Gündelik yaşamla müze kültürünü buluşturdu

Beş yıl önce kurduğu Türkiye'nin ilk modern sanat müzesiyle gündelik yaşamı kültürle buluşturmayı başaran Oya Eczacıbaşı, 'Kapımız herkese açık' diyor

Pazar, 07 Şubat 2010 - 05:00

Gündelik yaşamla müze kültürünü buluşturdu

Türkiye’nin ilk modern sanat müzesi olarak Oya Eczacıbaşı öncülüğünde kurulan İstanbul Modern, 5 yıl içinde yerli, yabancı, toplumun her kesiminden 2.5 milyon kişi tarafından ziyaret edildi.

İstanbul Modern Başkanı Oya Eczacıbaşı, müzenin sanatı herkes için ulaşabilir ve anlaşılabilir kılmayı görev edindiğini belirterek “Çabamız İstanbul Modern’i topluma mal olmuş bir kurum haline getirmek, müze gezme alışkanlığı olmayan bir toplumu müze gezmeyi alıştırmaktı. Bunu da başardığımıza inanıyorum.
Kapımız herkese açık. ‘Plastik sanatlarla ilgili pek bir şey bilmiyorum, sıkılırım’ diyene, ‘Gelin restoranımızda bir kahve için. Ya da ‘Sinemaya gelin, film izleyin. Göz ucuyla bakarsınız sergiye, hoşunuza giderse gezersiniz’ diyoruz” dedi. Eczacıbaşı ile İstanbul Modern’i ve hedeflerini konuştuk.

Sorunlar bizi yıldırmadı

İstanbul Modern’i kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1987’de düzenlenen İstanbul Bienali’nde görev aldığım sırada, kentte yaşanan heyecana, sanata olan ilgiye tanık oldum. Gelen ziyaretçi sayısının fazlalığı ve katılımcıların yoğun ilgisi, Türkiye’de bir modern sanat müzesinin eksikliğini daha fazla hissetmemize neden oldu.
Biz de modern sanat müzesi fikriyle önce Feshane binasıyla yola çıktık. 1991’de binayı açtık. Belediye ile yaşadığımız sorun üzerine binayı terk ettik. Yılmadık, yeni mekan arayışına girdik. Başbakan Tayyip Erdoğan, Karaköy’deki Denizcilik İşletmeleri’ne ait 4 no’lu antrepoyu bize tahsis etti.
Özel sektör, kamu yönetimi ve yerel yönetimin birlikte çalışması önemliydi. 11 Aralık 2004’te Türkiye’nin ilk modern sanat müzesi İstanbul Modern’i açtık. Gündelik yasamlamüze kültürünü bulusturdu

Beklentiye yanıt verdik


Kuruluş amacınız nedir?
İstanbul Modern’i kurarken amacımız, modern sanat müzesi düşüncesini gerçekleştirerek halkın beklentisine yanıt vermekti. Modern ve çağdaş Türk sanatını ülkemiz insanıyla, toplumla bir araya getirebilmek, bununla birlikte uluslararası sanatçıları tanıtmak, tabi Türk sanatını da yurtdışında tanıtmak bizim için çok önemliydi. Başka bir amacımız ise müzeyi çekici hale getirmek, sanatı herkes için ulaşabilir ve anlaşılabilir kılmaktı.

Alışkanlık oldu

İstanbul Modern’de nasıl bir fark yarattınız?
Bir sürü değişik mekanı bir çatı altında topladık. Fotoğraf ve video bölümü, kütüphane, sinema, mağaza ve restoran bölümleriyle müzeyi bir çekim merkezi haline getirdik. Çağdaş müzecilik anlayışıyla, dinamik ve değişken bir yapıyla, sergi ve etkinliklerle toplumun birçok kesimine ulaşarak, müze alışkanlığı olmayan bir toplumda müze ziyaretini bir alışkanlığa dönüştürdüğümüze inanıyoruz.

Türk insanı sahip çıktı


Türk insanı İstanbul Modern’i nasıl karşıladı?
Toplumun her kesimine hitap eden bir müze olmayı amaçlıyorduk. Buna yaklaştık. Beni etkileyen, yılda 500 bin ziyaretçiye ulaşmamız. Günlük ziyaretçi sayımız ortalama 1200. Hafta sonları 3 bine ulaşıyor. Türk insanının müzeye sahip çıkması bizim en önem verdiğimiz konu. Bursa’dan Ankara’dan günübirlik gelenler oluyor.
Müzemizin sloganı ‘Mutlaka bekliyoruz’. Kapımız herkese açık. ‘Plastik sanatlarla ilgili pek bir şey bilmiyorum, sıkılırım’ diyene, ‘Gelin restoranımızda bir kahve için’ diyoruz. Ya da ‘Sinemaya gelin, film izleyin. Göz ucuyla bakarsınız sergiye, hoşunuza giderse gezersiniz’ diyoruz.

