilk çeken, takımın komutanı Tedesco olmuştu. Samsun maçının ardından ‘Nasıl dominant oynayalım? 4 önemli futbolcumuz ne zamandır yok. Bize gol atmak çok kolay’ gibi saçma sapan açıklamalar yaparak savaş alanında teslimeyeti kabullenen bir komutan olunca, askerleri de Karagümrük maçında ona uydu. Lig sonuncusu, büyük ihtimalle de küme düşecek Karagümrük karşısında sahadaki berbat futbola isyan eden tek futbolcu yoktu. Öylesine aciz durumdaydılar ki rakip kaleci Grbic yere bile yatmadı. Gol olabilecek tek pozisyonu yoktu Fenerbahçe’nin.
Lig bitiyor, Tedesco’nun arayışları bitmiyor. Her maç saçma sapan başlangıç, sonrasında oyunu kurtarmak için yapılan değişiklikler. Bir yerde bu değişiklikler de kurtarmayacaktı ve bu sezon ilk yenilgisini sonuncu Karagümrük’ten aldı takım. Dominant oynamak için geriye düymek mi gerekiyor? Niye maça elindeki futbolcularla dominant başlamazsın? Niye Musaba, Nene, Asensio yedek oturur ve ikinci 45’te oyuna girer? Fener’in yeni sorunu Cherif oldu demiştim bir maç önceki yazımda. Tamam, Samsun maçında golü atıp 3 puanı getirmişti ama 90 dakika sahada yoktu. Karagümrük karşısında da 90 dakika sahada ara ki bulasın. Kante bir başka dert oldu Fener’e. Büyük paralarla alındı, büyük iş yapması bekleniyor ama o da etkisiz eleman. Yazık haftalardır şampiyonluk inancında olan taraftara. ‘Bir dahaki hafta düzelir’ diye umut ettikleri takımın kendilerinin yarısı kadar inancı yok ki.
Üst düzey mücadele olsa, çok gol kaçırsa, taraftar deyimiyle topu ısıracak futbolcular sahada bulunsa son 6 dakikada 2-1 geriden gelip 3-2 kazanan Fenerbahçe için şampiyonluk yolunda çok önemli 3 puan aldı derdim. Ancak ligde son maçlarda sanki karşısında Real Madrid ya da Barcelona varmış gibi oyuna başlayan Fenerbahçe’nin bu galibiyetine ‘Nereye kadar’ diyorum. Şampiyonluk isteyen bir takım böyle mi oynar? Teknik direktörü kurgu ve oyuncu tercihlerinde bu kadar kötü mü olur? Ne oldu da Trabzon deplasmanında tıkır tıkır işleyen takımı bozdu? Skriniar ve Talisca yokluğu mu dağıttı Tedesco’nun kafasını. O maçta takımın gücü Guendozi, Kante, İsmail üçlüsünün birlikte çok iyi oynamasıydı. Günümüz futbolunda koşacak, mücadele edecek, orta sahanı çok güçlü yapacaksın. Yapmazsan bir de kanatları çok iyi kullanan Samsunspor karşısına tek gerçek stoperin olmadan 3’lü savunmayla başlarsan böyle olur. Samsun az bile attı. Daha ilk yarıda fişini çekecekti Fenerbahçe’nin.
İkinci yarı başlar başlamaz değişiklik bekleyen milyonlar yine kahır futbolunu izlemeye devam etti. Sonrasında baktı olmuyor üst üste değişiklikler geldi Tedesco’dan. İsmail orta sahayı toparladı, Fred ona destek oldu, Nene de hücuma hareket getirdi. Peki, maça niye böyle başlamaz Fenerbahçe? Guendouzi’ye helal olsun. Takımın yürüdüğü zamanda ayakta kalan tek isimdi. Kante’nin ikinci yarıda attığı güzel pasları görünce acaba daha önde değerlendirilebilir mi diye düşünen de çok olmuştur. Cherif attığı golle 3 puanı getirdi. Getirdi de o ana kadar takımı 10 kişi oynatmasına ne diyeceğiz. Zaten sorunlarla boğuşan Fener’in nurtopu gibi yeni bir sorunu daha oldu. Cherif oynasın mı oynamasın mı? Sonuçta Fener ipten döndü. Ancak böyle giderse ipi boynuna kendisi geçirecek. Kaç defa yazdık son bir kez daha yazalım. Bu maçta mı ders olmayacak?
