Hamilelik efsaneleri

Pazar, 02 Mayıs 2010 - 05:00

Genler her şeyi belirler mi? Gerçekten iki kişi yerine yiyebilir misiniz? Hamilelikle ilgili birçok bilgi ve tavsiye duyarsınız; bazıları iyi olabilir ancak çoğu nesilden nesile aktarılan birtakım saçmalıklardan başka bir şey değildir. Birkaç önemli gerçeği bilmek daha mutlu ve daha sağlıklı bir hamilelik geçirmenize yardımcı olacaktır.

Efsane 1: Genleri kontrol edemezsiniz!
Bildiklerimiz: Göz rengi ve saç dökülmesi gibi bazı özellikler DNA’dan kaynaklanırken, uzmanlar bel ölçüsü veya zeka gibi özelliklerin DNA’dan kaynaklanmadığını keşfettiler. Bilimde yeni bir alan olan Epigenetik, rahmin içinde gerçekleşen şeylerin, hangi genlerin açılıp kapanmasını etkilediğini buldu.
Vücudunuzun planı olan DNA, gelişim sırasında açılır ve kopyalanır. Bu kopyalama işlemi gerçekleşirken yaşadığınız şeyler, yani yedikleriniz, maruz kaldığınız toksinler gibi, bu fotokopi makinesinin düzgünce çalışmasını durdurabilir. Epigenetiğin bu temel kuralı, çocuklarımıza hangi genleri aktardığımızı kontrol edemezken hangi genlerin açılıp kapandığını kontrol edebiliriz.

Ne yapabilirsiniz: Hamilelik esnasında fit ve sağlıklı kalmanız çocuğunuzun genlerinin hayatı boyunca nasıl işleyeceğini önemli ölçüde etkileyebilir. Ne yazık ki hamileliklerin yüzde 50’si planlanmamış olduğundan çoğu kadın embriyonal ve fetal dönemin ilk haftalarında sağlıklı bir aşama sağlama fırsatını kaybederler. Hamile kalma planlarınız yoksa bile basit adımlar atarak sağlığınızı düzeltebilir, böylece hamile kaldığınızda gelecekteki çocuğunuza en iyi başlangıcı sağlamış olursunuz.

Efsane 2: İki kişi yerine yiyorsun
Bildiklerimiz: Özellikle hamileliğe kilolu başlayan kadınların hamilelikte çok fazla kilo alması anne adaylarına, gebelik diyabeti gibi, gelişmekte olan fetüsün sağlığını tehdit edebilecek zorluklar getirir.

Ne yapabilirsiniz: Normalden biraz daha fazla kalori, birçok önemli vitamin ve mineral sağlayan dengeli ve sağlıklı bir beslenme programı uygulayın.

Kalori sayma kuralları: İlk üç aylık dönemde normal beslenme programınıza fazladan günlük 100 kalori ekleyin. Bu, fazladan bir bardak yağsız sütle eşdeğerdir. İkinci üç aylık dönemde bunu 250 kaloriye kadar çıkarabilir veya bir avuç ceviz ekleyebilirsiniz. Son üç aylık devrenizde ise günlük fazladan 300 kalori veya iki adet meyve tüketebilirsiniz.

Multivitamin takviyesine zaman ayırın: Hem folik asit hem de demir içeren multivitamin kullanın. Folik asit, omuriliğin tamamen kapanmadığı, doğuştan gelen bir bozukluk olan spina bifidayı önler ve çocuklarda kanser riskini yüzde 50-60 oranlarında azaltabilir. Demir kırmızı kan hücrelerinin yapı taşıdır ve bebeğiniz ihtiyacı olanı sizden alarak sizde demir eksikliğine neden olur.

Kalsiyum, Magnezyum ve D Vitamini: Bütün bunlar güçlü kemiklerin yapı taşlarıdır ancak bilimadamları D vitamininin (günlük dozda) aynı zamanda bağışıklık sisteminizi desteklemede önemli bir rol oynadığını keşfetti. Hamilelik esnasında, bağışıklık sisteminiz sizinle birlikte yaşamaya başlayan yabancı bir bedene alışmaya çalışırken biraz zayıflar. Ve bu da D vitaminini siz hamileyken hastalıklarla savaşmanıza yardımcı olan önemli bir besin maddesi yapar.

