Mehmet Çoşkundeniz

Gidendir terk eden kalandır bekleyen

Pazar, 08 Ağustos 2010 - 05:00

O sözü bilirsiniz, “Giden değil kalandır terk eden” demiş biri... Öyle değildir, düpedüz gidendir terk eden, kalan aşık olandır, sevendir, giden aşkı bitendir, sevmeyendir. Gidişlerin dönüşü de mümkün değildir. “Giden değil kalandır terk eden” cümlesine inananlar beklemeyi de sürdürür. Gidenin terk ettiğine inanılmadığı için geri dönme umudu beslenir hep. Bugün, olmadı yarın, ya da yarından sonraki gün... Döner mi peki? Eh, bazen evet ama çoğunlukla hayır. Çünkü giden, aşkı bittiği için gitmiştir. Niye dönsün? Aşkta zorunluluktan gidiş yoktur, kimse kimseyi kandırmasın. Aşık olan terk edemez... Buna rağmen hâlâ dönecek diye bekliyorsan aşağıdaki yazı da benim sana armağanım olsun...

***

Bekleyişlere yüklemişsen aşkını, senin için en tanıdık sözcük “yarın”dır... Aslında “o” yoktur ve senin de beklemekten başka çaren yoktur. Bu yüzden yarın senin için hiç bitmeyen bir umuttur. O olmadan geçirdiğin hiçbir gün yaşanmış sayılmaz. Yaşamadığın günler eklendikçe birbirine, yarına olan özlemin daha da artar. Her gece gözlerini “yarın olsun” diye kaparsın, her gece o günü değil yarını düşünerek uyursun. Uyuyabilirsen tabii... Gün ışığı varken daha çabuk geçer zaman. Gündüzdür, bir uğraşın vardır, “o ve yarın” yine aklındadır ama yolların, sokakların kalabalığında daha az hissedersin yalnızlığını. Ama gece... Kahrolası gece... Bir çöktü mü kentin üzerine geçmek bilmez saatler de seninledir artık. Ne yapsan olmaz, ne yapsan tüketemezsin dakikaları. Oysa senin istediğin bu gecenin de bir an önce bitmesi ve “yarın” olmasıdır.

***

Bugün yoktu ya “o”, belki yarın olacaktır. Günlerdir beklediğin telefon belki “yarın” gelecektir. Aylardır hasret kaldığın yüzünü belki “yarın” göreceksindir. Kadehlere sığınarak ve kendini sarhoşluğun kollarına bırakarak bitirmek istersin geceyi. Yapamazsın çünkü içki seni uykuya değil yine “yarın”lı düşüncelere taşır. İki satır kitap okuyamazsın. Sözcükler çoktan anlamını yitirmiştir, anlamazsın. Belki bir iki şarkı daha çekilir kılar geceyi dersin, ama dinlediğin her şarkı yine “o”nu anlatır sana...

***

Umudun vardır ya içinde “yarın”a dair, bir tek ona sarılırsın. Yüzünde beliren gülümsemeyle kaparsın gözlerini. Zaten ne kalmıştır ki şurada “yarın” olmasına... Sabahın ilk ışıkları yüzüne çarpar çarpmaz açarsın gözlerini. Heyecanla kalkarsın yataktan. “Yarın” olmuştur ya, geceki sıkıntıdan eser kalmamıştır. Telefonlarını kontrol edersin, arayan, not bırakan var mı diye... Yoktur... Kapıyı dinlersin gelen var mı diye... Yoktur... Yine yalnızsındır işte ve bu duygu bir bıçak gibi keser yüreğini... İnce ince bir sızı hissetmeye başlarsın, tıpkı dün sabah hissettiğin gibi... “Yarın” bugün olmuştur ve senin önünde yine sadece “yarın” olmasını beklemekle geçecek bir gün daha vardır. Daha kaç gün geçecektir “yarın”ı bekleyerek bilinmez... Daha kaç gün geçecektir yaşanmadan bilinmez...

***

Bekleyişlere yüklemişsen aşkını ve “yarın”ı bekleyerek tüketiyorsan zamanını, bekleme... O yarın hiç gelmez...