Gül ile ayrılık neden derinleşti?

Perşembe, 21 Ağustos 2014 - 05:00

Çankaya Köşkü’ndeki 19 Ağustos resepsiyonu Abdullah Gül ile cumhurbaşkanı sıfatıyla bir araya geldiğimiz son davet niteliğini taşıyordu bu nedenle katılım hayli yüksek oldu.

İş dünyasından Rifat Hisarcıklıoğlu, Başaran Ulusoy, Haluk Dinçer, Ahmet Nazif Zorlu, Tuncay Özilhan, Mehmet Ali Yalçındağ, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Ali Sabancı, Vuslat Doğan Sabancı, Mehmet Büyükekşi, Erdoğan Demirören, Demet Çetindoğan Sabancı, Halit Narin, Kenan Yavuz, Hamdi Topçu, Zeynel Abidin Erdem, Emine Kamışlı, Ferit Şahenk, Hamdi Akın dikkatimi çeken isimler arasındaydı.

Ayrıca Ortodoksların dini lideri Patrik Bartholomeos, Süryani Patrik Vekili Yusuf Çetin oradaydı. Hahambaşı İzak Haleva ve Türk Musevi Cemaati temsilcileri, tam kadro Köşk’teydi...

Çankaya’ya giderken 7 yıl önceki tartışmaları hatırladım. “Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmasın”, “Muhalefet boykot edecek”, “Başörtülüler bu salona giremez”, “Asker, Kürt milletvekillerini boykot edecek”, “Asker hükümete ayar verdi” gibi başlıklar atılıyordu. Hatta Gül’ün seçilmesi halinde şeriat geleceğini yazanlar vardı. Türkiye’de 7 yıl içinde çok şey değişti. İyi ve güzel gelişmeler oldu, normalleşme yönünde önemli şeyler yaşandı ama hala taşlar yerine oturmadı. Enerjimizi ve zamanımızı hala nefret ve öfkeyle tüketiyoruz, birbirimizi sevmiyoruz, güvenmiyoruz ve Cumhuriyet’in 100. yılına doğru yaklaşırken hala nasıl bir devlet modeline sahip olacağımızı tartışıyoruz.

Abdullah Gül bana göre başarılı bir cumhurbaşkanlığı yaptı, tarafsız kalmak için samimi gayret gösterdi, partilere eşit mesafede durmaya çalıştı, önemli konularda hükümeti uyardı, Gezi olayları, insan hakları ihlalleri ve fikir özgürlüğü gibi konularda hükümetle ayrı düştü. Çankaya Köşkü’nün kapısını farklı kesimlere açtı, uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin saygınlığını artıracak köprüler kurdu, iş dünyası destekledi Hayrünnisa Gül Çankaya Köşkü’nün sıkıcı ve soğuk görüntüsünü topyekün değiştirdi, önemli sosyal sorumluluk projelerini himayesine aldı.

Cumhurbaşkanı Gül’ün “Bizim cenahtan yapılan epey bir saygısızlık oldu” diyerek kırgınlığını dile getirmesi ve eşi Hayrünnisa Gül’ün “28 Şubat’tan beter gelişmeler” isyanı kısa süre içinde yaşanan tartışmalarla sınırlı değil. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a çok yakın olan isimlerin ateşlediği tartışmalar içten içe yıllardır devam ediyordu.

Ancak belki de asıl belirleyici olan “Paralel Yapı” iddiaları ve Fethullah Gülen cemaatine bakış oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kendisinin ve AK Parti’nin hedef alındığı 17 Aralık sürecinde yalnız bırakıldığına inanıyor. AK Parti’de Erdoğan çizgisini temsil eden isimler Gül’ün bu konudaki farklı tutumuyla bir tercih yaptığı tezini işlediler. Ayrılığı derinleştiren temel mesele bu. Bu tartışmalar 2015 seçimlerine kadar devam edecek gibi görünüyor.