Bir takımın dengesi nasıl bozulurun en güzel örneğini verdi Fenerbahçe Teknik Direktörü Tedesco. Trabzon’da maça müthiş bir hırs ve agresiflikle başlayan Fener, Nottingham Forest karşısında ruh gibiydi. Cherif ile şapkadan tavşan çıkarmak isteyen Tedesco sonucunda hezimetle karşılaştı. Cherif 11’de santrfor olarak başlayınca, arkadaki kurgu da değişti. Trabzon maçında başarılı olan İsmail, Guenduzi, Kante kurgusu bozulunca onların arkasındaki bekler de döküldü.
Cherif en uçta rakibi tehdit edemedi. Savruk bir görüntüsü var. Fizikli ama dengesiz. Böyle olunca Fenerbahçe hücumda topla fazla oynayamadı. Arkasındaki üçlü Talisca, Asensio ve Kerem o bölgede rakibin hızı ve gücü karşısında yokları oynadı. Ön taraf çökünce arkasındaki ikili Guendouzi ve Kante rakibi durdurmakta büyük güçlük çekti. Henüz tam hazır olmayan Kante aksayınca bütün yük Guendouzi’nin üzerine bindi. O da bir yere kadar. Rakibin en etkili olduğu yer kanatlar diye biliniyordu.
Fener’in ortası çökünce rakip de kanatları çok etkili kullanınca takım dağıldı. Mert kariyerinin en zor maçlarından biri oynamıştır rakip kovalamaktan. Çok kötü durumlara düştü. Stoperler Jayden ve Skriniar ne olduğunu anlamaya çalışırken peş peşe goller geldi. Bir de Skriniar’ın sakatlığı geceyi daha da berbat etti. Kalede Ederson da kötü goller yiyince hezimet kaçınılmazdı. Sonradan girenlerin etkisi olmadı ve Fener, Tedesco’nun yanlış seçimleri ve taktiğiyle Avrupa’ya havlu attı.
Cezalı ve sakatlar nedeniyle önemli futbolcularından yoksun soğuk Brann deplasmanında Fenerbahçe’nin zorlanacağını düşünenler Nene’nin nefis asistinde Kerem’in mükemmel golüyle daha maçın başında yanıldığını anladı. Nesyri’nin gole giderken düşürülmesiyle çıkan kırmızı kart sonucu rakip 10 kişi kalınca Fenerbahçe iyice rahatladı. Sarı-lacivertliler soğuk geceyi art arda attıkları gollerle ısıttı ve şov yaparak kazandı. Sağ ayak, sol ayak ve kafayla attığı gollerle kusursuz hat-trick yapan Talisca gecenin adamıydı. Biraz daha güçlense Fenerbahçe’nin hücum anlamında en etkili ismi olacak. Savunmada sağ bekte Mert hırsı ve çalışkanlığıyla dikkat çekerken stoperler Skriniar ve Oosterwolde’ye pek iş düşmedi. Brown yine vasatı aşamazken önlerinde İsmail ile Fred iyi ikili oluşturdu. Nene hareketli ve etkili, Kerem hırslı ve hızlıydı. Artık kafasında Fenerbahçe’yi bitirmiş görünen Nesyri amaçsızca koşturdu durdu. Sonradan giren Levent, Brown’dan daha iyi olduğunu bir kez daha gösterdi. Kadro kalitesi olarak rakibinden çok üstün olan Fenerbahçe bunu sahaya yansıtınca Brann engeli çok rahat geçildi. Alınan 3 puanla kalan son 2 maçta ilk 8’i hedefleyecek sarı-lacivertliler. Bunu başaracak kalitesi var, yeter ki futbolcular aynı hırs ve tempoyla mücadele etsin.
