Cem Kerpiççiler

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170745.cem_kerpiççiler_17.png

Futbolun 'güzel' adamları!

Pazartesi, 02 Mart 2015 - 13:10

Kendi evinizde son ana kadar kimin kazanacağı belli olmayan, penaltılara kalan hatta penaltılarda da son penaltıya kadar uzanan bir maçta İngiliz futbolunun devlerinden Liverpool'u eleyen takımın teknik direktörü olduğunuzu düşünün bir an için. Çılgınca sevinirken, havalara uçarken oyuncularınızı tebrik edip taraftarla coşarken, karşınızdaki takımın ruh halini düşünebilir misiniz? İşte o galibiyetin mimarı  Beşiktaş'ın teknik direktörü Slaven Bilic, bunu düşünebildiği için 'güzel' bir adam. Kutlamalara ara verip seri penaltılarla 5-4 kaybeden Liverpool'da sonuncu atışı kaçıran Dejan Lovren ’i teselli edip,
25 yaşındaki savunmacıya "Başını eğme" dediği için...

'Galatasaray'ı alkışlarım'

Hayallerine bu kadar çabuk ulaşmayı beklemiyordu. Ersun Yanal'ın takımdan koparılışının ardından Fenerbahçe'nin başına geçmişti İsmail Kartal. Başkan Aziz Yıldırım'ın koşulsuz desteğinin altında neler yattığı en iyi o bildiğinden basın açıklamasında mutluluk ve tedirginlik okunuyordu yüzünden. Uzun zamandır yardımcı iken şimdi dümenin başına geçiyordu. Kamuoyunun vereceği tepki, oyuncularla kuracağı ilişkiler, büyüt takım çalıştırma tecrübesi(zliği). Aklında onlarca soruyla, kimseye bir şey belli etmemeye çalışırken. 6 haftada mı, 8 haftada mı gider tartışmaları arasında, 22. haftada şampiyonluk umudunu yarınlara taşırken İsmail Kartal'ın bir gazetecinin sorusu üzerine verdiği şu yanıt alkıştan çok daha fazlasını hak ediyor: "Hamza hoca benim meslektaşım. Başarılı olursa, Galatasaray takımı şampiyon olursa alkışlarım. Sonuçta hepimiz Türk futboluna hizmet ediyoruz. Hepimiz dost ve arkadaşız. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş büyük camialar..." Bütün kariyerini belirleyecek sonuçlar öncesinde ezeli rakibi Galatasaray'ı alkışlayacağını söyleyen İsmail Kartal, yalnızca bunun için bile sevilebilir...

'Aslında Fenerbahçe'yi tutuyordum'

Galatasaray Teknik Direktörü olduğu günden bu yana alışık olduğumuz mütevazı çizgisinden bir adım geri atmayan Hamza Hamzaoğlu da her geçen gün kirlenen ve kirletilen futbolun güzel yüzlerinden biri olarak parlamaya devam ediyor. Babasının vefatının ardından çok kısa bir süre sonra yıllarca formasını giydiği Galatasaray'ın teknik direktörü olan Hamza Hamzaoğlu'nun şu ifadeleri, hiçbir anlamı olmayan ve yalnızca Türk futboluna ve insanına zarar veren 'yapay düşmanlık'ların ortadan kalkmasına dair önemli bir çıkış olarak gözlenebilir: "Aslında çocukluğumda Fenerbahçeliydim. Ama profesyonel yaşantı başlayınca o duygu azalıyor, kendi takımınızla oynadığınız maçlara odaklanıyorsunuz. Nerede oynuyorsanız, kalbiniz orası için atıyor."

Bu adamlara destek şart

Düşmanlığın pompalandığı, yalnızca para kazanma odaklı hareket edilen, oyuna ve oyunun karakterine saygı duyulmayan, yalnızca ve ne olursa olsun kazanmanın dikte edildiği bir alan haline gelen futbolu sevebilmek ve 'oyun' gözüyle bakabilmek için bu tür güzel adamlara gerek var. Bu güzel adamlara gerektiği değeri vermek de bu düşmanlıktan kurtulabilmek adına büyük önem taşıyor. Herkes yaptığı seçimin bedelini öder. Biz de ya yapay düşmanlıklara mağlup olacağız ya da bu güzel adamların açtığı yolda "farklı bir rekabet mümkün'ün üzerinde duracağız. Tercih bizim!