Mehmet Coşkundeniz Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Hayatı ıskalama lüksün yok senin

Cumartesi, 07 Kasım 2009 - 05:00

Bir yazım var, taaa 2003’te yazdığım. ‘Hayatı ıskalama lüksün yok senin’ başlığını taşıyor bu yazım. POSTA Gazetesi’nde yayınlandığı gibi, kitaplarıma da aldım bu yazıyı. Ancak ne yazık ki bu yazı internette altında ‘Nazım Hikmet’ imzasıyla dolaşıyor. Hangi aklı evvel bunu yapmışsa bir türlü temizleyemiyorum. Google’a ‘Hayatı ıskalama lüksün yok senin Nazım Hikmet’ ibaresini yazınca tam 30 bin sayfa açılıyor. Yahu, bu Nazım Hikmet’e büyük saygısızlıktır. Türkiye’nin en büyük şairlerinden birinin ismini benim yazımın altına nasıl yazarsınız? Mail gruplarında yazı dolaştırmayı biliyorsunuz da hiç mi araştırmıyorsunuz? Eğer bir tane Nazım Hikmet şiiri okumuş olsaydınız bu üslubun ona ait olmadığını anlardınız. Ben bu yazıda Ahmet Kaya’nın ‘Acılara Tutunmak’ şarkısından alıntı yaptım, onu da mı görmediniz? Sevgili okurlar, bu yazıyı bir kez daha yayınlamak istiyorum. Ve lütfen, eğer mail grubunuz varsa yazıyı benim imzamla tekrar birbirinize gönderiniz. Ben bu durumdan çok utanıyorum ve Nazım Hikmet’e yapılan bu saygısızlığın düzeltilmesini istiyorum. Buyrun yazı aşağıda...

***

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hâlâ yalnızsan için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan, “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin.

***

İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “Şunu yapmadın” diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka aklına hiç getirmediğin bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. “Peki o ne yaptı?” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Senin hayatı ıskalama lüksün yok. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

***

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak” yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun ki aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

Not: Bugün 14.00’te TÜYAP Kitap Fuarı’ndayım.