Hem demokrasi hem adalet

Pazartesi, 10 Temmuz 2017 - 05:00

Ülkenin bugün geldiği nokta her alanda kutuplaşma. Bu kutuplaşma sahip çıkılan kavramlara da yansıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “adalet” yürüyüşü dün bitti. Şimdi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı üzerine 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde “demokrasi nöbeti süreci” başlatılıyor.

İşte kavramlar üzerinden kutuplaşmanın geldiği nokta; ya demokrasi ya adalet…

Oysa, hem demokrasi hem adalet diyemeyecek miyiz? Elbette diyeceğiz, demeliyiz. Kime sorarsanız bunu tekrar eder. Eder de herkes kendisine “adil”, herkes kendisine “demokrat”, kimse karşısındakinin ne dediğini duymuyor.

Demokrasi diyorsanız

Eğer demokrasi diyorsanız, sizin gibi düşünmeyenleri hain ve terörist diye yaftalamayacaksınız. Elbette Türkiye hem yurtdışında hem de yurtiçinde Fetullahçı Terör Örgütü, PKK ve DHPK-C ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin saldırısı altında. Bu terör örgütleriyle savaşırken, ilgisi olmayanları aynı sepete koymayacaksınız.

Terör örgütü maşası olmuş gazeteci sıfatı taşıyanlarla mesleği gerçekten gazeteci olanları genelleyip “terör örgütü üyesi” yaftası yapıştırmayacaksınız. Gerçek suçlu ile masumu ayıracaksınız.

Adalet diyorsanız

Eğer adalet diyorsanız, amasız, fakatsız Fetullahçı Terör Örgütü’nün PKK’dan, PKK’nın DHKP-C’den farksız olmadığını kabul edecekseniz. Bunu yalnız sözle değil eyleminizle de göstereceksiniz. Bu terör örgütlerinin hem amacı hem ideolojisi hem de destekçi ve üyelerine karşı olacaksınız. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğünü savunuyorsanız, terör örgütlerinin maşaları ile gerçek gazetecileri ayaracaksınız. Eğer adalet diyorsanız, Türk halkının daha tanklar sokağa çıkar çıkmaz 15 Temmuz akşamı FETÖ’cülerin planladığı darbe girişimine karşı onurlu direnişini siyasi muhalefet adına “kontrollü darbe” olarak adlandırmayacaksınız.

En önemlisi eşitlik

Hem demokrasi hem de adalet açısından listeyi uzatmak mümkün. Peki sadece demokrasi ve adalet yeter mi? Bu iki kavrama işlerlik kazandıracak üçüncü bir kavram var o da “eşitlik”. Herkesin karşısındakini kendisiyle eşit gördüğü karşısındakiyle empati yapabildiği bir düzen kurulmazsa demokrasi olmaz. Herkesin hukuk önünde kendisinin eşit olduğunu hissettiği bir düzen kurulamazsa adalet olmaz. O yüzden hem demokrasi, hem adalet hem de eşitlik…