Omega-3’ü tercih edin: Yeterli miktarda Omega-3 almak gelişen bebeğinize yardımcı olmanız için atabileceğiniz en önemli adımlardan biridir. Çünkü bu yağlar doğrudan beyin gelişimini etkiler. Ayrıca araştırmalar bu yağların depresyon riskini de azalttığını gösteriyor. Bazı doğum öncesi alınan vitaminler artık Omega-3 içeriyor. Omega-3; somon ve cevizde de bulunuyor.

Efsane 3: Cinsel pozisyonlar bebeğinizin cinsiyetini belirleyebilir
Bildiklerimiz: Kadın sperminin daha yavaş ilerlediği, daha uzun yaşadığı ve erkek sperminin daha canlı fakat kısa ömürlü olduğu doğrudur, ancak kız mı erkek mi olacağını belirleyen kanıtlanmış bir cinsel ilişki şekli yok.

Ne yapabilirsiniz: Obstetrisyenler hamile kalmanıza yardımcı olabilecek pozisyonun cinsel ilişki sonrası alınan pozisyon olduğuna katılıyorlar. Kalçayı 30 dakikalığına yükselterek yer çekiminin rahime ulaştırabildiği kadar çok sperm ulaştırmasını sağlamak.

Efsane 4: Karnınızın şeklinden bebeğinizin cinsiyetini anlayabilirsiniz
Bildiklerimiz: Bir kadının gelişen bebeği karnında nasıl taşıdığı, kadının doğal yapısından etkilendiği kadar, karın duvarı ve rahmin kuvvetinden, ceninin bulunduğu pozisyondan da etkilenir. En alt kaburga kemiğiyle leğen kemiğinin tepesi arasında fazla mesafe olan kadınlar kısa mesafe olan kadınlardan daha farklı taşırlar.

Ne yapabilirsiniz: Elinizde bebeğinizin kız olduğuna dair ultrason görüntüleri olduğunda, inatla erkek bebeğiniz olacağını söyleyen otobüsteki yabancıya bunu kibarca açıklayın.

Erkekliğinizi gözden geçirin!
Penis yalnızca erkekliğin ölçütü değil aynı zamanda gizli sağlık problemlerinin de habercisi olabilir. Problemlerin yüzde 80’inde ereksiyon elde etme ve sürdürme yetersizliği olan sertleşme sorunu, cinsel tahriğe bağlı olmadan bünyevi nedenlere bağlanabilir.
Özellikle genç erkekler için bu bir sürpriz olabilir ancak ereksiyon sağlamak fizyolojik olarak zordur. Penil ereksiyon yalnızca gerekli psikolojik, nörolojik, damarsal ve hormonal faktörler sıralandığında gerçekleşebilir. Bu doğrultudaki problemler bir sevişmeyi mahvedebilir ve kişinin kendine olan saygısına zarar verebilir.

Değişmeyen gerçekler
Ereksiyon tamamen uyarılmayla başlar (uyuduğunuz zaman dışında). Cinsel uyarı, kan damarlarını kaplayan düz kasların rahatlamasını sağlayan nitrik oksit salınımını tetikler. Bu da penisin iki bölümünün içindeki kılcal damarların kanla dolmasına yol açar. Aynı zamanda damarların etrafındaki kaslar kanın gitmesini engellemek için sıkılaşır. Fazlası gelip azı gittiği zaman da penis kanla dolar, uzar, genişler ve sertleşir.

Ölümcül Litmus testleri
Erektil problemlerin kökenine inmek için penisle bağlantılı sinirleri, kan damarlarını ve hormonları etkileyen durumlara bakmanız gerekir. Sertleşme sorunu burada yaşamı tehdit eden bazı durumların uyarısı haline gelir.