Fenerbahçe, zirveyle arayı kapattığı dönemde bile ayağı yere sağlam basan, rakibine korku salan, dengeli ve agresif futbol oynamıyordu. Mourinho döneminden farkı, önde daha fazla baskı yapması, biraz daha mücadeleyi artırmasıydı. Ancak takımda ciddi anlamda sorunlar zaman zaman ‘ben buradayım’ diyordu. Neydi bu sorunlar? Birincisi, takımda adam eksilten futbolcu yok. İkincisi, kanatlar tam anlamıyla işlemiyor. Üçüncüsü, üst düzey santrforun yoksa bu futbolla Duran da, Nesyri de maçın büyük bölümünde ‘etkisiz eleman’ oluyor. Dördüncüsü, beklerin üst düzey değil. Beşincisi, ciddi anlamda üst düzey bir 8 numaraya ihtiyaç var. Sanırım Tedesco da bunun farkında. Doğrudan söylemiyor, ancak gelen bilgiler en az 3 transfer, hatta olursa 4’üncüyü de istediği yönünde. Fenerbahçe şimdiye kadar bu sorunları biraz şans, biraz da futbolcuların günlük parlamasıyla bir ölçüde bertaraf etti. Ancak Başakşehir karşısında bu saydığım beş sorunun hepsi birden ortaya çıkınca sahada ne yaptığını bilmez, amaçsızca dolanan futbolcular topluluğu ortaya çıktı. Hem de Başakşehir öyle aman aman top oynamadan. Çıkana kadar Semedo, onun yerine saha içi değişikliğiyle geçen Oğuz, giren Kerem, sol bekte Levent, önlerinde Fred ve Asensio, Talisca, Duran ne oynadı Allah aşkına? Yine sonradan giren Nene, Nesyri, Brown, İsmail ne yaptı? Fark 3’e çıktı, elde tutulan tek şey ‘ligde namağlup tek takım’ olma özelliği. Böyle giderse o da çok uzun sürmez. Şampiyonluk isteniyorsa, devre arasına kadar puan farkı en azından korunmalı ve Tedesco’nun istediği transferler mutlaka yapılmalı.
Fenerbahçe için bu periyotta oynadığı her maç zor... Sezon başına baktığınızda yönetim gitmiş, teknik direktör gitmiş... Yeni başkan, yeni hoca, kadro dışı kararı, eleştiriler tavan yapmış... Özellikle yeni gelen futbolcuların ‘ne oluyor’ dediği dönemde bıçak sırtı maçlar oynuyor Fenerbahçe.
Alman liginde son 4 maçını kazanmış, ligde 3’üncü sırada olan, genç, dinamik bir takıma karşı ne yapacağı merakla bekleniyordu sarı-lacivertlilerin. Belki çok baskılı, rakibini sindiren bir maç oynamadı Fenerbahçe, ancak ne yaptığını biliyordu. Öncelik az top kaybı ve az hataydı. Sonrasında doğru hücumları kovaladı. Skriniar, Alvarez, Oosterwolde, İsmail ‘sahaya yüreğini koydu’ dediğimiz şekilde oynadı. Asensio bu üçlüye kalitesiyle destek oldu. Kerem de zaman zaman savunmayı zorlarken, Nesyri elinden geldiğince takıma katkı verdi. Semedo ne zaman Benfica, Barcelona formalarını giydiği dönemdeki kalitesini ortaya koyacak merak ediyorum.
Brown ne zaman gençliği ve hırsını sahaya yansıtacak onu da merak ediyorum. Bir başka merak ettiğim oyundan çıktığında onu havalara kaldıran teknik direktör Tedesco bizim göremediğimiz neyi görüyor Nene’de? Ya da bunu başka şekilde soralım. A Milli Takım futbolcusu Oğuz Aydın bu Nene’yi nasıl yedek bırakamıyor? Gelelim kaleci Ederson’a... Tamam kalesinde durduğunda cüssesi ve öz güveniyle belki takımı rahatlatıyor. Ancak verdiği riskli paslarla yürekleri ağıza getiriyor. Manchester City’de oynamıyorsun ki. Bu neyin güveni? Sonuçta Stuttgart karşısında alınan galibiyet çok önemli ve değerli. Takım, kazanarak gelişecek. Ancak eksikler de göz ardı edilmemeli.
