Hasım ve hısım

Çarşamba, 25 Kasım 2009 - 05:00

Herkes pusuya yatmış, rakibinin hata yapmasını bekliyor.

Muhalefet, Dersim’e dair ağzından yanlış bir lâf kaçıracak ki öbürlerine gün doğsun.

İktidar, açılım sürecini kötü yönetecek ki - ülke bölünse bile - muhalefet bayram etsin.

Kendi bahçenize sırt dönüp komşu bahçedeki eriklere göz dikseniz ne olur ki? Topu topu kaç erik çalabilirsiniz?

***

Kim ne oy kaybediyorsa, zaten kendi oyu değildir.

Onlar, ya gezer yüzer oy’dur, ya emanet oy’dur ya da ödünç oy.

Kalıcı olan ise çekirdek oy’dur, hiçbir yere gitmez. Bilakis, her seçimde daha da kemikleşir.

Unutmayın.

Kime oy veririm’den ziyade kime asla oy vermem’in kerameti vardır. Hiçbir küskün CHP’li, gidip de AK Parti’ye oy vermez. Sanki küskün bir AK Partili, CHP’ye oy verir mi? Hayır. İlle de aşina bir parti arar. Ve mutlaka bulur.

***

Tunceli’deki istifalar, iktidarın işine yaramayacaktır. Ama o oylar -mesela- Mustafa Sarıgül’e kayabilir. Başka istifalar DSP’ye, bir başka istifalar SHP’ye yarayabilir. İktidara asla... Çünkü yeminli oy bunlar. Kan davalı gibi.

İşte size bir örnek CHP-DP ezeli rekabeti ta 1946’dan beri sürüyor.

Sürüyor ama DP yüzde 3’lere kadar gerilediği halde CHP yükselmiyor... Yükselemedi.

Niye?

Çünkü DP kökeninden gelme seçmenler, CHP’ye değil, aşina bir parti’ye yöneldi.

***

Şuraya gelmek istiyorum. Seçmen’in ikinci tercihi çok önemlidir.

Ne demek ikinci tercih?

- Kendi partisinin yerine koyabileceği yedek bir parti.

Bağlıyorum.

AK Parti, Kürt oyları’na pekâla tâlip olabilir. Hatta kepçe de atabilir. Ama istifa eden şu küskün CHP’lilerden tek oy bile alamaz.