Kan damarlarında hasar
Hasar penisi besleyen atardamar ve toplardamarlarda meydana gelebilir. Kan damarlarında hasarın en sık rastlanan nedeni atardamarların daralmasıyla kalp krizine, felce ve periferik damar hastalığına da yol açan damar tıkanıklığıdır. Kan damarı tıkanıklığı genellikle diyabete de yol açar. Kan damalarının rahatlayıp genişlemesini önler ve sonunda dikleşmeye yarayan, penisin odalarına giden kan miktarını azaltır. Yüksek tansiyon ve değişen kan kolesterolü seviyeleri de kan damarlarını etkiler.

Sinirlerde hasar
Sinir hasarının en sık rastlanan nedenlerinden biri kontrolsüz diyabettir. Felç ve hasar verici nöbetler geçirmiş, omurilik yaralanmaları ve MS hastalığı olan insanlarda da penisi besleyen sinirlerde hasar görülebilir.

Hormonal eksiklikler
Testosteron eksikliği libidoyu azaltarak sertleşme sorununa neden olabilir. Hipogonadizm olarak adlandırılan, anormal derecede düşük testosteron seviyeleri sertleşme sorununa neden olabilir. Testisler 3.8 santimden küçükse düşük testosterona sahip olma şansınız çok yüksektir. Yüksek prolaktin hormonu (hiperprolaktinemi) ve anormal tiroid hormon seviyeleri yorgunluğa ve kilo kaybına neden olarak libidoyu etkiler.

Sigara içmek
Eğer bir erkeğin gerçekten sigarayı bırakmasını istiyorsanız ona ereksiyon sorunlarına neden olacağını söyleyin. Sigara yalnızca damar tıkanıklığına neden olmaz, aynı zamanda penil ereksiyon için gerekli olan vücuttaki nitrik asidi de azaltır.

Şişmanlık ve hareketsizlik
Hiçbir şey gömülü bir penis kadar seks üzerine perde koyamaz. Sertleşme sorunu obez ve fazla kilolu erkeklerde yüzde 80’e kadar yükselir. 15 kilo veren şişman erkekler penislerine birkaç santim ekleyebilirler!

Tıkanıklık
Kadınlar ve onları seven erkekler sertleşme sorununa karşı uyanık olmalıdırlar çünkü bu yaşamı tehdit eden bir durumun gizli nedeni olabilir. Yaşam tarzınızda yapacağınız değişiklikler sertleşme sorununu yenilgiye uğratabilir. Bir erkeğin sertleşme sorununun fizyolojik değil, bünyevi olduğunu anlamanın bir yolu da şudur: Uyumadan önce üst üste gelmiş pullardan bir şeriti penisinize sarmayı deneyin. Normal olarak, gerçekleşecek bilinçdışı gece ereksiyonları halkayı sabaha bölünmüş hale getirir.

1 DAKİKADA SAĞLIK


Beyniniz çok çabuk mu yaşlanıyor? Beyninizin çabuk yaşlanıp yaşlanmadığını görmeniz için küçük bir test var. Bu numarayı yazmadan ezberleyin. Hazır mısınız? Yedi-üç-iki-dokuz-sekiz-bir-altı. Şimdi, 45 saniye içinde hatırlayıp hatırlamadığınızı göreceksiniz.

Beyin gücünüzü artıracak ve yaşlanmayı geciktirici harika yiyeceklerden bazılarını hemen hatırlayıp ilk fırsatta yemekte de fayda var;

Yeşil yapraklı sebzeler, soğan, domates, greyfurt, elma... Ve benim sevdiklerim kiraz, yabanmersini, kızılcık. Bütün bunlar antioksidan örnekleridir. Beyninizi tam anlamıyla yaşlanmaktan kurtarır.

Hadi şimdi testi bitirelim. Rakamları hatırlıyor musunuz? Yedi-üç-iki-dokuz-sekiz-bir-altı. Eğer yanlış hatırladıysanız Alzheimer olma riskiniz daha yüksek demektir, aklınızın bir köşesinde kalsın...

5