En çok kadınlar ve gençler

Ziyaretçi profili nasıl?
Yaptığımız ziyaretçi profil araştırmalarında, İstanbul Modern’in özellikle gençlere ve kadınlara hitap ettiğini görüyoruz. Araştırmalarda, müzemizi sürekli ziyaret edenlerin sayısı artarken aynı zamanda son dönem müze ziyaretçilerinin yarısından fazlasının ilk kez ziyaret ettiği ve İstanbul Modern’in yeni sanatseverler kazandığı görülüyor. İstanbul Modern’in şehrin merkezinde, yerli ve yabancılar tarafından kolay ulaşılabilir bir noktada olması çok önemli.

Müzemiz çok güçlendi

Bugün geldiğiniz noktayı nasıl özetlersiniz?
İstanbul Modern’i kurduğumuzda, modern ve çağdaş sanat yapıtlarını, fotoğraf, tasarım, mimari, yeni medya ve sinema alanlarındaki üretimleri koleksiyonumuzda toplamayı, korumayı, sergilemeyi ve belgelemeyi hedeflemiştik.
Beş yıl süresince satın alımlar, müzeye güven duyularak yapılan bağışlar ve 20 yıl süreli ödünç yapıtlarla güçlendi. İstanbul Modern’e beşinci yılında 32’nci Avrupa Müze Forumu’nda ‘yenilikçi olma başarısından dolayı’ özel ödül verildi. Sanatın gelişimini, ancak uluslararası sanat ortamı ile bütünleşerek sürdüreceğine inanıyoruz. Bu nedenle, Türk sanatının olduğu kadar dünya sanatının ürünlerinin de toplumla buluşmasını sağlıyoruz.
Müzemizden yurtdışına sergi ihraç etmeye başladık. Ürettiğimiz sergileri, genişleyen ve yenilenen koleksiyonumuzu Viyana, Salzburg, Londra, Atina, Paris, Seul ve Berlin’de sergiledik.

Eğitim bizim için önemli

Eğitim faaliyetlerinizden kısaca bahseder misiniz?
Birçok uluslararası müzenin yapmadığı kadar eğitim ve etkinlik yapıyoruz. Eğitim sponsorumuz Garanti Bankası’nın desteğiyle çocukları ve gençleri görsel sanatlar alanında eğitiyoruz.
Örneğin, Paris’te bulunan Centre Georges Pompidou (Pompidou Merkezi) işbirliğiyle gerçekleştirilen ‘Genç İstanbul Modern’ başlıklı eğitim programında 6-16 yaş çocuk ve gençlere özel metotlarla interaktif sanat eğitimi veriliyor. Çocuklar bir sanatçının eserini dokunarak, hissederek tanıyor. Hatta basketbol oynayarak bile sanatçının eseriyle tanışma imkanı buluyor.

Yoğunluktan memnun


Bu yoğun tempoda ailenize vakit ayırabiliyor musunuz?
Oğlum Amerika’da master yapıyor, kızım da okuyor. İkisi de Amerika’da yaşıyor. Sık sık biz de gidiyoruz. Eşim Bülent Eczacıbaşı ile ortak yaptığımız çok şey var. Benim yaptığım iş onu çok ilgilendiriyor. Onunki de beni çok ilgilendiriyor. Ortak hobilerimiz var.
Spor yapıyoruz birlikte. Hafta sonları ata biniyoruz. Bu yüzden hiçbir zaman evime, çocuğuma, eşime az vakit ayırıyorum diye yakınmıyorum. Çünkü hayatta ben bunu tercih ettim. Böyle olmasını istedim. Hamama giren terler. Evet çok yoğunum ama bundan da çok mutluyum.

Onunla çalışmak güzeldi

Şakir Eczacıbaşı için neler söylemek istersiniz?
Şakir Eczacıbaşı, eşim Bülent Eczacıbaşı’nın amcası olarak aile büyüğümüzdü. Ardından ‘Sanatın Şövalyesi’ denmesi gerçekten çok gurur verici. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı’nın kurucusu olduğu İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’na (İKSV) çok büyük emek verdi.
Sabah 9.00’dan akşam 18.00’e kadar İKSV’de bulunuyordu. Ben de onunla uzun yıllar çalışma fırsatı buldum. Kendini işine bu kadar adamış bir kişiyle çalışmak güzel bir deneyimdi.

RÖPORTAJ: İNCİ NEŞELİ ÖZOĞLU

4