Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Henüz büyümemiş 44'lük adam

Cumartesi, 27 Şubat 2010 - 05:00

Siz bu yazıyı okurken ben doğum günümü kutlamış olacağım. 44 yıldır yaşıyorum. Olmak istediğim yerdeyim, mutluyum. Tam da “Çok şükür” denilecek durumdayım. Fakat bir problemim var. 44 yaşındayım ama büyümüyorum. Büyüyemiyorum. Bu sadece benim problemim değil ki, bütün erkekler böyle. Babam 75 yaşında ama onun da henüz büyümediğini biliyorum...

***

Çocuk gibiyiz biz. Ve hiç belli etmesek de bir çocuktan bile daha kırılganız. Bu kırılganlığımız ortaya çıkmasın diye sertliğe başvuruyoruz bazen. Toplumun sırtımıza yüklediği “erkek olmanın ağırlığı”nı taşımak zorundayız çünkü. İki damla gözyaşı dökülse gözümüzden, “Sen ne biçim erkeksin” ithamıyla karşılaşma korkusu dolduruyor içimizi. Oysa bir kadından çok daha duyarlı olabiliyoruz kimi zamanlarda. Hatta kadınların çok da etkilenmeyeceği bazı olaylar bizim ruhumuzda derin yaralar açıyor.

***

Çocuk gibiyiz dedim ya gerçekten de öyle. Ağzımızdan çıkan sözcükler düz bir mantığı yansıtıyor. Çocuk gibi yani. Bir kadına “Neredeydin” diye sormuşsak gerçekten de nerede olduğunu merak ettiğimiz için sormuşuzdur. Bunun önünde arkasında başka bir ima, başka bir amaç yoktur. Diyelim ki başka bir şeyden şüpheleniyoruz. Diyelim ki kıskançlık dürtüsüyle hareket ediyoruz. İşte o zaman da çocuk yanımız ağır basıyor. Hiç lafı uzatmadın o kıskançlığı belli edip “Neredeydin” sorusunun ardından “Kiminleydin” sorusunu soruveriyoruz.

***

Bunlarla sınırlı değil çocukluğumuz. İlgi odağı da olmak istiyoruz. Sevdiğimiz kadının (bu sevgilimiz, eşimiz ya da annemiz olabilir) en büyük ilgiyi bize göstermesini istiyoruz. İlgisi birazcık başka yere yönelse bozuluyoruz. Eh bu noktada da hatalar yapıyoruz. Sevdiğimiz kadının başka bir erkeğe bizden daha fazla ilgi göstermesi çıldırtıyor. Hemen ilgiyi üzerimize çekmek için bir şeyler icat ediyoruz. Haydi itiraf edeyim, yalanlar bile söylüyoruz. Sevdiğimiz kadın ata binen erkekleri beğenmişse, biz birer süvari kesiliyoruz. “Onun bindiği de at mı, ben köyde bir ata binerdim, arabayla yarışırdım” deyiveriyoruz. Sonra bu yalanımız ortaya çıktığında da (ki zaten o zamana kadar başka yalanlar da söylenmiş oluyor) sevdiğimiz kadını kaybediyoruz.

***

En kararlı erkek bile bazı durumlar karşısında tıpkı bir çocuk gibi nasıl davranacağını kestiremiyor. “Durumdan vazife çıkarma” özelliğimiz yok gibi bir şey. Bunu biraz da ayrıntılara önem vermeyişimize bağlıyorum. Oysa kadınlar bütünü ayrıntıların içinde arayarak aslında analitik düşünce yeteneklerini sürekli geliştiriyorlar. Bizim düz mantığımız ise sadece neden-sonuç ilişkisini değerlendirdiğinden ayrıntıları gözden kaçırıyor. Bu durumda da kadınlar bize rahatlıkla duyarsız, dikkatsiz ve ilgisiz diyebiliyor. İşte ayrıntıları dikkate almadığımız için de yalanımız çok çabuk ortaya çıkıyor, ya da aldatma işinde çok çabuk yakalanıyoruz. Bu yazının ana fikrine gelince; yaşımız 44 de olsa biz hiç büyümeyeceğiz.